İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının üçüncü duruşması dördüncü günde devam etti. Duruşmada dosyada yer alan tanık, gizli tanık ve müştekilerinin beyanı alındı.

Cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 45’i tutuklu 435 kişinin yargılandığı İBB davasının üçüncü duruşmasına dördüncü günde devam edildi.
Davanın üçüncü duruşmasında, dosyada yer alan tanık, gizli tanık ve müştekilerinin beyanı alındı
Duruşmaya, tanık Yusef Arslan’ın beyanıyla başlandı. Arslan, tanık beyanında geçen iskan için Şişli Belediyesi’nin para istediğine yönelik ifadesinin konuşmalardan ibaret olduğunu söyledi.
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın avukatı Ebru Tütüncüler Cendey söz aldı. Cendey, “Paranın kime verildiğini bilmiyorsunuz değil mi” diye sordu. Arslan, “Bilmiyorum” dedi.
Tanık Ümit Gözütok’un beyanına geçildi. Gözütok, itirafçı sanık Aziz İhsan Aktaş ile sürekli görüştüğünü, 5 milyon TL ihtiyacı olduğunu söylediğini ve paranın Ömer Güngör’e teslim edilmesini istediğini belirtti. Gözütok, parayı Ömer Güngör’e verdiğini söyledi. Gözütok, paranın kime, neden teslim edildiğini bilmediğini söyledi.

Tanık Muhsin Açık, kamu ihale kurumunda yöneticilik yaptığını, bilirkişide uzman olduğunu söyledi. Muhsin Açık, iddianamede yer alan Eylem 140 ile ilgili uzman raporu hazırladığını belirtti. Geçen ay tahliye edilen İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar söz aldı. Avşar, Eylem 140’ta yer alan Bağcılar-Kirazlı metrosuna ilişkin ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasını sordu. Muhsin Açık, “İdarenin manipülasyonuna ulaşmak mümkün değil çünkü yok. Kamu zararı oluşmamıştır” dedi.
Tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un, tanık olarak gösterdiği Servet Kiraz’ın beyanına geçildi. Ali Kurt’un asistanı olarak görev yapan Kiraz, “Kamera sistemimizde biz ilk göreve geldiğimizde şöyle söyleyeyim, Ali Kurt kamera sistemini tamamen baştan aşağı yeniledi, değiştirdi. Çünkü kör noktalar vardı, bunların tespitini gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanı, “Şimdi şöyle bir beyan vardı; para verildi, verilmedi, o çantayla ilgili olarak” dedi. Kiraz, “Evet, para verildiği asılsız. Ben o konunun üzerinden tanıklık gerçekleştiriyorum. 4. kata alındıktan sonra gelen kişiler, misafirler, orada bekleme salonumuz var. Bekleme salonumuzda da kameralar görüntü ve ses kaydı alıyor. Makamın giriş kapısına kadar kameralar 7/24 çekim sağlıyor. Buraya gelen kişiler hediye getiren kişiler, bu hediyeleri biz önden alıyoruz. Makama herhangi bir şekilde hediye ile giriş genellikle yapılmıyor. Hediyeyi göstermek isteyen misafirler çıkıyor, bunlarda da şu şekilde prosedürümüz, yani işleyiş düzenimizi söylüyorum: Giriş yaptıktan sonra makama, sunum yapıldıktan sonra, takdim edildikten sonra giren kişiler makama, kapılar açıkken ben gelen hediyeyi gösteriyorum, açıyorum, gösteriyorum ve makamda tutmamak üzere biz geri alıyoruz. Buradaki iki kişi ‘Geldim, verdim’ dediği için, dediğim gibi bu prosedürü anlattım” diye yanıt verdi.
Tanık İlyas Efecan, itirafçı sanık Nezahat Kurt’un “KİPTAŞ bize liste gönderirdi” ifadesini yalanladı. Efecan, “Kesinlikle göndermedim. O dönemde Satış Müdürü değildim ancak Değerleme Departmanı bana bağlıydı. Satış süreçlerinde bizim de imzalarımız vardır. Kesinlikle böyle bir liste gönderilmedi” dedi.
“Zaten görev yaptığımız süre zarfında tapu zaten KİPTAŞ’ındı”
Tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt söz aldı. Kurt, Ali Malaz’ın yerine çöktüğümüz iddiasında öyle fiziksel veya sözlü herhangi bir tehdit uygulamamız oldu mu” diye sordu. Efecan, “Söz konusu olmamıştır. Hatta birlikte proje geliştirilmesine yönelik bile görüşmeler yapılırken kendilerinin buna yanaşmaması etkili olmuştur. Çökme gibi bir şey söz konusu olamaz. Çünkü taşınmazın tapu devirleri 2017 yılında gerçekleşmişti KİPTAŞ’a. Zaten görev yaptığımız süre zarfında tapu zaten KİPTAŞ’ındı” ifadelerini kullandı.
Tanık Tuğçe Ceren Ergen, tutuksuz itirafçı sanık Adem Soytekin’in, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın, İBB soruşturmasında 6 Mart’taki el koyma kararından bir gün sonra bir hukuk bürosunda toplantı organize ettiği iddiasını yalanladı. Ergen, Adem Soytekin’in avukatlığını da yapmış olan Onur Büyükhatipoğlu ile çalıştığını söyledi. Ergen, “7 Mart tarihli toplantıda Mehmet Pehlivan yoktu. Turan Taşkın Özer de yoktu. Dediğim isimler haricinde hiç kimse yoktu. Adliyeden döndüğümde de kim Onur Bey, yani ofisimizde güncel çalışan kişiler haricindeki kimse yoktu. Ve akşam saatte, geç saatlere kadar çalışırım ben, kimse de başka gelmedi” dedi.
Tanık Evren Erdoğan, beyan verdi. Evren Erdoğan, IŞİD’in Ekrem İmamoğlu’na yönelik suikast hazırlığının ortaya çıkması üzerine, AKP döneminde de İBB envanterinde olan küçük ve büyük tipte jammerların kullanılmaya başlandığını söyledi. Erdoğan, “Sayın başkanın güvenlik tedbirleri açısından gazetelere de yansıyan bazı terör örgütlerinin planlı eylem hazırlığında olduğuyla alakalı biz de görevimiz gereği tedbir amaçlı bu cihazları yanımızda bulunduruyorduk hep” dedi.
“Liyakat bizim esasımız oldu”
Ekrem İmamoğlu’nun İnsan Kaynakları ve Organizasyonel Gelişim Danışmanı Yiğit Oğuz Duman’ın, tanık olarak beyanı alındı. Geçen ay tahliye edilmeden önce başka dosyadan tutuklanan İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu’nun talebi üzerine tanık olarak çağrılan Duman’a sorular yöneltildi. Avukat Koçoğlu, müvekkilinin özel vasfa haiz üye iddiasıyla yargılandığını söyledi ve “İBB’ye başvuru süreciyle ilgili ne söylersiniz” diye sordu. Duman, “Liyakat esasıyla yaptığımız çalışma doğrultusunda özel sektörde yetkinliği yüksek insanları İBB’ye dahil etmek istedik” yanıtını verdi. Duman, “İnsanlar bizimle aynı fotoğrafta olmaktan korkuyordu ama iptal edilen seçimi kazanınca yüzlerce CV (özgeçmiş) aldık. Melih Geçek de değerli bir arkadaşımızdı. Ama Beylikdüzü’nden olduğu için seçilmedi. Melih’i ben ve Erol Naim önerdik” dedi.
Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya, itirafçı sanık Ertan Yıldız’ın “Medya A.Ş. İle Kültür A.Ş. fiilen Murat Ongun yönetimindedir” iddiasını sordu. Duman, “İştirakler Ertan Yıldız’ın koordinasyonunda yürütülürdü. Şirketleri genel müdürler yönetiyordu. Murat Bey iletişim alanında uzmanlık verirdi” yanıtını verdi.
Tutuklu Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Yiğit Oğuz Duman’a “Ertan Yıldız Ağaç A.Ş. Fatih Keleş’e bağlı demiştir. Bu doğru mu” sorusunu yöneltti. Duman, İmkansız, kesinlikle bir dahli yoktu” dedi. Duman, “İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in “İcra toplantılarından bahsedildi. Benim katıldığım toplantıların konuları nelerdi” sorusunaysa “Sizin icrai bir sorumluluğunuz yok. Sporla ilgili toplantıya katılmışsınızdır” diye yanıt verdi.
Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, “Burada olan veya olmayan hiçbir yöneticimizin liyakat dışında bir yöntemle işe alınmasıyla ilgili benim bir baskımı hiç yaşadın mı” diye sordu. Duman, “25 yıl özel sektörde çalıştım, burada da değerli insanlarla çalıştım. Size hazırladığım tabloda adalet, eşitlik, yenilikçilik, kadın istihdamı vardı. Liyakat da vardı. ‘Ben 5 yıldır ilçe belediye başkanlığı yapıyorum. Siyasetin değil liyakatin konuşulmasını istiyorum’ demiştiniz. Liyakat bizim esasımız oldu” dedi.
“Biz İstanbul modelini var etmek istedik”
Ekrem İmamoğlu ile Yiğit Oğuz Duman arasında geçenler şöyle:
Ekrem İmamoğlu: Evet, Yiğit Bey, mutlu oldum seni gördüğüme. Aslında sürpriz de oldu; dün arkadaşlar bahsedince bugün tanık olarak çağrıldığına, bir yanıyla sevindim, bir yandan dinleyip acaba soru sormalı mıyım diye düşünürken aslında bugün burada da eminim ki burada çalışan birçok bürokrat arkadaşın benzer sorularına muhatap olabilirsin ama hepsinin cevabının aynı olduğunu biliyorum. Onun için ben onlar adına da bir sormuş olayım: Buradaki olan veya olmayan hiçbir yöneticimizin liyakat dışında bir kriterle işe alınmasıyla ilgili, benim dışındakileri zaten reddediyorum şiddetle ama öyle bir şey olması da mümkün değil; benim böyle bir baskımı bu yaklaşık 5 yılı aşkın sürede de birlikte sürdürdüğümüz mesaide de, 6 yıla yakın zamanda hiç yaşadın mı?
Yiğit Oğuz Duman: Sayın Başkanım, ben dediğim gibi 25 yıl özel sektörde çalıştım. Burada da Türkiye’nin çok değerli liderleriyle, yöneticileriyle çalışma fırsatı elde ettim. Samimiyetle şunu söyleyeyim: Yani bu kadar insan kaynakları yönetimine, organizasyonların bütünsel yönetişimine bu kadar önem veren ve öncelik veren ve daha da önemlisi açıkçası, daha kazanılmamış bir seçimde, yönetimin dahi yönetime sorumluluğu verilmemiş bir yerde ilk düşündüğünüz konulardan birisinin “Biz bunu ne tür insanlarla, nasıl insanlarla yönetmeliyiz?” sorusunu bana sormanız bile benim açımdan çok değerli bir gündü; onu öncelikle söylemek isterim. Dolayısıyla biz o gün ben size hazırladığım tabloları hatırlar mısınız bilmiyorum, orada birkaç tane şey yazmıştım: Adalet, eşitlik, yenilikçilik gibi vurgular vardı içinde; kadın istihdamı vardı ve kesin ve kesin en önemli kelime de liyakatti. Yani o işe uygun kişiyi mutlaka almamız gerektiğiydi. Siz de bana o gün şu cümleyi kurmuştunuz, belki hatırlarsınız, hatırlamanız zor olabilir: “Ben 5 yıldır bir ilçe belediye başkanlığı yapıyorum Yiğit ve bu iş sen belki bilmezsin ama belediyeler biraz siyaseten de çok fazla baskı altında olan yerlerdir. Ben, açıkçası İBB organizasyonunun tümüyle profesyonel yönetilmesini istiyorum. İçeride siyasetin değil liyakatin konuşulmasını istiyorum. Seçimleri mutlaka buna göre yapacaksın, yapacağız, hep beraber bunu tercih edeceğiz. Bu konuda çok da dayak yiyeceğiz, emin ol; ama bunu mutlaka ayakta tutacağız” demiştiniz. Açıkçası ben o gün seçimi nasılsa kazanamayız diye biraz rahat dinlemiştim sizi. Sonra 2019 seçimi iki seçimi birden kazandıktan sonra motamot bu konuyu çalıştık açıkçası. Liyakat bizim esasımız oldu.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, sayın heyet; tabii belki uzadı süre ama bu davanın en önemli maddesinin aslında konusu bugün çok enteresan bir yerde, burada ilgili kişisiyle de buluşmuş oldu. Çünkü bu davanın temel konusu örgüt; suç örgütü tarifleniyor burada. Ve suç örgütünün temelinde de bir kamu yönetiminin örgütlenmesinin, organizasyon yapısının yattığını da bilmek gerekir. Dolayısıyla biz nasıl bir örgütlenme, nasıl bir yönetim organizasyonu yaptık, bunun da bilinmesi gerekir ve çok ciddi bir konu olduğunun altını çizeyim. Yiğit Bey, özellikle iştirakler meselesi önemli. Çünkü biz de insanız, biz de hatalarımızla varız; başka insanlar da hatalarıyla var. Dolayısıyla biz de insan tercihinde ya da bir yönetim organizasyonu yaparken de hata yapabiliriz ve yaptık da. En azından buraya gelip sorumluluğu üzerinden atmaya çalışarak; yani “Bu bana bağlı değildi, aman cıss, bundan uzağım, bundan kenarda… Yani azıcık sağından kaçayım, azıcık solundan kaçayım” diye kendini ayıklamaya çalışan insanları da burada yaşadık. Benim de açıkçası sorumluluktan kaçan insan tipinin ne kamuda ne de özel sektörde yer bulmaması gereken insan tipi olduğunu da bilirim. Çünkü o şahsi menfaatleri için oradadır, bunu da ispat eder.
Ekrem İmamoğlu: Biz İstanbul modelini var etmek istedik ve bu modelin temelinde şeffaflık, denetlenebilirlik ve aslında kamuya yönelik de bir sorumluluk ortaya koyan denetimin işletilmesinin böyle aklını oluşturan, hesap verebilirliği güçlendiren bir model arayışıydı. Bunun da insan kaynağından geçtiğini biliyoruz. Her ne kadar benim insan kaynakları masterımı ya da diplomamı çalmışsa da bu Türkiye’deki kara düzen; o çalan sistem, kendi içindeki mekanizmaya da tamamen nepotizmi, akrabayı, eşi dostu yerleştirmiştir ve Türkiye’nin başına bir borsa meselesinde, fon meselesinde nasıl bela olduğunu da bütün millet yaşıyor. Engellemeye çalıştığımız nepotizmdir diyebilir miyiz Yiğit Bey?
Yiğit Oğuz Duman: Kesinlikle, kesinlikle.
AKP Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi Pasifik Holding yöneticisi Fatih Erdoğan’ın, müşteki sıfatıyla beyan verdi. Erdoğan, savcılıktaki beyanına ekleyecek bir hususun olmadığını, şikayetinin devam ettiğini söyledi. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün avukatı Akçay Taşçı söz aldı. Taşçı, Erdoğan’a, savcılığa verdiği ifadesinde Abdülkerim Fırat’tan duyumu olduğunu kendi bilgisinin bulunup bulunmadığını sordu. Erdoğan, Abdülkerim Fırat’ın verdiği ifadeler kapsamında olayı bildiğini söyledi. Erdoğan, “siluet onayı” gerekçesiyle ruhsatların yaklaşık bir yıl boyunca bekletildiğini öne sürdü. Erdoğan, bu durumun, şirketin halka açık olması, kamuya, yatırımcılara ve bankalara karşı yükümlülükleri nedeniyle ciddi sıkıntılara yol açtığını iddia etti.
Avukat Taşcı, Eyüpsultan’daki projenizde araziyi nasıl elde ettiğini sordu. Erdoğan, belediyenin satmasıyla elde ettiklerini söyledi. Taşçı, imar planının belediyeden değil de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınmasının sebebini sordu. Erdoğan, onayları aldıklarını sadece silüet onayı nedeniyle bekletildiklerini söyledi.
İstanbul Başsavcılığı tarafından fon soygununa dair yürütülen soruşturmada Fatih Erdoğan, Mehmet Erdoğan ve Abdülkerim Fırat’ın mal varlıklarıyla ilgili tedbir kararı verilmişti. Bir gün sonrasında aynı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, üç isim hakkındaki mal varlığı tedbir kararını kaldırmıştı.
“Resmi bağış olursa bu bağışı yapabileceğimi, kreş yapabileceğimi söyledim”
Müşteki Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili Abdülkerim Fırat’ın beyanına geçildi. Fırat, Pasifik Holding olarak yaptıkları projenin “silüet onayı”na takıldığını söyledi. Fırat, Ankara’da da projeler gerçekleştirdiklerini ancak silüet onayı sorunu yaşamadıklarını belirtti. Ancak silüet onayı, İstanbul’da yapılacak büyük ölçekli veya yüksek yapıların, kentin özgün ve tarihi panoramik görünümünü bozup bozmadığının denetlenerek ilgili büyükşehir belediyesi tarafından onaylanması süreciydi
Fırat, İBB’den silüet onayı alma süreçlerinin uzamasıyla mağdur olduklarını söyledi. Fırat, silüet onayı sürecinde Gürkan Akgün ile görüştüklerini, sert bir şekilde 8 aydır bekletilmelerinin sebebinin ne olduğunu sorduğunu belirtti. Akgün’ün, silüet onayının ne demek olduğunu anlattığını söyledi. Fırat devamında, “Resmi bağış olursa bu bağışı yapabileceğimi, kreş yapabileceğimi söyledim” dedi. Fırat ve Akgün’ün görüştüğü sırada yanlarında olan Fırat’ın çalışanı şehir plancısı Aytaç Ülkebaş, Akgün’ün silüet onayı karşılığında herhangi bir para talep etmediğini söylemişti. Ülkebaş, “O konunun uzamasının sebebinin imar planındaki bir iptal kararı ve akabinde Koruma Kurulunun onayladığı projeyi geri çektiğine dair belediyeye gönderdiği bir yazı. O yüzden o süreç akamete uğramış” demişti.
İstanbul Başsavcılığı tarafından fon soygununa dair yürütülen soruşturmada Fatih Erdoğan, Mehmet Erdoğan ve Abdülkerim Fırat’ın mal varlıklarıyla ilgili tedbir kararı verilmişti. Bir gün sonrasında aynı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, üç isim hakkındaki mal varlığı tedbir kararını kaldırmıştı.
“3-5 güne takılmanızın gereği yok”
Avukat Akçay Taşçı, Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili Abdülkerim Fırat’a “Ruhsatı bağış yaptıktan sonra aldınız, doğru mu” sorusunu yöneltti. Fırat, “Görüşmeden sonra benim için konu kapandı, teknik birim takip etti” derken Taşçı, “Aralık ayında görüşme yapmışsınız, ocak ayında bağış yapmışsınız, bunu nasıl açıklarsınız” diye sordu. Fırat, “3-5 güne takılmanızın gereği yok” yanıtını verdi.
Ramazan Gülten’in avukatı Hazal Canseven söz aldı. Canseven, Fırat ile çalışan şehir plancısı Aytaç Ülkebaş’ın tanık beyanında “O konunun uzamasının sebebinin imar planındaki bir iptal kararı ve akabinde Koruma Kurulunun onayladığı projeyi geri çektiğine dair belediyeye gönderdiği bir yazı. O yüzden o süreç akamete uğramış” ifadesini sordu. Fırat, konuyla ilgili bilgisi olmadığını söyledi.




