Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş: Olasılıklar ve riskler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yeşil dönüşüm dünyanın gündeminde. Exeter Üniversitesi’nin araştırmasında 11 trilyon dolarlık fosil yakıt varlık çöküşünün 2008 tarzı finansal krize neden olabileceği uyarısında bulunuldu. Fosil yakıt ithalatçısı ve ihracatçısı ülkeler, dünyanın sıfır emisyon için çabaladığı böyle bir dönemde farklı senaryolarla karşı karşıya. Bu geçişin iyi ya da kötü yönde olması ise tamamen ülkelerin tutumlarına ve tercihlerine bağlı.  

Net sıfır geçiş döneminde 2036 yılına kadar dünyadaki fosil yakıt varlıklarının yaklaşık yarısı değersiz olacak. Karbonsuzlaştırmada yavaş olan ülkeler zarar görecek, erken hareket edenler ise kâr edecek. Çalışma, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve serbest bırakılan yatırımların küresel ekonomideki kayıpları telafi etmekten fazlasını gerçekleştireceğini ortaya koyuyor. Araştırma, gelecekteki talep için gerekli olandan çok daha fazla petrol ve gaz üretme riskinin altını çiziyor ve atıl varlıklar olarak adlandırılan varlıklarda -altyapı, mülk ve yatırımların olduğu yerlerde- 11 ila 14 trilyon dolar arasında bir kayba işarete diyor.

Araştırmacılardan kriz uyarısı

Çalışmanın başyazarı Exeter Üniversitesi’nden Jean-Francois Mercure, temiz enerjiye geçişin genel olarak dünya ekonomisine fayda sağlayacağını ancak bölgesel sefalet olasılığını ve muhtemel küresel istikrarsızlığı önlemek için bu geçişin dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.

Mercure, “En kötü senaryoda, insanlar bekledikleri talep aniden gerçekleşmeyinceye ve sahip oldukları şeyin değersiz olduğunu anlayana kadar fosil yakıtlara yatırım yapmaya devam edecekler. O zaman 2008 ölçeğinde bir mali kriz görebiliriz” dedi. Mercure, geçiş dikkatli bir şekilde yönetilmezse Houston gibi petrol başkentlerinin ABD otomobil endüstrisinin düşüşünden sonra Detroit ile aynı kaderi paylaşabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Petrol ve doğal gaz ihracatçıları, Rusya ve Brezilya gibi atıl kalacak varlıklara büyük miktarda sahip olan ve risk bakımından en yüksek ülkelerden bazılarının önceki iklim toplantılarında olduğu gibi geçişi yavaşlatmaya çalıştığı, yakıt ithal eden Avrupa Birliği (AB) gibi bu geçişten kazanma olasılığı en yüksek olanların ise daha hızlı hareket etmek için bastırdığı devam eden COP26 iklim konferansında açıkça görülüyor.

Nature Energy’de yayınlanan yeni makale, 2036’dan önce petrol ve gaz talebindeki düşüşün jeopolitik manzarayı nasıl yeniden şekillendireceğini gösteriyor. Mevcut yatırım akışları ve hükümetlerin 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma taahhütleri, yenilenebilir enerjiyi daha verimli, daha ucuz ve istikrarlı hale getirirken, fosil yakıtlar daha fazla fiyat dalgalanmasından etkilenecek. Petrol veya kömür rezervleri gibi birçok karbon varlığı yanmadan kalacak, makineler de atıl kalacak ve artık sahipleri için değer üretmeyecek.

En savunmasız varlıklar, uzak bölgelerdeki veya teknik olarak zorlu ortamlarda bulunanlar. Bunlar arasında Kanada katranlı kumları, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) şeylleri ve Rus Arktik’i, ardından Brezilya ve başka yerlerdeki derin açık deniz kuyuları bulunuyor. Kuzey Denizi petrolünün çıkarılması da nispeten pahalı ve talep düştüğünde büyük olasılıkla bir darbe yiyecek.

Buna karşın, AB, Japonya, Hindistan ve Güney Kore gibi mevcut petrol, gaz ve kömür ithalatçıları, altyapıyı modernize edecek, istihdam yaratacak ve enerji bağımsızlığını artıracak yenilenebilir enerjiler için para da dahil olmak üzere denizaşırı yakıt alımlarından tasarruf ettikleri parayı kendi ülkelerine yatırım yapmak için kullanabilecekleri için geçişten büyük kar payı alacak.

Dünyanın en büyük iki emisyon üreticisi konumundaki ABD ve Çin için durum, hem önemli fosil yakıt varlıkları hem de güçlü yenilenebilir sektörler ile daha çeşitlendirilmiş ekonomilere sahip oldukları için daha karmaşık. İngiltere de benzer bir durumda, ancak net bir enerji ithalatçısı olarak genel anlamda fayda sağlıyor.

Senaryoların çoğu, karbonsuzlaşmanın hızına, yayılmasına ve fosil yakıt ihracatçılarının varlıklarını değer kaybetmeden önce satmak için kullandıkları taktiklere bağlı. Etkileri değerlendirmek için, söz konusu çalışma birkaç farklı senaryoyu araştırdı.

İşler her zamanki gibi giderse

Her zamanki gibi bir iş senaryosunda, araştırmacılar küresel fosil yakıt varlıklarının 2036 yılına kadar 25 trilyon doların üzerinde bir değere sahip olacağını tahmin ediyor. Bu varlıkların çoğu ABD, Rusya ve OPEC ülkelerinde bulunuyor. Ancak analizler, bu varlıkların gerçek değerinin çok daha düşük olduğunu gösteriyor çünkü yenilenebilir enerji teknolojik yenilik, yatırım akışları ve hükümet politikaları nedeniyle bunların yerini alma yolunda.

Net sıfırın yürürlüğe girmesiyle 14 trilyon dolar küçülme

Fosil yakıt varlıklarının değerinin, petrol ve gaz talebini azaltacak net sıfır politikalarının bir sonucu olarak düşeceği tahmin ediliyor. Varlık değerleri düşerken, OPEC ülkeleri üretimi artırmayı ve fosil yakıtları mümkün olduğunca çabuk satmayı seçebilir. Bu, daha fazla fosil yakıt varlığının başka yerlerde atıl kaldığı anlamına gelir. Örneğin ABD’de varlıkların yüzde 62’si 2036’ya kadar atıl kalacak.

Kota sistemi atıl varlıkları dengeler

Başka bir senaryoda, OPEC istikrarsızlaştırıcı bir küresel haraç mezat satışı önlemek için kotaları kabul eder. Bu, biraz daha düşük (11 trilyon dolar) atıl duran varlıklar anlamına gelir ve kayıplar üretici ülkeler arasında daha eşit bir şekilde dağıtılır. Bu, fosil yakıt varlıklarının gerçek değerinin bugün tahmin edilenin yaklaşık yarısı kadar olacağı anlamına geliyor. Bu durum 2036 yılına kadar ABD, Rusya ve Çin’in her biri için 1 trilyon dolardan fazla kayba yol açacaktır.

Ülkelerin çoğu hala ekonomilerini büyütüyor

Bu net sıfır senaryosunda fosil yakıt varlıklarının kaybına rağmen, dünya ekonomisi 2036 yılına kadar reel olarak 44 trilyon dolar veya yüzde 3,9 büyümeye devam edecek. Rusya ve Çin, fosil yakıt varlıklarının değerinin düştüğünü görecek ancak ekonomileri genel olarak büyüyecek.

Gelişmekte olan ülkeler için görünüm daha da pembe. Arjantin, Kazakistan ve Hindistan gibi ülkelerin, finans kuruluşlarından sermayeye erişimleri olduğu varsayıldığında, çift haneli ekonomik büyüme kaydetmeleri öngörülüyor. Ancak ABD, Kanada ve Norveç, petrol ve gaz varlıklarının çoğunun çıkarılması nispeten pahalı olduğu için net kaybedenler arasında olacak.

Model, çoğu fosil yakıt ithalatçısı için büyük ekonomik faydalar öngörüyor. Araştırmacılar, çoğu Avrupa ülkesinin Gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) net sıfır senaryosu altında artacağını ve kayıp fosil yakıt gelirlerini geride bırakacağını buldu.

Geçişin faydaları ise ülkeler arasında farklılık gösteriyor. Örneğin İngiltere, 2036 yılına kadar 120 milyar dolar değerindeki fosil yakıt varlığının neredeyse yarısını kaybetmesine rağmen, net sıfır senaryosu altında GSYİH değerine potansiyel olarak 700 milyar dolar ekleyecek. Buna karşın, petrol ihracatına daha bağımlı olan Norveç’in GSYİH’sı ise ekonomisi hızla çeşitlendirilmediği sürece yüzde dokuz oranında düşebilir.

Fosil yakıtlara olan ekonomik bağımlılıklarını azaltmazlarsa, ABD önümüzdeki 15 yıl içinde 3,5 trilyon dolar ve Kanada 920 milyar dolarlık bir genel kayıp ile karşı karşıya kalabilir. Bu iki Kuzey Amerika ülkesinde öngörülen kayıplar iç iklim politikalarından bağımsız çünkü bu kayıplar çoğunlukla AB ve Çin gibi büyük pazarlar net sıfıra doğru kaydıktan sonra petrol ürünlerine olan talepteki düşüşten kaynaklanıyor.

Varlıkların atıl kalmasının boyutu ise kısmen Suudi Arabistan ve diğer OPEC ülkelerinin geri kalanı gibi düşük maliyetli üreticilere bağlı olacak. Bunlar üretimi hızlandırırlar ve haraç mezat bir satış başlatırlarsa, diğer ihracatçılar ani bir çöküşe yol açacak şekilde fiyatlandırmaya gidebilir. Bu senaryoya göre, 11 trilyon dolarlık küresel fosil yakıt varlığı atıl kalacak.

Bununla birlikte, petrol üreticileri bir kota sistemi üzerinde anlaşmaya varırlarsa, etkiler daha eşit bir şekilde dağıtılabilir ve genel olarak daha düşük olabilir, ancak projeksiyonlara göre nihayetinde 11 trilyon dolarlık atıl varlığa ulaşılacak. Kanada gibi bir ülke için bu, haraç mezat satış senaryosundaki yüzde 7’ye kıyasla, GSYİH’da yüzde 5’lik bir düşüş anlamına gelebilir ki bu da yaklaşık 400 milyar dolarlık bir farka tekabül eder.

OPEC ülkeleri, kotaları kabul ederlerse kaybedilen gelir için büyük tazminat talep edecek. Örneğin Suudi Arabistan, haraç mezat bir satıştan normalde elde edeceği 1,7 trilyon ABD dolar ile karşılaştırıldığında, bir kota senaryosu altında yalnızca 1,3 trilyon ABD doları kazanacak.

Çalışmanın yazarları, her ne pahasına olursa olsun, dibe doğru bir yarıştan kaçınılması gerektiğini söylüyor.

Jean-Francois Mercure, “Suudi Arabistan bir şekilde, ABD başka bir şekilde oynarsa, o zaman dünya çapında ekonomik, finansal ve siyasi istikrarsızlık, bankaların iflası ve sermaye akışlarında değişiklikler göreceğiz. İnsanların bu geçiş risklerini çok ciddi bir şekilde düşünmesi gerekiyor” dedi. Mercure, İngiltere Merkez Bankası ve Fransa Merkez Bankası da dahil olmak üzere büyük kurumların finansal sisteme yönelik potansiyel tehlikeler konusunda giderek daha fazla endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.

Mercure, kaosu önlemek için petrol ihracatçılarının, ithalatçılar yenilenebilir kaynaklara geçtiğinde değişim onları zorlamadan önce ekonomilerini mümkün olduğunca çabuk çeşitlendirmeleri gerektiğini söyledi. Ayrıca daha da önemlisi, geçişin genel ekonomik faydalarının paylaşılabilmesi için iki taraf arasında daha yakın bir ilişki olduğunun altını çizdi. Mercure sözlerini, “Bu, uluslararası işbirliğinin ve insanları geride bırakmamanın bir hikayesi olmalı” şeklinde sonlandırdı.

Kaynak: The Guardian

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus