Ruşen Çakır, Epstein skandalının küresel güç ağlarını yeniden tartışmaya açtığını belirtirken, Noam Chomsky’nin dosyayla anılmasının kendisinde derin bir hayal kırıklığı yarattığını söyledi.
Gazeteci Ruşen Çakır, son değerlendirmesinde dünya gündemini sarsan Jeffrey Epstein skandalını ve skandalın gölgesinde adı geçen Noam Chomsky ile ilgili iddiaları mercek altına aldı.
Epstein dosyasının yalnızca bir “cinsel istismar davası” olarak görülemeyeceğini vurgulayan Çakır, meselenin arka planında küresel ölçekte güç, imtiyaz ve nüfuz ilişkilerinin bulunduğunu belirtti. Bu nedenle yıllardır dile getirilen birçok komplo teorisinin artık daha gerçekçi göründüğünü ifade etti.
“Benim için en sarsıcı kısım Chomsky”
Ancak Çakır’a göre dosyanın en çarpıcı boyutu, kişisel olarak düşünce dünyasında özel bir yere sahip olan Chomsky’nin Epstein’la bağlantısına dair iddialar.
Gazetecilik serüveninde Chomsky’nin fikirlerinden yoğun biçimde etkilendiğini anlatan Çakır, özellikle “Rıza Üretimi” kitabının kendisi için bir kırılma noktası olduğunu söyledi. Chomsky’yi yıllarca Amerikan sisteminin kapitalist ve emperyalist yönlerini en açık biçimde eleştiren, ezilenlerin yanında duran, bedel ödemeyi göze alan bir entelektüel olarak gördüğünü kaydetti.
Bu nedenle Chomsky’nin Epstein’ın uçağında çekilmiş fotoğrafları ve 2008’deki mahkûmiyetinden sonra da temasını sürdürdüğüne dair iddiaların kendisinde “ciddi bir hayal kırıklığı” yarattığını dile getirdi.

“Gazeteciler herkesle görüşür ama…”
Çakır, gazetecilik gereği farklı siyasi ve ideolojik kesimlerden isimlerle görüşmenin normal olduğunu, ancak Chomsky gibi sembolik bir figürün bu tür isimlerle yakın ilişki kurmasının açıklanmasının zor olduğunu söyledi.
Chomsky’nin yalnızca Epstein’la değil, eski Trump danışmanı ve yeni sağın ideologlarından Steve Bannon ile de fotoğraflarının bulunmasının soru işaretlerini artırdığını belirtti.
“Mirası gölgelenmesin diye üzülüyorum”
Çakır, 98 yaşındaki düşünürün böylesi bir tartışmayla anılmasının, onlarca yıllık entelektüel mirasını gölgelemesinden endişe ettiğini vurguladı. Batı’da giderek yaygınlaşan “iptal kültürü”ne de değinen Çakır, Chomsky’nin hayatı boyunca savunduğu değerlerin bu ilişkiler üzerinden tartışmaya açılmasının üzücü olduğunu ifade etti.
Konuşmasında kişisel bir göndermede de bulunan Çakır, gençliğinde ilgiyle takip ettiği eski NBA oyuncusu Gilbert Arenas’ı anarak, hayatında iz bırakan figürlerin beklenmedik tartışmalarla gündeme gelmesinin yarattığı duygusal kırılmaya dikkat çekti.
Çakır’a göre Epstein dosyası kapanmayacak; aksine küresel güç ağları, elit ilişkileri ve entelektüel sorumluluk tartışmalarını daha da derinleştirecek.
Deşifre: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler. Dünyanın gündeminde Epstein skandalı var. Aslında uzun zamandır gündemde ama parça parça birtakım belgeler açıklandı ve en son çok yoğun bir belge bombardımanı, bir enformasyon ve dezenformasyon bombardımanıyla tüm dünyanın gündeminde Epstein var. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ni epey bir karıştırıyor. İç siyaseti de karıştıracağa benziyor. Ama sadece orayı değil, Avrupa’yı da, dünyanın değişik bölgelerinde kısmen Türkiye’yi de ilgilendiren ilginç ilişkiler, suçlamalar var. Olayın en temelinde bir istismar, cinsel istismar; özellikle yaşı küçük çocuklara yönelik cinsel istismar var. Ama onun ötesinde küresel anlamda yayılan bir güç ve imtiyaz, nüfuz değiş tokuşu var. Trampa usulü; o onu veriyor, bu bunu alıyor ve Epstein denen kişi de bunun çok önemli bir yerinde duruyor anlaşıldığı kadarıyla. Çok sayıda komplo teorisi de var ama aynı zamanda bu Epstein olayı bugüne kadar dile getirilen birçok komplo teorisinin de aslında çok da abartılı olmadığını düşündürmüyor değil. Neyse, şöyle bir izlenim. Herkes bu konuda çok şey söylüyor. Ben genellikle izlemeyi tercih ettim. Mide bulandırıcı olduğunu özellikle söylemek lazım. Ama şöyle bir hissiyatım var. Bu kadar büyük gürültünün ardından büyük bir örtbas gelecek ve zaten Epstein de cezaevinde öldüğü ya da öldürüldüğü için olay büyük bir ölçüde dedikodular şeklinde tarihe kapılıp gidecek.
Burada beni kişisel olarak en çok ilgilendiren husus, ki yayını onun üzerine yapıyorum, Noam Chomsky olayı. Chomsky’nin de Epstein’le arkadaş olduğu, yakın olduğu görülüyor. Bu fotoğraf zaten belli ki Epstein’in uçağında. Çok kez görüştükleri ve Chomsky’nin Epstein’e sahip çıktığı, daha ilk yargılanıp ceza alması, 2008’de mahkum olmasından sonra da onunla ilişkisini sürdürdüğü şeklinde. Beni niye ilgilendiriyor? Çünkü Chomsky benim hayatımda, düşünce hayatımın şekillenmesinde ve gazeteciliğimde de çok etkili olmuş birisidir. Gazeteciliğimin ilk yıllarından itibaren Chomsky’nin özellikle ‘‘rıza üretimi’’ dediği, Edward Herman’la kaleme aldıkları kitap. Onu orijinalinden Türkçeye çevrilmeden okumuş, çok etkilenmiştim. Ama onun ötesinde Chomsky bize Amerikan sistemini, Amerika’nın hem kapitalist hem emperyalist yönünü çok bariz bir şekilde gösteren bir entelektüel olarak sivrilmişti. Vietnam Savaşı’ndan itibaren tüm önemli olaylarda pozisyon almış ve ilk yazdığı kitaplardan birisi de zaten ‘‘Aydınların Sorumluluğu’’ üzerine. Kendisi dil bilimci. Bu konuda, dil biliminde, çok anladığım bir konu değil ama çok yetkin, çığır açıcı birisi olduğunu duyuyorum, biliyorum. Ama ben onu tabii ki dil bilim üzerinden değil aldığı pozisyonlar, tavırlar, aktivizm üzerinden ve yazdığı kitaplar üzerinden tanıyorum. 140-150 kitap yazdığını söylüyorlar. Bunun önemli bir kısmı herhalde dil bilimi üzerine ama onun dışında tüm herkese, Amerikalılara ve tüm dünya vatandaşlarına yönelik yazıp çizdikleri var.
Daha anarşist olarak Chomsky ile ilk tanıştığım, ilk okumaya başladığım zaman, onu bilenler bana “Aman dikkat et anarşisttir.” demişlerdi. Anarşist derken tabii ki felsefi anlamda anarşizmi kastediyorum. Biz Marksizmden gelenlerin gözünde anarşizm mesafeli durulması gereken bir ideolojiydi. Chomsky ne kadar anarşist bilmiyorum ama ‘‘anarşistlik de hiç de kötü bir şey değilmiş’’ duygusunu bende yaratmış birisiydi. Hakkında değişik dönemlerde çok spekülasyonlar yapıldı. Özellikle kimi durumlarda aldığı tavırlardan ziyade almadığı tavırlar üzerine birtakım şeyler de söylendi. Bir kere Türkiye’ye geldiğinde de canlı olarak dinleme imkanım da olmuştu. Benim çok sevdiğim, önem verdiğim, başkalarına da önerdiğim birisi. Hâlâ öyle. Yazıp çizdiklerini hâlâ öneriyorum. Ama bu meseleler açıkçası bende bir hayal kırıklığı yarattı. Mesela Steve Bannon’la fotoğrafı. Steve Bannon kim? Trump’ın ilk döneminden de çok biliyorduk. Trump’ın akıl hocası gibi bilinen, dünya çapında yeni sağ dalganın bir tür teorisyeni ve aslında, ne denir, yeni sağ enternasyonalin öncüsü gibi birisi. Çok zeki birisi olduğu kesin. Aynı Epstein gibi, aynı Chomsky gibi. Onunla birlikte olması… Şimdi düşünüyorum da ben gazeteciyim. Gazetecilik hayatımda çok kişiyle konuştum, ettim. Fotoğraflarım da var, şu da var, bu da var. Ama işim bu. Ve bu görüştüğüm, ettiğim insanlarla, benden çok farklı insanlarla da dostluğum oldu. Hâlâ arkadaşlığımı her şeye rağmen koruduğum kişiler de var. Ama burada Chomsky gibi birisinin Epstein, Bannon gibi insanlarla olması açıkçası, yani böyle çok emin değilim. ‘‘Ne var bunda?’’ diyenler olduğunu da görüyorum ama ben de bir hayal kırıklığı yarattığını itiraf etmeliyim.
98 yaşında şu anda Chomsky. Chomsky denince… Genellikle böyle oluyor. Çok doğru yerlerde duruyorsunuz. Doğru şeyler yapıyorsunuz. Sonra bir hata ya da isnat edilen, hata olduğu söylenen şey üzerinize yapışıp kalıyor. Şimdi Chomsky deyince akla Epstein gelecek. Epstein’in ne olduğu belli. Halbuki Chomsky benim gözümde, birçok kişinin gözünde Amerika Birleşik Devletleri’ne kafa tutmuş, onun kirli çamaşırlarını bize göstermiş, dünyada genellikle ezilenlerden yana, sömürüye ve sömürgeciliğe karşı başkaldıranlardan yana ve bu uğurda risk alan bir örnek entelektüel Chomsky. Di’li geçmiş zaman kullanmaya dilim varmıyor ama yine de içimin cız ettiğini söyleyeyim. Çok da uzatmayayım. Keşke, keşke böyle bir bağlamda Chomsky konuşmasaydık. Şimdi Batı’da, ABD’de bir cancel diye bir eğilim var, üzerine çarpı atma. Bilinen, edilen, saygı gören birtakım insanların geçmişinde bir şeyler bulup onların aslında yanlış insanlar olduğu yolunda birtakım kampanyalar var. Genellikle onlar hayatını kaybetmişlerin ardından oluyor. Chomsky hayattayken böyle bir şeyi yaşamış olması… Yani açıkçası çok üzgünüm ve bir hayal kırıklığı yaşadığımı da söylemek istiyorum. Bunun ne anlamı var bilmiyorum ama benim için önemli.
Peki, bugünün ithafı… Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde kalalım. Değişik bir şey olacak. Bir basketbolcu, NBA’de canlı olarak izlediğim ve çok sevdiğim ama sonra kendine yazık etmiş bir insan: Gilbert Arenas. Washington Wizards’ın oyuncusu. 0 numara. 0 numarası çok çarpıcıdır. 2004 sonunda Amerika Birleşik Devletleri’ne Vatan Gazetesi Washington temsilcisi olarak gittim. Önce birkaç ay kendim kaldım. Sonra Müge ve Ali Deniz de geldi. Ali Deniz ilkokulun son iki senesini orada okudu ve Ali Deniz’le beraber biz Washington Wizards’ın maçlarına gittik. En ucuz yerden, en yukarıdan. Ve şansımıza Arenas diye süper bir oyuncu, süper bir yetenek vardı. Çok etkiliydi. Çok başarılıydı. Wizards’ı yıllar sonra playoff’a çıkartmış birisiydi ve bir anı, canlı yaşadık. Çok çarpıcıdır bu. 2006 6 Mayıs’ta bir maç Cleveland’la yapılıyor. Cleveland’ın starı LeBron James. Arenas’tan yanılmıyorsam 2 yaş küçük. İkisi de 20’lerinin başlarında. Playoff’ta Cleveland 3-2 önde; yenerse tur atlayacak. Eğer Washington Wizards yenerse bir maç daha olacak. Ve maçın sonunda Wizards önde ve son saniyeler artık, uzatmaya kalmış. Uzatmanın son saniyeleri. Arenas serbest atış kullanıyor. Kullanmadan önce geldi. Uzaktan da olsa biz de gördük. Herkes gördü. Çok tarihi bir olaydı. LeBron James kulağına bir şeyler söyledi. Ne olduğunu bilmiyoruz. Sonra Arenas kaçırdı, topu Cleveland kazandı, basketi attı ve kıl payı playoff’ta Wizards’ı eledi. Hâlâ benim için bir efsanedir ama ona orada tanık olmuş olmak da herhalde NBA tarihinin ilginç anlarından birisidir.
Arenas çok sakatlıklar geçirdi. Çok etkiledi hayatını, basket hayatını ama hep bir stardı. Fakat sonra bir delilik yaptı, bence delilik. Soyunma odasına silahla gidiyor ve bu yasak, her anlamda yasak. Hem soyunma odası hem Washington DC’de kanuna aykırı. Hatta iki kere olduğunu duydum. Ve bunun üzerine kendisi NBA’de önce yasaklanıyor. Hatta 28. yaş gününde yasak çıkmış. Ondan sonra yasak kalkıyor ve bir müddet sonra Washington’dan önce Orlando’ya sonra Memphis’e gidiyor ve en son da Çin. Ama artık düşüşteydi. Sakatlıkların üzerine o silah meselesi gelince o büyük star… Şimdi LeBron James hâlâ oynuyor. Belki Arenas o şeyle gitseydi yıllarca oynayan bir NBA yıldızı olarak sürdürebilirdi. Küsmüştüm Arenas’a açıkçası kendine yazık etti diye. Ama ne yapmış, şimdi bu vesileyle baktım, şimdi bayağı yorumculuk yapıyormuş, podcastler yapıyormuş, televizyonlara çıkıyormuş. Hâlâ çok popülermiş. Ama hakikaten çok büyük bir oyuncuydu. Ve biz de Ali Deniz’le NBA tarihine tanıklık etmenin çok büyük mutluluğunu yaşamıştık. Çok heyecan vericiydi. Aslen Küba asıllıymış ailesi. Bir ilginç insan. Ve işte büyük hatalar, yanlış zamanda yanlış şeyler yapınca insanların birçok şeyi altüst olabiliyor. Neyse… Arenas’a küskünlüğüm hâlâ baki, ama onun bana yaşattığı, bize yaşattığı heyecanı hâlâ hatırlıyorum ve kendisine bu anlamda minnettarım. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








