Cumartesi Anneleri 818. haftasında, 1994 yılında gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu: “Biz sadece bir mezarımız olsun istiyoruz, adalet istiyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 119. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 818. haftanın açıklamasının moderatörlüğünü gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun üstlendi. Açıklamayı, Cumartesi İnsanı Birgül Şahin okudu. Açıklamada, 26 yıl önce Mardin’deki evinde gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Nihat Aydoğan için adalet istendi.

Gözaltında kaybedilen ve kendisinden bir daha haber alınamayan Nihat Aydoğan‘ın eşi Halime Aydoğan yetkililere şöyle seslendi: “26 sene önce saat sabah beşte eve baskın yaptılar, önce eşimi dövdüler. Sonra götürdüler, o gün bugündür eşimden ne bir iz var ne de ses. Ben 60 yaşına geldim hâlâ eşimi arıyorum, hâlâ bulamadım. Devletten rica ediyorum. Eşimin kemiklerini çıkarsınlar meydana, bize versinler, bizim de bir mezarımız olsun. Ne Allah’tan korkuyorlar ne kuldan utanıyorlar.”

Aydoğan’ın kızı Nejbir Aydoğan da “Ben o zamanlar daha iki yaşındaydım. Babamı hatırlamıyorum, o zamandan bu zamana babamla ilgili hiçbir haber alamadık. Ben 28 yaşındayım ve bu yaşıma kadar babamı hiç görmedim. Babamın torunları oldu, onlar da babamı göremeyecek ne yazık ki. 26 senedir biz bu mücadeleyi veriyoruz ama hâlâ elimizde olan hiçbir şey yok. Biz sadece bir mezarımız olsun istiyoruz, adalet bekliyoruz, adalet istiyoruz” diye konuştu. 

818 haftadır, bu topraklarda yaşanan gözaltında kaybetme gerçeğine dikkat çektiklerini dile getiren Cumartesi İnsanı Birgül Şahin, “818 haftadır, devletin kayıp yakınlarını görmezden gelme, suçun faillerini koruma politikasını anlatıyoruz. 818 haftadır, kayıp yakınlarının kuşaklar boyunca karşılaştıkları inkâra, adaletsizliğe, baskıya rağmen gerçeğe ve adalete ulaşmak için yürüttükleri ısrarlı mücadeleyi görünür kılmaya çalışıyoruz” dedi. 

Şahin, devleti yönetenlere ve kamuoyuna şu çağrıda bulundu: “Maruz kaldıkları zalimane uygulamalar karşısında kayıp yakınlarının korunması, desteklenmesi, hak arayışlarına ortak olunması hukukun üstünlüğü ilkesinin ve vicdanın gereğidir. Devletin kendi koruması altındaki bir insanın akıbetini açıklığa kavuşturmaması o insanın ailesine karşı insanlık dışı bir muamele ve kesintisiz bir işkencedir. Bu işkence son bulmalı; devlet etkili olmayan, formalite niteliğinde yürütülen soruşturmalara son vermelidir. Ciddi ve kapsamlı soruşturma yürüterek gözaltında kaybedilen insanların akıbetlerini açığa çıkartmalı ve ceza adaletini sağlamalıdır.”  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus