İSTANBUL (Medyascope, Buse Ok) – Diyarbakır’da 2024’te öldürülen sekiz yaşındaki Narin Güran’ın ağabeyi Baran Güran, Buse Ok’un sorularını yanıtladı. Güran, Narin Güran davasında toplumsal baskıdan uzak, delillerin ve bilirkişi raporlarının denetlenebildiği adil bir yargılama yapılmasını istedi. Babası Arif Güran’ın adalet yürüyüşüyle AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesini duyurmayı amaçladığını belirten Güran, davaya ilişkin iddiaların kamuoyuna doğru aktarılması gerektiğini savundu.

2024’te Diyarbakır’da öldürülen sekiz yaşındaki Narin’in abisi Baran Güran, Narin Güran davasında medyada yayılan haberlerin aileye etkisini, belgeselin kamuoyunun bakışını nasıl değiştirdiğini ve toplumsal baskıdan uzak, delillere dayalı adil yargılama taleplerini anlattı. Arif Güran’ın Ankara yürüyüşünde toplumun gösterdiği ilgiye dikkat çeken Baran Güran, yüzlerce, binlerce insanın kapılarını açarak babasının yürüyüşüne eşlik ettiğini, tüm partilerden bir ya da iki milletvekilinin kendilerine destek olduğunu söyledi. Güran, “Topluma gerçek bilgiyi aktardığın zaman, toplumun bu sahte senaryolara hiç inanmadığını gördük. Anlatılanların ve abartılanların gerçeği yansıtmadığını anladık” diye konuştu.
“Babam derdini Cumhurbaşkanı’na anlatmak istiyor”
Toplumsal baskıdan uzak, delillerin denetlenebildiği ve doğru bilgilere dayanan adil bir yargılama talep ettiklerini belirten Güran, konuşmasına şöyle devam etti:
“Jet hızıyla değil, delillerin denetlenebileceği şekilde, raporları veren kişilerin gerçek bilirkişi olduğu ve kendilerinin de denetlenebildiği, doğru bilgilere dayanan adil bir yargılama istiyoruz. Babamın yürüyüşünün de temel amacı sadece Sayın Cumhurbaşkanı için, ona derdini anlatmak için.”
“Belgesel, bakış açısını değiştirdi”
Aileye ve davaya yönelik tepkilerin yanlış haberlerle şekillendiğini belirten Güran, “Tabii şimdi bir aile ve bir dava linçlenmiş, hedef hâline gelmiş. Abuk sabuk haberler çıkınca insanlar ister istemez tepki gösteriyor.” dedi. “Şeytantepe” belgeselinin bu bakış açısının değişmesinde çok yardımcı olduğunu ifade eden Güran, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsanlara doğruyu anlattığın zaman en sonunda gelip hakkını helal etmeni istiyorlar. Belgesel bu bakış açısının değişmesinde çok yardımcı oldu. Belgesel yayımlandıktan sonra yüzlerce, binlerce özür mesajı aldık. Köye gelip helallik isteyenler oldu, sosyal medya üzerinden bize ulaşmaya çalışanlar oldu. Binlerce kişi vardı.”
“Hiçbir gazeteci bize söz hakkı vermiyor”
Baran Güran, aileye yönelik tepkilerin bir gazetecinin yaptığı yalan haberle başladığını ve zamanla linç kültürüne dönüştüğünü söyledi. “Gün boyunca bizden bahsediliyordu medyada. Herkes dava hakkında konuşuyordu. Ancak anlatılanların hiçbiri iddianamede yok” diyen Güran, kanıtları olmasına rağmen gazetecilerin kendilerine söz hakkı vermediğini söyledi.
Aylar sonra mahkemeye yeni deliller de sunduklarını söyleyen Güran “yeniden yargılama” taleplerinin altını çizdi. Baran Güran şöyle konuştu:
“Ben medyada anlatılan bütün haberlerin yalan olduğuna dair raporlara sahibim. Bütün gazetecilere sesleniyorum: Şu an İstanbul’dayım. Gelin, bu olayı kamuoyuna doğru bir şekilde anlatalım. Tek talebimiz, toplumsal baskının olmadığı, kanıtlarla denetlenebilen ve her vatandaşa uygulandığı gibi adil bir yargılama yapılması.”









