Ankara’daki temaslarından sonra Tel Aviv’e hareket eden ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, beraber yolculuk ettiği Amerikalı gazetecilerin Türkiye ile varılan anlaşmaya ilişkin sorularını yanıtladı. Jeffrey, YPG’nin Türkiye’nin operasyon yaptığı bölgeyi kontrol edecek askeri gücü olmadığı için ateşkes talep ettiklerini anlattı:
“YPG’nin bu bölgelerde kalmak isteyeceğine dair şüphe yok. Ama bizim değerlendirmemiz, bu bölgeye tutunabilecek askeri yeteneğe sahip olmadıkları yönünde. Dolayısıyla nihayetinde ateşkesin çok daha iyi olacağını düşündük. Başkan Trump ve Başkan Yardımcısı Pence için çok mühim olan hayat kurtarma da cabası. Ayrıca bu kaotik durumla ilgili bir miktar kontrol sahibi olmanın çok daha iyi olacağını düşündük. Türk ordusu çok kısa sürede büyük bir bölgeye el koydu. Eğer ateşkes sağlamamış olsaydık her şekilde buna devam edeceklerinden kuşkumuz yoktu.”
James Jeffrey, YPG’yi bütün süreç boyunca bilgilendirdiklerini de sözlerine ekledi:
“Başından itibaren, buraya gelme fikrimizden, üzerine düşündüğümüz başka hususlardan YPG’yi haberdar ediyoruz. Bugün öğleden sonra da kapsamlı bir şekilde karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk.”
Jeffrey: “Ateşkesi hava ve kara unsurları kullanmadan izleyeceğiz“

Türk ordusunun Kuzeydoğu Suriye’nin ortasında 30 kilometrelik bir derinliğe nüfuz ettiğini belirten Jeffrey, “Türkiye’nin kontrolündeki güvenli bölge” dendiğinde anlaşılması gerekenin bu alan olması gerektiğinin altını çizdi. Ağustos ayında Türkiye ile yürütülen “güvenlik mekanizması” aranjmanlarına atıf yapan Jeffrey, ateşkes sürecini “askeri olmayan” düzenlemelerle izleyeceklerini söyledi. Amerikalı temsilci, “Ne hava unsurları ne de kara birlikleri kullanılacak” dedi.
Sahada, Rusya, Suriye, Türkiye, ABD askerleri, Suriye Demokratik güçleri ve bazı IŞİD unsurları ile “çok karışık” bir durum olduğunu anlatan Jeffrey, “Türkler kuzeydoğudaki diğer bölgelerdeki, Fırat Nehri’nin batısında Menbiç’teki durumu şimdi Rusya ve Suriye rejimi ile görüşüyor. Burası şu anda Türkiye’nin denetiminde değil. Ruslar’la Suriyeliler beraber kontrol ediyor” diye konuştu.

Jeffrey, Türkiye’nin “ateşkes” sözcüğünü kullanmamasını ise şöyle açıkladı:
“Mutabakatta bu kelime yok. 11. paragrafta Türkler ‘Barış Pınarı Operasyonu’na 120 saat ara vereceğiz diyorlar.’ Dolayısıyla Türkler bu kelimeyi kullanmıyor. Biz ise ateşkes diyoruz. Ne kastettiğimizi de dikkatlice tanımladık. Ateşkes meşru müdafaa dışında hiçbir askeri etkinlikte bulunulmaması, kara birliklerinin ilerlememesi demektir.”








