Ruşen Çakır yorumladı: Nefesimizi tuttuk listenin açıklanmasını bekliyoruz

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soruşturması kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmesini ve kamuoyunda tartışılan fon listesiyle ilgili iddiaları ele aldı.

Ruşen Çakır, “Nefesimizi tuttuk listenin açıklanmasını bekliyoruz” başlıklı videosunda fon soruşturması kapsamında tartışılan fon listesine ilişkin iddiaları ve eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmesini değerlendirdi.

Çakır, fonlardan para çekenlerin yer aldığı öne sürülen listenin neden açıklanmadığını sorguladı. Mehmet Şimşek’in listenin açıklanmasına ilişkin sözlerini değerlendiren Çakır, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir karar vereceğini ve soruşturmanın başka siyasetçilere uzanıp uzanmayacağını tartıştı.

“Siyasi iradenin karar vermesi bekleniyor”

Soruşturma kapsamında yer alan isimlere ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Meclis’teki açıklamalarına değinen Çakır, süreçteki belirsizliği şöyle aktardı:

“Soruşturmada şu ana kadar siyasetçi olarak Fatma Betül Sayan Kaya ve Profesör Ertan Aydın tutuklandı. Ancak iddialara göre listede 60 AKP milletvekili, 180 yargı mensubu ile 30 vali ve kaymakam bulunuyor. Bakan Mehmet Şimşek Meclis’te verilerin kayıtlı olduğunu ve kendisinin de listenin açıklanmasını tercih edeceğini belirterek kararın siyasi iradeye, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlı olduğunu ifade etti. AKP içinden Abdulhamit Gül, Özlem Zengin ve Leyla Şahin Usta gibi isimler ile iktidar medyasından bazı yazarlar listenin açıklanması gerektiğini söylüyor fakat ‘lekelenmeme hakkı’ gerekçesiyle açıklanmıyor. Fatma Betül Sayan Kaya da ismi ifşa edilmeseydi görevine devam ediyor olabilirdi. İktidar şu anda bu durumun yetip yetmeyeceğini tartıyor.”

Nefesimizi tuttuk listenin
Ruşen Çakır yorumladı: Nefesimizi tuttuk listenin açıklanmasını bekliyoruz

“AKP içindeki güç odakları arasında alttan alta bir çatışma var”

Fon soruşturmasının parti içi dengelere yansımasını ve farklı grupların tutumunu değerlendiren Çakır, şunları kaydetti:

“AKP içerisinde farklı güç odakları ve çıkar grupları bulunuyor. Soruşturmaya bulaşmamış olan kesimler kendilerini avantajlı hissediyor ve bu krizi diğer grupları tasfiye etmek için bir fırsat olarak değerlendirmek istiyor. İktidar medyasında Akın Gürlek’in açıklamalarına dair farklı tutumlar sergilenmesi de bu çatışmanın bir göstergesi. Önlerindeki seçenek ya bu isimleri ifşa edip gereğini yapmak ya da olayın üstünü örtmeye çalışmaktır. Ancak üstü örtülürse tabandan ve toplumdan gelen tepkileri yatıştırmak kolay olmayacaktır.”

Çakır, muhalefet partilerinin de liste konusundaki söylemlerinde dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, bu listenin er ya da geç kamuoyu tarafından öğrenileceğini düşündüğünü belirtti.

Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları.

Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanması bir dönüm noktası oldu. AK Partililer, AK Parti’nin değişik kademelerindeki isimler bunu bir zafer gibi vermeye çalışıyorlar. Kendilerinin nasıl kararlılıkla içlerindeki kötüleri ayıkladıklarını gösterdiğini söylüyorlar. Böyle bir iddiaları var. Ve Erdoğan’a referans veriyorlar, ‘‘Nereye giderse gitsin sonuna kadar mücadele ediyorlar’’ ama daha yolun başındayız. Şu ana kadar siyasetçi olarak bir buçuk kişi diyelim. Fatma Betül Sayan Kaya çok önemli bir isimdi. Bakanlığı var ve bu olaylar olduğu zaman AK Parti’nin genel başkan yardımcısıydı. Onun öncesinde Erdoğan’ın eski danışmanlarından Profesör Ertan Aydın tutuklandı. Onun dışında siyasetçi yok. Bu portföy şirketlerinin yöneticileri, çalışanları ve finans bürokrasisinden eski ve yeni yani görevdeki bazı yöneticiler. Onun dışında bir yere uzanmadı. ‘‘Nereye giderse gitsin’’ deniyor ama gidilmiyor ve ortada bir düğüm var. O düğüm de ne? Liste. Başından beri bir listedir gidiyor. İsimler belli. En son Bakan Mehmet Şimşek’e Meclis’te komisyonda sordular liste niye açıklanmıyor diye. Mehmet Şimşek de şunu söyledi: ‘‘Bütün her şey kayıtlı. Onda hiçbir sorun yok. Şahsen mümkünse açıklanmasını tercih ederim’’ dedi. Kendisinin elinde o liste var. ‘‘Mümkünse açıklanmasını tercih ederim’’ derken ‘‘Ben yapamam, siyasi karar verilmesi lazım’’ diyor. Ve tabii ki buradaki siyasi merci de Erdoğan. Sadece Mehmet Şimşek değil bunu söyleyen. AK Parti’nin grup başkanvekillerinin çoğu; mesela Abdulhamit Gül, mesela Özlem Zengin, mesela Leyla Şahin Usta da değişik vesilelerle bu listenin açıklanması gerektiğini söylediler. İktidar yanlısı medyada yazan ya da yorum yapan bazı isimler de aynı şekilde bunların açıklanmasını söylediler. Ama açıklanmıyor. Neden açıklanmıyor? ‘‘Lekelenmeme hakkı’’ diye bir şey söyleniyor, sanki bu siyasi iktidar buna çok önem verirmiş gibi.

Peki listede kim var? Değişik spekülasyonlar var ama bir söylenen husus 60 AK Parti milletvekili olduğu söyleniyor. Ya doğrudan kendileri ya da yakınları. Bunu Özgür Özel de söylemişti, eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar da söyledi. Yine Şamil Tayyar’a göre 180 yüksek yargı mensubu, 30 vali ve kaymakam söz konusuymuş. Bunlar ne yapmışlar? Bunlar 1-16 Eylül arasında 401 milyar Türk lirasının çekilmesinde var olan kişiler. Birtakım gerçek kişiler var, birtakım tüzel kişiler var bu süreçte o vurgunu yapanlar. Neden vurgun? Çünkü bu fon olayı büyüyor büyüyor, acayip para toplanıyor ama bir yerde batış yaklaşıyor. Batış yaklaşınca içeriden bilgiler sızdırılıyor ve bu kişiler, örneğin Fatma Betül Sayan Kaya ve diğer kişiler, milletvekilleri, yargı mensupları paralarını, tabii ki ana paralarını değil sadece, bir de arada kazandıklarını diyelim, hak edilmemiş bir kazanç olduğu ortada, alıp gidiyorlar. Ve şimdi biz bakıyoruz, nefesimizi tuttuk, Erdoğan bunu açıklayacak mı? Daha doğrusu Erdoğan açıklamayacak tabii de, Erdoğan açıklanmasına izin verecek mi? Bu çok ciddi bir siyasi krizi beraberinde getirir. Aynı zamanda yargı mensupları, vali, kaymakamlar varsa eğer iddia edildiği gibi, bir devlet krizini de beraberinde getirir. Ama bir yerden sonra bunlara yönelmek zorunda kalabilir siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan. MHP zaten diyor ki ‘‘yapılsın’’, çünkü kendileri söz konusu değil, kendi milletvekilleri ya da kendi bürokratları söz konusu değil anlaşılan ve şu anda bekliyoruz Erdoğan ne yapacak diye.

Şimdi dün Kemal Can’la da konuştuk; medyada birileri, bir de muhalif diye bilinen birtakım isimler de Erdoğan’ın çok kararlı olduğunu, Akın Gürlek’in çok iyi iş çıkardığını falan ballandıra ballandıra anlatıyorlar, sanki bir şeyleri kazıyarak buluyorlarmış gibi. Halbuki olay çok açık. Olay her şey açık. Bütün failler açık. Paraları kimlerin ceplerine attığı açık. Yani burada araştırılacak, edilecek bir şey yok. ‘‘Nereye kadar giderse gitsin’’ deniliyor; gidileceği yer belli. Ama burada bir kararın verilmesi lazım. Şu haliyle baktığımızda Fatma Betül Sayan Kaya eğer YENİ Parti tarafından adı açıklanmasaydı belki o da diğerleri gibi o listede lekelenmeme hakkıyla beraber köşesinde hâlâ AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olarak yola devam ediyor olacaktı. Bir şekilde ifşa edildiği için kurban edildi. Şimdi iktidarın önünde böyle çok zor bir seçenek var; ya bu isimleri ifşa edecek ve gereğini yapacak bir şekilde, bu ama aynı zamanda kendisini çok zor duruma düşürecek ya da bu olayın üstünü örtmeye çalışacak. Ama o zaman da kendi tabanından ve genel olarak toplumdan gelen tepkileri yatıştıramayacak. Benim tahminim şu; Fatma Betül Sayan Kaya olayından sonra bir müddet beklenecektir. ‘‘Bu yetiyor mu?’’ diye beklenecektir. Yetiyor gibi gözükürse sakin sakin bir şekilde paralar ödenebildiği kadar ödenip bu olay gündemden düşürülmeye çalışılacaktır. Bu arada gündemde tutmaya çalışanlara yönelik birtakım baskılar şunlar bunlar olacaktır. Ondan sonra karar verilecektir.

Ama burada bir başka önemli denklem var, o da şu: AK Parti içerisinde farklı güç odakları, çıkar grupları var ve bunların arasında çok ciddi bir çatışma, alttan alta süren çatışma bu fon kriziyle beraber iyice daha alenileşmeye başladı ve burada bu olaya bulaşmamış olanlar kendilerini avantajlı hissediyor ve bulaşmış olduğunu bildikleri kişileri bu kriz sayesinde tasfiye edebilmeyi umuyorlar. Medyada, değişik iktidar yanlısı medya kuruluşlarının değişik pozisyonlar aldıklarını görüyoruz. Mesela kimisi Akın Gürlek’in o meşhur, organize bir sızma olduğu, bir yapılanma olduğu açıklamasını görmezden gelirken kimileri sürmanşet verdi gibi. Bunu özellikle vurgulamak lazım. Birtakım AKP içerisinde bazı güçler diğer güçleri bu sayede tasfiye etmek istiyorlar. Burada önemli olan toplumun bu listenin açıklanmasını ve gereğinin yapılmasını talep etmesi. Esas önemli olan husus bu. Hiç kimse Erdoğan’ın ya da ülkeyi yöneten başka birisinin, hani gerçekten sonuna kadar gitme arzusuyla bu listeyi bir an önce açıklamasını beklemesin. Çünkü öyle bir niyet olsaydı çoktan açıklanırdı, çoktan gereği yapılırdı. Gereğinin yapılmaması için çaba sarf ediliyor.

Bu arada bir not düşmek istiyorum. Hatırlanacaktır, CHP İzmir milletvekili Ümit Özlale — İYİ Parti’den seçilip önce CHP sonra YENİ Parti’ye geçti — kalktı bir gün dedi ki, bir perşembe ya da cuma günüydü, Erdoğan’a seslendi, “O listeyi açıklayın pazartesi gününe kadar, yoksa biz açıklayacağız.” dedi. Bekledik, merakla bekledik. Erdoğan açıklamadı tabii. Ümit Özlale de açıklamadı. Yani elinde liste vardı da açıklamadı değil herhalde. Bu tür şeyleri de yaparak insanların bu kadar kritik bir noktadaki beklentilerini suya düşürmemesi de gerekiyor muhalefetin diye bir not düşeyim. Evet, bekliyoruz. Liste açıklanacak mı, ne zaman açıklanacak? Bir şekilde listenin ifşa olacağını düşünüyorum, er ya da geç, çok geç olmadan. Yani böyle er ya da geç derken birkaç yıl sonrayı kastetmiyorum, çok geçmeden o liste bir şekilde kamuoyu tarafından bilinecek. Bakalım devlet kendisi mi açıklayacak, yoksa birileri sızdıracak ve birtakım muhalefet partileri, muhalefet sözcüleri mi açıklayacak? Bakalım, bekliyoruz nefesimizi tutmuş bir şekilde.

Bugünün ithafına gelecek olursak, 1980 yılında 50 yaşında ölen, herhalde dünya demesek de Amerikan sinemasının en yakışıklı erkek oyuncularından birisi Steve McQueen’den bahsetmek istiyorum. Bir sporcu, araba yarışçısı, motosiklet binicisi, artık her şeyi olan birisi ama deli gibi sigara içermiş. O tarihlerde sinema oyuncularında çok yaygın bir şey belli ki. İlk başta Western’de başlıyor, kovboy filmleriyle. Sonra macera filmleriyle devam ediyor. 1960’ta 30 yaşında bir “The Magnificent Seven”, böyle çok acayip bir kadrolu, Yul Brynner, Charles Bronson’lu falan bir kadroyla yapılmış bir filmde oynamıştı. Daha sonra aynı ekiple bir İkinci Dünya Savaşı filminde oynadığını hatırlıyorum. Bunlar bizim çocukluğumuzda seyrettiğimiz filmler. Ama en çarpıcı filmi “Papillon” (Kelebek), Henri Charrière’in kendisinin, bir Fransız yazar, cezaevinden kaçış öyküsüdür, roman. Çok satan bir roman olmuştu o. Onun filminde Dustin Hoffman’la oynamışlardı. Bir “Le Mans” diye bir film var. Le Mans çok ünlü bir otomobil yarışı şehri. Orada, ki kendisi gerçekten otomobil yarışçısı olarak büyük bir şevkle oynadığını biliyoruz. Bir de “The Getaway” (Kaçış) diye bir filmi var. Orada Ali MacGraw’la oynuyor ve o filmden sonra da evlendiler. Ve sonra da boşandılar tabii. Bu film de benim çok sevdiğim yönetmenlerden — bir ithafım da onaydı — Sam Peckinpah’ın yönettiği. Steve McQueen hep iyi yönetmenlerle, macera filmi yönetmenleriyle ve star, yıldız kadın oyuncularla oynamış ama erkenden yani 50 yaşında kanserden hayatını kaybetmiş. Kanserle mücadele etmek için Meksika’ya gidiyor. Orada kanserle mücadelede etkili olan doğal birtakım ilaçlar olduğunu düşünüyor. Orada tedavi görürken 50 yaşında hayatını kaybetmiş. Çok, nasıl söyleyeyim, hani sanat filmlerinde oynamamış, polisiyelerde oynamış, kısmen aşk filmlerinde oynamış, hayatı sporla geçmiş ilginç ve çok parlak bir isimdi Steve McQueen. Kendisini saygıyla anıyorum.

Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş