Medyascope.tv

Batı basını Erdoğan’a karşı çok sert ve Cumhuriyet’in yanında

29 Ekim Cumartesi gecesi yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ve ardından Pazartesi günü Cumhuriyet Gazetesi yazarları ve yönetim kurulu üyelerinin “terör örgütü adına suç işlemek” iddiasıyla gözaltına alınmaları ABD ve Avrupa basınında önemli bir yer buldu.

ABD ve Avrupa’nın önde gelen yayın organlarından New York Times, Washington Post, Huffington Post ve Financial Times, geçtiğimiz iki gün içerisinde, Türkiye’de yaşanan gelişmeleri, özellikle de Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyonu sayfalarına taşıdı. Söz konusu yazıların vurguladığı bir ortak nokta var: Erdoğan hükümetinin gittikçe otoriterleşmesi ve bu otoriterleşme sürecinde demokrasiden ve basın özgürlüğünden hızla uzaklaşılması.

New York Times: “Erdoğan, çözümü milliyetçilik ve korku alevlerini körüklemekte buldu.”

Bugün, New York Times’ta yayın kurulu imzasıyla çıkan “Türkiye demokrasisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden sağ çıkabilecek mi?” başlıklı başyazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriterlik yürüyüşünde; darbe girişiminin, gerçek ve hayali düşmanlarını kitlesel olarak toplaması için bir bahane haline geldiği belirtilirken; yabancı düşmanlarının saldırılarına direnebilen bir tek adam olma iddiası ve medyayı susturmasının bu otoriterlik yürüşünün, daha önce başka ülkelerde de yaşanmış tanıdık tezahürleri olduğu ifade edildi.

Geçtiğimiz haftasonu, içinde tek ulusal Kürtçe gazete de dahil olmak üzere Kürt siyasi hareketine yakın 15 haber kuruluşunun kapatılması ve son çıkan KHK ile Temmuz’daki darbe girişiminden beri görevinden ihraç edilen memurlar listesine 11 bin kişinin daha eklenmesine değinilen başyazıda, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyonla birlikte bir ‘cadı avı’ yaşandığı ifade ediliyor: “Temmuz’daki darbe girişimi gerçekti ve Erdoğan’ın buna cevap vermek için haklı sebepleri vardı. Ordu, polis, yargı, nedya ve akademiden 100 bini aşkın kişi suçlandı, işten atıldı ya da gözaltına alındı. 45 gazetenin içinde bulunduğu 130 medya kuruluşu, Ocak ayına kadar uzatılan geniş OHAL yetkileri kapsamında kapatıldı. Cadı avı o kadar yayılmış durumda ki Fethullah Gülen’in isminin baş harflerini içeren plakalar potansiyel şüpheli sayılıyor.”

Öte yandan, AKP’nin başkanlık rejimini referanduma götürmek için gereken 330 oya sahip olmamasından ötürü Erdoğan’ın çözümü, nefret, milliyetçilik ve korku alevlerini körüklemekte bulduğu belirtilirken; Erdoğan’ın 2003’te başbakan olduğunda izlediği yoldan ve Müslüman demokrasi modelinden tamamen sapmış olmasından ABD ve Avrupa’nın korku duyduğu ifade edildi:

“Batı için, Erdoğan’la birlikte çalışmaya devam ederken, Erdoğan’ın hareketlerinin kabul edilebilir olmadığını açıkça belirtmenin kolay bir yolu yok. Ama Türklerin bir sözü vardır ‘dost acı söyler.’ Salı günkü bir konuşmasında, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken, baskının iş dünyasını sarsacağını ve Türkiye’nin darbe girişmiyle mücadelede, toplumun hukukun üstünlüğüne ve Türkiye’nin ifade özgürlüğü ve çoğulculuk geleneklerine olan güvenini yeniden tesis edecek bir yol izlenmesi gerektiği yönünde Türkiye’yi uyararak bunu yapmayı denedi. Ama Erdoğan dinliyor mu?”

Washington Post: “Erdoğan, kendi kişisel gücünün etrafında bir otoriter rejim inşa ediyor”

Washington Post gazetesinin 31 Ekim 2016 günü, yine yayın kurulu imzasıyla çıkan “Bir kişilik kültü, Türkiye’nin demokrasi hayallerine darbe vuruyor” başlıklı başyazısı da New York Times’ınkine benzer bir şekilde Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri ve özellikle de Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyonu konu edinmişti.

10 yılı aşkın bir süre önce Türkiye’nin canlı bir sivil toplumu ve bağımsız medyası olan, yükselen bir demokrasi olduğunu ama artık öyle olmadığını söyleyen Washington Post, Erdoğan’ın demokrasiyi bıraktığını ve güçlü bir kişilik kültü inşa ettiğini ifade etmişti.

“Eleştirel sesleri iktidarın sözcülüğünü yapan medya organlarıyla değiştirerek, bağımsız sivil toplum kuruluşlarını boğarak ve yargı süreci olmaksızın binlerce akademisyeni işten çıkararak, kendi kişisel gücünün merkezinde olduğu bir otoriter rejim inşa ediyor” ifadelerine yer verilen başyazıda, bir zamanlar Gülen’le müttefik olan Erdoğan’ın Gülen hareketinin Türkiye’deki tüm kalıntılarını kazımak niyetinde olduğu ama bunun, yıllardır Gülen’i ve Cemaat’i eleştiren Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılanları açıklamadığı belirtilmişti.

Huffingon Post: “Türkiye, kırmızı çizgileri reddediyor”

Huffington Post gazetesinde, bugün Daren Butler ve Hümeyra Pamuk’un kaleme aldığı “Türkiye, gözaltılardan sonra Avrupa’nın basın özgürlüğüne ilişkin ‘kırmızı çizgilerini’ reddediyor” başlıklı makalede, ABD ve Avrupa’nın, bir NATO üyesi olan ve AB üyeliği hedefindeki Türkiye’deki gelişmelere ilişkin kaygılarını dile getirdiğinin altı çizildi. Yazıda, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un, Twitter üzerinden, gözaltıların Türkiye’de ifade özgürlüğüne ilişkin “bir kırmızı çizgiyi daha” geçmenin işareti olduğuna dair sözlerine yer verildi.

Yazıda, Anadolu Ajansı’nın, Cumhuriyet’teki gazetecilerin, köşelerinde verdikleri “subliminal mesajlar” yoluyla darbeye zemin hazırlamakla suçlandıkları haberi aktarıldı. Buna karşılık, Cumhuriyet Gazetesi’nin Türkiye Cumhuriyeti’yle yaşıt bir gazete olduğu ve 1978’den beri yedi yazarının suikaste kurban gittiğini belirten Huffington Post, Can Dündar’ın geçtiğimiz yıl hapse girmesine de yer vererek, 2 bin 500 gazetecinin işsiz bırakıldığının altını çizildi. Öte yandan, Huffington Post’taki yazıda, Binali Yıldırım’ın Avrupa’ya hitaben söylediği “Basın özgürlüğünün ne olduğunu sizden öğrenecek değiliz. Biz basın özgürlüğünü bütünüyle destekliyoruz” ifadelerine de yer verildi.

Financial Times: “Cumhuriyet, hükümeti eleştiren manşetlerin hâlâ atılabildiğine dair bir güvenceydi.”

İngiltere’de çıkan Financial Times gazetesinde ise “Erdoğan, Türkiye’nin özgür basınına son darbeyi vuruyor” başlığıyla yayınlanan makalede, 185 medya kuruluşunu kapatan ve geçtiğimiz aylarda 100’den fazla gazeteciyi gözaltına alan Erdoğan hükümetinin, Türkiye’nin en eski ve lafını esirgemez gazetesi olan Cumhuriyet’in yazarlarını gözaltına almasının aslında sürpriz olmadığı ifade edildi.

Yazıyı kaleme alan Alev Scott, Cumhuriyet Gazetesi’ne ilişkin şunları söylüyor: “Cumhuriyet Gazetesi’nin gazete tezgahlarında her gün olması, hükümeti eleştiren manşetler atabilen ve korkak (ya da temkinli) ana akım gazetelerin kapı dışarı ettiği lafını esirgemez köşe yazarlarını işe alabilen birilerinin hâlâ var olduğuna dair bir güvenceydi. Özellikle geçmiş zaman kullanıyorum, zira siyasi ve mali nedenlerden ötürü gazete uzun süre yaşamaya devam edemeyeceğe benziyor. Aylardır, hiçbir şirket Cumhuriyet’e reklam vermeye cesaret edemedi. Bir süredir, gazeteyi okuyucuları ayakta tutuyor. Altı ay önce, gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar’la röportaj yaptığımda, kendisinin ve diğer çalışanlarının maaşlarının güçlükle ödendiğini söylemiş ama gururla, ‘Bu gazete Cumhuriyet kadar eski, kapatmak o kadar kolay değil’ demişti. Şimdi Can Dündar, ‘devlet sırlarını ifşa etmekten’ beş yıl hapis cezası aldığı için sürgünde.”

Bunlar da ilginizi çekebilir: