İSTANBUL (Medyascope, Financial Times) – Financial Times, 455 binden fazla yatırımcıyı etkileyen 20 milyar dolarlık fon krizini inceledi. Gazete, iddiaların hükümetin üst kademelerine uzandığını ve soruşturmanın genişlediğini aktardı.

İngiliz gazetesi Financial Times (FT), Türkiye’deki yatırım fonu krizini kapsamlı bir dosyayla ele aldı. FT’ye göre 20 milyar dolarlık kriz, 455 bini aşkın küçük yatırımcının birikimini riske atıyor. Bu yatırımcıların önemli bir kısmı, yüzde bine varan getiri beklentisiyle fonlara yönelmişti.
İstanbul merkezli GlobalSource Partners’tan Atilla Yeşilada, uluslararası kamuoyunun krizin boyutunu tam kavrayamadığını söyledi. Yeşilada’ya göre konu, şu anda Türkiye’de ulusal gündemin ilk sırasında yer alıyor. FT, krizin 1,8 trilyon dolarlık Türkiye ekonomisine yönelik güveni sarstığını yazdı. Gazeteye göre NATO müttefikleri, Türkiye’yi Ortadoğu’daki istikrarsızlığa ve Rusya’ya karşı önemli bir set olarak görüyor.
FT: Mahkemeler çok sayıda eski üst düzey yöneticiyi tutukladı
FT, Bernard Madoff vakası gibi skandallardan farklı olarak bu krizdeki iddiaların hükümetin en üst kademelerine uzandığını yazdı. Aralarında yönetimden isimlerin de bulunduğu eleştirmenler ise krizi, 24 yıllık merkezi yönetim döneminde kurumların aşınmasına bağlıyor. Gazeteye göre kriz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi ardılına ilişkin tartışmaların öne çıktığı bir döneme denk geldi.
Mahkemeler, soruşturma kapsamında Borsa İstanbul’un eski başkanını, Merkez Bankası’nın eski başkan yardımcısını ve eski OECD büyükelçisini tutukladı. Tutuklular arasında, Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” seçim sloganını tasarlayan eski Cumhurbaşkanlığı danışmanı da yer alıyor. Ülkenin en büyük hayat dışı sigortacısı Türkiye Sigorta’nın eski genel müdürü ile genel müdür yardımcısı da cezaevinde bulunuyor. Erdoğan’ın başkanlık ettiği Türkiye Varlık Fonu, bu şirketin kontrolünü elinde tutuyor. Soruşturma, rüşvetten piyasa dolandırıcılığına, görevi kötüye kullanmaktan suç örgütüne katılmaya kadar uzanan iddiaları kapsıyor. Şüphelilerin bir kısmı suçlamaları reddederken diğerleri iddialara ilişkin kamuoyuna herhangi bir yanıt vermedi.
SPK’da iki başkan art arda görevden ayrıldı
Krizin ardından Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) art arda iki başkanı görevden ayrılırken bunlardan biri sağlık sorunlarını gerekçe gösterdi. Bir hazine ve maliye bakan yardımcısı da mahkemenin damadını tutuklamasının ardından emekliye ayrıldı. Siyasi hiyerarşide en üst düzeydeki ayrılık ise AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifasıyla geldi.
Erdoğan krizi “cerrah titizliğiyle” ele aldıklarını söylese de FT, parti kadrolarında ve müttefiklerde ciddi bir rahatsızlık bulunduğunu yazdı. Hükümete destek veren İslamcı bir grup, iki sayfalık bildirisinde krizi kaza değil, göz yumma ve kayırmacılığın sonucu olarak değerlendirdi. Consello’nun jeopolitik risk direktörü Wolfango Piccoli ise krizi bir sistem arızası değil, sistemin gerçekte nasıl işlediğinin göstergesi olarak tanımladı. Piccoli’ye göre bu tablo, düzenleyici kurumların zaman içinde zayıfladığı bir kurumsal çürüme hikâyesini anlatıyor.

Tera’nın ana fonu 2025 için yüzde 4 bin 233 getiri açıkladı
Birikimi olan 6 milyon TL’yi (120 bin dolar) “Fonzi” fonlarından birine yatıran Alican Mordalga, bu kararından pişmanlık duyuyor. Mordalga, fonların yeraltı yapılanmaları değil, yasal denetim altındaki kuruluşlar olması nedeniyle onlara güvendiğini anlattı. Birçok yatırımcı gibi Tera Grup’un kurucusu Emre Tezmen’in tanıtım materyallerini izleyen Mordalga, “Kimsenin böyle bir şeyin olabileceğini hayal ettiğini sanmıyorum” dedi.
53 yaşındaki Tezmen, Tera’yı 2005’te kurdu. FT’ye göre Tezmen’in geniş bir finans grubuna dönüştürdüğü Tera’nın aracı kurumu ve fonları, skandalın merkezinde yer alıyor. Tezmen, Şubat 2025’te Gentleman dergisine verdiği röportajda finansa ilgisinin 1987 yapımı Wall Street filmiyle başladığını anlatmıştı. Tera’nın kurumsal sunumlarına göre ana fon TLY, 2025’te yüzde 4 bin 233 getiri sağlarken Borsa İstanbul’un getirisi yüzde 13’te kaldı.
Fonlar aynı hisseleri alarak fiyatları yükseltti
FT, soruşturmacıların incelediği bu işlemleri 1920’lerin Wall Street’indeki “pompala ve boşalt” düzenlerine benzetiyor. Gazeteye göre fonlar, bağlantılı şirketlerde yoğun pozisyon biriktirerek hem hisse fiyatlarını hem de kendi net varlık değerlerini yükseltti. Yüksek getiriler yeni yatırımcıları çekerken fonlar, gelen parayla aynı ya da bağlantılı hisseleri almayı sürdürdü. Analistlere göre zaman zaman şirket tahvili ihraçları da bu döngüde hisse alımlarını ve yatırımcı çıkışlarını finanse etti.
İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, geçen aralıkta Meclis’te sermaye piyasalarının “bataklığa” döndüğünü söyleyerek hükümetin neden harekete geçmediğini sordu. Taş, yatırımcıların havuz yöntemi, kendi kendine işlem ve manipülasyon yoluyla zarara uğradığını öne sürdü.
Taş’ın hatırlattığına göre Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de daha önce piyasalar konusunda benzer biçimde uyarmıştı. AKP’li bir milletvekili ise piyasadaki bozulmalarla “kararlılıkla” mücadele ettiklerini söyleyerek “Türkiye Yüzyılı”nın finansal mimarisinin “sağlam” olduğunu savundu. Meclis Genel Kurulu da muhalefetin önerdiği araştırma önergesini kısa sürede oylayarak reddetti.
Uyarılar krizden aylar önce gündeme geldi
Şimşek ve Merkez Bankası başkanının yer aldığı Finansal İstikrar Komitesi de sorunu geçen aralıkta gündemine aldı. SPK’nin sonraki açıklamasına göre komite, bazı portföy yönetim şirketlerinin ekonomik gerçeklikle örtüşmeyen fiyat hareketlerine yol açmasından kaygılanıyordu. Tera’nın getirilerini sorgulayan MASAK eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, yetkilileri defalarca uyarmasına rağmen kimsenin dikkate almadığını söylüyor. Emniyetin nisanda “yanıltıcı bilgi yayma” şüphesiyle gözaltına aldığı Başak, daha sonra serbest kalarak suçlamaları reddetti.
Endeks sağlayıcısı MSCI de haziranda koordineli işlemlerin borsa fiyatlarını bozabileceği konusunda uluslararası yatırımcıları uyardı. Coinradar’ın kurucu ortağı Cenk Gültekin, usulsüz işlemlerin büyük kısmının kamuya açık olmasına rağmen erken bir müdahaleyi tetiklemediğini belirtti. FT, 1720’deki Güney Denizi Balonu’nun da İngiltere’nin spekülasyonu sınırlamak için çıkardığı yasadan yalnızca aylar sonra patladığını hatırlatıyor. Finansal spekülasyon tarihçisi Edward Chancellor’a göre büyük balonlar genellikle yönetici sınıfın desteğiyle büyürken patlamalarının ardından her zaman siyasi bir hesaplaşma başlıyor.
Erdoğan haksız kazanç elde edenlerin yargıya hesap vereceğini söyledi
Erdoğan da 21 Ekim’deki AKP toplantısında, haksız ve fahiş kazanç elde edenlerin yargı önünde hesap vereceğini vurguladı. FT’nin aktardığına göre şu anda 400’den fazla kişi yargılama süreciyle karşı karşıya bulunurken tutuklama sayısı 100’ü aştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise bu hafta finans bürokrasisinin en üst kademelerine uzanan “kapsamlı bir suç örgütüne” dikkat çekti. Devletin olaylara ilişkin denetim raporu da yıl sonuna doğru Erdoğan’ın masasına ulaşacak.
Hükümet, mağdur yatırımcılara fon başına 1 milyon TL’ye kadar ödeme imkânı sağlarken bir “pişmanlık hesabı” da açtı. Olağanüstü kazanç elde eden kişiler, bu hesaba yatıracakları tutarlarla kârlarını gönüllü olarak devlete iade edebiliyor. Eleştirmenler ise sistemin şeffaf olmadığını ve hem sorumluların hem de hükümetin konuyu geçiştirmesine imkân tanıyabileceğini savunuyor. Piccoli, AKP’nin geçmişte de hızlı hareket edip bazı isimleri gözden çıkararak hukukun işlediğini ilan ettiğini hatırlattı. Piccoli’ye göre geçmişte işe yarayan bu yöntemin bu kez de sonuç vermemesi için bir neden bulunmuyor.

Şamil Tayyar, AKP’nin oylarının bir ayda yüzde 6 düştüğünü öne sürdü
Krizden şirketleri zarar gören AKP Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı da süreçte “ağır ihmal” ve yetki istismarı bulunduğunu savundu. Hükümete yakın bir köşe yazarı ise parti elitlerini ofislerinin konforundan çıkıp süslü sözlerden bıkan seçmenle yeniden bağ kurmaya çağırdı. Tüketici güveni yalnızca ekimde yüzde 8 gerilerken Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, Erdoğan’a ulaşan özel bir ankete dikkat çekti. Tayyar’a göre bu anket, AKP’nin oylarının yalnızca bir ay içinde yüzde 6 düştüğünü gösteriyor.
Anketlerin önemi en geç 2028’de gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle artarken kamuoyunda Erdoğan’ın yeniden aday olacağı görüşü yaygın. Ancak Anayasa’daki üçüncü dönem engeli, Türkiye’yi Erdoğan’dan sonra kimin yöneteceğine ilişkin tartışmaları da gündemde tutuyor. Eski Cumhurbaşkanlığı metin yazarı Aydın Ünal ise skandalın, iç rakiplerin Erdoğan’a kurduğu bir “tuzak” olabileceğini öne sürdü.
İFÖD: Son iki ayda 2 binden fazla hesap erişime kapandı
FT’ye göre bağımsız gazeteciler de bu süreçte artan bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Emniyet, 14 Ekim’de Fonzi’den ayrı bir yolsuzluk soruşturması kapsamında, ülkenin en yüksek izleyicili kanallarından Halk TV’ye baskın düzenledi. Devlet daha sonra, Fonzi skandalını kapsamlı biçimde haberleştiren kanalın yönetimine kayyum atadı. Bu müdahale, yetkililerin iki hafta önce bağımsız haber sitesi T24’e farklı gerekçelerle erişim engeli getirmesinin ardından geldi.
İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) verilerine göre son iki ayda erişime kapanan 2 binden fazla sosyal medya hesabı, 2015-2025 dönemindeki toplamın neredeyse yarısına denk geliyor. Fonzi skandalını “yüzyılın soygunu” olarak niteleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’ye yönelik müdahaleye tepki gösterdi. Özel, kamuoyu fon skandalında hesap beklerken şafak vakti kanal basıp kayyum atamanın yalnızca diktatörlere özgü olduğunu söyledi.

Borsa İstanbul son iki ayda yaklaşık 100 milyar dolar değer kaybetti
FT’ye göre yüzde 30 dolayında enflasyon ve yüzde 40’ın üzerinde borçlanma maliyetiyle karşı karşıya olan ekonomi, sermayeye ihtiyaç duyuyor. Küresel faizlerdeki yükseliş ise bu sermayeye erişimi önümüzdeki dönemde daha da zorlaştırabilir. Borsa İstanbul, son iki ayda üçte bire yakın gerileyerek yaklaşık 100 milyar dolar değer kaybetti. Finans analistlerine göre henüz gelişme aşamasındaki şirket tahvili piyasası da bu süreçte baskı altına girdi. Bürümcekçi Araştırma’nın tahminine göre net rezervler, kriz başından bu yana 30 milyar dolardan fazla azalarak 38 milyar dolara geriledi.
İş dünyası temsilcileri, World Justice Project endeksinde 143 ülke arasında 117. sırada yer alan Türkiye’de hukuk sorunlarının yatırımı caydırdığını söylüyor. AKP’nin güçlü olduğu Elazığ’daki bir iş toplantısına katılan bir iş insanı, “Kötü gitmiyoruz ama kesinlikle iyi de gitmiyoruz” dedi. FT’ye göre kapsamlı bir düzenleyici reform, güveni yeniden sağlayarak İstanbul’u uluslararası finans merkezi yapma planlarını canlandırabilir. Şimşek de bu ihtimale işaret ederek süreci “Bir musibet bin nasihatten iyidir” sözleriyle değerlendirdi. Birikimini kaybetme riskiyle karşı karşıya olan Mordalga ise Borsa İstanbul’a bir daha güvenip güvenemeyeceğini bilmediğini söylüyor. Türkeş Taş da 10 ay önce Meclis’te, bilgiye sahip yetkililerin zamanında harekete geçmemesinin suç ortaklığı olup olmadığını sormuştu.





