TTB COVID-19 İzleme Kurulu 11. Ay Değerlendirmesi yayınlandı – “Birinci basamak sağlık örgütlenmesi güçlü olmadan salgın yönetilemez”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB) COVID-19 İzleme Kurulu, Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının resmi olarak açıklanmasından bu yana geçen 11 aylık süreci kapsayan değerlendirme raporunu, 11 Şubat 2021 tarihinde çevrimiçi düzenlenen bir toplantıyla kamuoyuna duyurdu.

TTB’nin YouTube ve Periscope kanallarından canlı yayınlanan basın toplantısına TTB Merkez Konseyi’ne bağlı COVID-19 İzleme Kurulu, Halk Sağlığı Kolu, Aile Hekimliği Kolu, Pratisyen Hekimler Kolu ve diğer uzmanlık derneklerinin üyeleri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, hastalığa değil topluma odaklanmanın ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemini vurguladı.

Raporun sunumunu TTB İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten yaptı. Salgın sürecinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin yürütülmesindeki sorunlardan bahseden Ökten, “İlk basamakta etkili mücadele için ücretsiz hizmet, dar bölgede geniş hizmet yöntemi, ekip hizmeti, sözleşme değil devlet görevliliği, ev ziyaretleri, sağlık hizmetinde eşgüdüm ve işbirliği gibi koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen yeni bir sosyalizasyon programı gereklidir” dedi.

İşçi sağlığı başlığında ise hem çalışanların korunmalarında ve tedavilerinde hem de işyeri hekimlerinin güvensiz fiziki şartlarda hizmet vermeye zorlandığını belirten Ökten, önerilerini şöyle sıraladı: “Salgın koşullarına uygun asgari gerekliliklerinin yeniden belirlenmesi, anlaşılır kılavuzlar hazırlanması, riskli çalışanların eşit koşullarda haklarının korunması, koronavirüsün meslek hastalığı kabul edilmesi, işyeri hekimlerinin çalışma sürelerinin yeniden belirlenmesi, personel servisleri ve toplu taşıma araçlarında kapasite sınırlaması yapılması, aşıya erişim imkanı olmayan sağlık personelinin aşılanması.”

Göçmen ve mülteci sağlığı başlığında, sayıları fiilen beş milyonu aşan göçmen ve mültecilerin sağlık hizmetine erişimde yaşadığı sorunlardan söz eden Ökten, mülteci/göçmen işsizliğinin salgın döneminde katlanarak arttığını belirtti. Ökten, toplumun tüm kesimlerini bir arada ele alan bir planlamaya, tercümanlık hizmetlerine, polise bildirim şartı olmaksızın acil-temel hizmetlerin sağlanmasına, yerel yönetim ve sivil toplum örgütleriyle işbirliğine, kadın ve çocuk mülteci/göçmenlere koruyucu sağlık hizmeti sağlanmasına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Eğitim başlığında dokuz aydır yürütülen çalışmalardan çıkan sonuçları Ökten şöyle sıraladı:

  • Okulların kapanması koronavirüs yayılımını azaltmadı.
  • Okulların açılması koronavirüs olgularını artırmadı.
  • Okullar, salgında hastalığın ana yayılma merkezi olmadı.
  • Okullarda görülen olgular, toplumdaki yayılmanın bir yansımasından ibaret oldu. 

Yüz yüze eğitime ara verilmesinin öğrenci, veli ve öğretmenler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini kıyaslayan Ökten, okulların önlemler alınmak koşuluyla açılması gerektiğini dile getirdi.

Raporun son başlığı ise bağışıklama oldu. Türkiye’de aşı dozlarının yetersizliği, MHRS randevu sistemi ve karekod uygulamasında yaşanan sorunlar ile birinci basamak sağlık hizmetlerinin ihmal edilmesi sonucu aşılamanın birinci aşamasının dahi tamamlanamadığını söyleyen Ökten, bu hızla devam edildiği takdirde toplumun 60 milyonluk kesiminin ancak iki yılda aşılanabileceğini vurguladı. “Pandemide nasıl bir eşitsizlik varsa, aşılamada da benzer bir eşitsizlik sözkonusu” diyen Ökten, özellikle coğrafi inceleme sonucunda büyükşehirlerde yüzde 70-90 arasında seyreden 75 yaş üstü aşılama oranlarının doğu illerinde yüzde 30’un altında olduğunu aktardı.

Ökten, TTB’nin önerilerini şöyle sıraladı:

  • En kısa sürede en az 120 milyon doz aşıyla toplumsal bağışıklık sağlanmalıdır.
  • Türkiye’de mutasyon analizleri Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanmalıdır.
  • Coğrafi bölgelere göre ve yaş gruplarına göre hasta ve ölüm sayıları Sağlık Bakanlığı tarafından verilmelidir.
  • Aşının dozu başına ödenen para yurttaşların vergisinden ödendiğinden, bu ticari bir sır değildir ve açıklanmalıdır.
  • Salgında olduğu gibi aşılamada da sosyoekonomik desteklerle bölgesel ve her türlü eşitsizlik giderilmelidir.

TTB Halk Sağlığı Kolu’ndan Dr. Faize Deniz Mardin, salgından etkilenen göçmenlerin/mültecilerin sayısına ve anne ve çocuk ölümlerine ilişkin hiçbir veriye erişemediklerini, iktidar tarafından geliştirilen projelerin ise işlevsel olmadığını kaydetti. Mardin, “Biz sağlıkçılar insanları ayırt etmeyiz. Bizim temel noktamız insanların hukuki statüsü değil, hasta olup olmamasıdır” dedi.

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden Dr. Hilal Özcebe ise eğitim alanında halihazırda yaşanan eşitsizliklerin salgın döneminde arttığını, fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarının da tırmandığını belirtti.

TTB COVID-19 İzleme Kurulu’ndan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, “Ben dün gece Sayın Bakan’ın ‘İstersek günde 1,5-2 milyon aşılama yapabiliriz’ sözlerini dinleyince neden istemediğimizi merak ettim; çünkü biz buna muhtacız” diye konuştu. Şenol, aşı çeşitliliği ve mobil sağlık hizmetlerine de ihtiyaç olduğunu sözlerine eklerken toplantı, soru cevap bölümü ile son buldu.

TTB COVID-19 Pandemisi 11. Ay Değerlendirme Sunumu için tıklayın.

Yayının tamamını izlemek için tıklayın.

Derleyen: Sema Kızılarslan

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus