Kraliçe Elizabeth, Başbakan Johnson’ın parlamentoyu askıya alma önerisini neden reddetmedi?

İngiltere’de Brexit’in akıbetiyle ilgili tartışmalar sürerken Başbakan Boris Johnson, ülkesini ekim ayında Avrupa Birliği’nden anlaşmasız da olsa ayırmakta kararlı gözüküyor. Muhalefet bu seçeneğe kesin bir şekilde karşı çıkarken, ekim ayına kadar parlamentodaki oturum sayısını minimuma indirmek isteyen Johnson, Kraliçe’den parlamentoyu askıya almasını istedi. Peki Kraliçe 2. Elizabeth, Johnson’ın binlerce İngilizin sokağa çıkıp protesto etmesiyle sonuçlanan önerisini neden reddetmedi? Karla Adam, Washington Post’ta yayınlanan analizinde bu soruya cevap aradı. Medyascope olarak Adam’ın analizini özetle aktarıyoruz. 

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, geçen hafta Kraliçe 2. Elizabeth’ten parlamentoyu askıya almasını istedi. İngiltere siyasetinde bu kelimenin ilk defa kullanıldığını duyan birçok İngilizin aklına şu soru geldi: “Askıya almak ne demek? Her şeyden önce ‘askıya almak’ ifadesi, bir parlamento oturumunu sonlandırılması anlamında kullanılıyor. 

Başbakan Johnson’ın meclisi askıya alma kararı elbette çok tartışmalı bir karar olarak, birçok yasal ve siyasi soruyu da beraberinde getirdi. İngiltere’nin tarihinin en önemli zamanlarının birinde, yani ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılacağı gün olan 31 Ekim yaklaşırken parlamentonun askıya alınması, “anayasanın çiğnenmesi” ve hatta “darbe” olarak nitelendirildi. Bu derece tartışmalı bir mesele de normalde tarafsızlığı ile tanınan İngiltere Hanedanı’nın bir parçası olmaktan kaçınacağı bir mesele.    

Fakat yeni bir başbakanın, Kraliçe’den yeni bir yasama gündemi oluşturmak için böyle bir istekte bulunması çok da anormal sayılmaz. Neredeyse her sene parlamento tatile girer ve en sonunda Kraliçe’nin de katıldığı bir oturumla parlamento açılır. 

1945’ten beri parlamento ilk kez bu kadar uzun süre kapalı kalacak

Burada asıl normal olmayan şey ise Johnson’ın meclisin kapalı kalmasını istediği süre. Beş hafta sürecek olan bu ara, İngiltere parlamentosu için 1945’ten bu yana en uzun kapalı kalma süresi olma özelliğini taşıyor. Muhalefet, Johnson’ın İngiltere’nin AB’den çıkış planı yapılmadan ayrılmasını önlemek isteyen milletvekillerini susturmak istediğini belirtiyor ve onu şiddetle eleştiriyor.

Ama bu olaylardan önce insanların aklına gelen daha önemli bir soru var. Kraliçe 2. Elizabeth böyle tartışmalı bir teklifi neden basitçe reddetmedi? Ya da en azından tatilde bulunduğu İskoçya’ya bağlı Balmoral’a gelen hükümet yetkilileriyle görüşmeyi geri çeviremez miydi? 

Anayasa hukukçularına göre Kraliçe kağıt üzerinde, başbakanın teklifini reddetme hakkına sahip. Hatta isterse meclisten geçen yasaları dahi imzalamayı reddedebilir. Ama Kraliçe bunu tercih etmedi.

“Teamüllere göre Kraliçe, kararlarını başbakandan aldığı tavsiyelere göre alır”

Anayasa Hukukçusu Vernon Bogdanor’a göre, teamüller gereği İngiliz Hanedanı, kararlarını başbakandan aldığı tavsiyelere göre veriyor. İngiltere tahtında oturan bir hanedan üyesi en son 1830’larda bu tavsiyelere kulak asmamıştı. Kraliçe 2. Elizabeth ise tahtta bulunduğu süre boyunca başbakan kimse, kararlarını onun tavsiyelerine göre almayı bir alışkanlık haline getirdi. Böylece kararları tartışmalı bir konuyla ilgili dahi olsa, eleştiriler ona değil tavsiyeyi veren başbakana yöneltilecekti.

Bu yaklaşıma göre, parlamentonun askıya alınmasının ardından sokağa çıkan İngilizler Kraliçe’yi değil, Başbakan Johnson’ı protesto ediyor olacaklar. Ya da benzer şekilde hükümet, bu kararından ötürü mahkemeye verildiğinde, yasallığı sorgulanacak olan Kraliçe’nin onayı değil Başbakan Johnson’ın kararı olacak. Özet olarak Bogdanor, Kraliçe’nin kağıt üzerinde istediği kararı verme hakkına sahip olmasına rağmen, başbakanın tavsiyesi yönünde karar almanın daha doğru bir yol olarak görüldüğü görüşünde.

“Sorumlu Kraliçe değil, Johnson’dır”

Bir başka Anayasa Hukukçusu Rodney Brazier’a göre ise, Kraliçe isterse kararından ötürü başbakanı kamuoyuna duyurmadan uyarabilir. Ancak başbakan tavsiyesinde ısrarlı olursa, Kraliçe’nin öneriyi kabul etmekten başka bir seçeneği de kalmaz. Brazier, “Kraliçe’den bahsederek meseleleri karıştırmamalıyız” diyor ve ekliyor: “bu anayasal tuzağın tek sorumlusu Başbakan Boris Johnson’dır.” 

Son olarak, BBC’ye verdiği röportajda kararın hızlı ve net bir şekilde alındığını belirten Avam Kamarası Başkanı Jacop Rees-Mogg, Kraliçe’ye önerinin kısa ve öz bir toplantıyla yapıldığını söyledi. Rees-Mogg şöyle devam etti: “Çok resmi bir toplantıydı. Herkes ayaktaydı. Kraliçe’ye Başbakan’ın önerisi okundu. Kraliçe de ‘onaylandı’ dedi.” 

Bu noktadan sonra, Boris Johnson’a ve Kraliçe’ye bu konuda daha ne tepkiler geleceği belirsizliğini koruyor ancak Johnson anlaşmasız Brexit konusunda epeyce ciddi gözüküyor. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar