Myanmar’da şiddet bitmiyor: Darbe karşıtı protestolarda işkence, taciz ve tecavüz

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Myanmar’da darbe karşıtı protestolar sırasında gözaltına alınan kadınlar, BBC’ye verdikleri demeçte hapiste işkence gördüklerini, cinsel tacize uğradıklarını ve tecavüzle tehdit edildiklerini söyledi. Ülke genelinde darbeci askerlerle darbe karşıtları arasındaki çatışmalar sürerken, ülkenin kuzeydoğusundaki Don Taw köyünde darbeci askerlerin 11 köylüyü vurarak diri diri yaktığı iddia edildi. Darbecilere karşı uyguladığı yaptırımları genişletme kararı alan Facebook ise Myanmar ordusu tarafından kontrol edilen tüm işletmelerin platformlarında varlık göstermesini yasaklayacağını açıkladı.  

Ordunun şubat ayında yönetime el koyduğu Myanmar’da, darbeyi protesto ettikleri için bu yılın başlarında gözaltına alınan beş kadın, tutuklandıktan sonra tacize ve işkenceye maruz bırakıldıklarını söyledi. 

Myanmar ordusunun şubat ayında darbeyle iktidarı ele geçirmesinden bu yana ülke genelinde darbe karşıtı protestolar düzenleniyor. Kadınlar, darbeye karşı direnişte önemli bir rol oynuyor.

İnsan hakları örgütleri, Myanmar’daki ordunun daha önce de işkence uyguladığını, insanları rehin aldığını ancak şiddetin darbeden sonra daha da büyüdüğünü söylüyor. Siyasi Mahkumlara Yardım Derneği’ne (AAPP) göre, 8 Aralık itibarıyla, demokrasi yanlısı harekete yönelik askeri baskılar sırasında 93’ü kadın olmak üzere bin 318 sivil öldürüldü. Bu kadınlardan en az dördü gözaltında gördüğü işkence nedeniyle hayatını kaybetti. Darbe karşıtı protestolar sırasında iki binden fazlası kadın olmak üzere toplam 10 bin 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Demokrasi aktivisti Ein Soe May*, ilk 10 günü sorgu merkezinde olmak üzere yaklaşık altı ay hapiste kaldı. May, hapiste cinsel saldırıya ve işkenceye maruz kaldığını söyledi.

May, bir sabah protesto için pankart hazırlarken tutuklandı ve bir minibüsün arkasına konuldu. Aktivist kadın, tutuklandığı günü şöyle anlattı: “[Gizli olmayan bir yere] vardığımda çoktan gece olmuştu. Gözlerim bağlıydı ve sorgu odasına giderken hayali nesnelerden kaçmak zorunda bırakıldım, böylelikle beni aptal yerine koyuyorlardı.” 

Kendisini kaçıranların sorgu esnasında beğenmedikleri her cevap için bambu bir sopayla vurduklarını aktaran May, personelin “Buraya gelen kadınlara ne yaptığımızı biliyor musun? Onlara tecavüz edip onları öldürüyoruz” sözleriyle kendisini tehdit ettiklerini söyledi.  

May, gözleri bağlıyken maruz bırakıldığı cinsel saldırıyı şöyle anlattı: “Giydiğim büyük boy bluzu indirdiler, bunu yaparken bana dokundular, vücudumu açığa çıkardılar.”

Geçici gözaltı merkezleri

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ndeki (HRW) Myanmar araştırmacısı Manny Maung’a göre, sorgulama merkezleri derme çatma gözaltı yerleri, askeri kışladaki bir oda ve hatta terk edilmiş bir kamu binası bile olabilir. Bu durum, Myanmar’da BBC’ye konuşan, ancak kendi güvenliği için isminin verilmesini istemeyen bir avukat tarafından da doğrulandı. Avukat, sorgulamalar sırasında işkence gördüğünü ve cinsel saldırıya uğradığını belirttiği birkaç tutukluyu temsil ettiğini söyledi.

“Müvekkillerimden birinin kimliği yanlış tespit edildi ancak yine de tutuklandı. Müvekkilim yetkililerin suçladığı kişinin kendisi olmadığını söyleyince, bilincini kaybedene kadar baldırlarına defalarca vurulan demir bir çubukla işkence gördü” diyen avukat, tutuklanan kadının daha sonra başka bir sorgu merkezine gönderildiğini ve orada bir erkek gardiyanın ona kendisiyle beraber olursa serbest kalacağını söylediğini belirtti.

Avukat, Myanmar’daki hukuk sistemini anlaşılmaz ve avukatların güçsüz konumda olduğu bir sistem olarak nitelendirdi: “[Tutuklamalara ve sorgulamalara] itiraz etmeye çalışıyoruz, ancak bize süreçlerin yasal olduğu ve [sorgulayıcılara] emir verildiği söyleniyor.”

Soe May’in beyanını doğrulamak imkansız olsa da BBC, sorgu merkezlerinde işkence gördüğünü ve cinsel saldırıya uğradığını söyleyen diğer kadın tutuklularla da konuştu.

Bir tutuklu, “Bir gardiyan beni korkutmak için saçımı okşarken üç parmakla selam vermeye [Myanmar’da direnişin sembolü] zorladı” dedi. Shwe Pyi Thar kentindeki bir sorgu merkezine götürülen başka bir kadın ise “Kızları odadan çıkardılar. Daha sonra bazı kızlar kıyafetlerinin düğmeleri açık veya kayıp olarak geri geldi” dedi.

“Tutuklamalar sırasında bunlar olabilir, kaçmaya çalışıyorlar ve onları yakalamamız gerekiyor”

Ordu, bu yılın başlarında bir kadın tutuklunun görüntüsünü yayınladı. Halen hapiste bulunan ve yüzü dayaktan tanınmaz hale gelen kadının görüntüleri sosyal medyada hızla yayıldı. 

Myanmar Enformasyon Bakan Yardımcısı Tümgeneral Zaw Min Tun, BBC’nin ordunun işkence izlerini neden gizlemediğini sorması üzerine “Tutuklamalar sırasında bunlar olabilir. Kaçmaya çalışıyorlar ve onları yakalamamız gerekiyor” dedi.

Hapishanelerde sağlık hizmetleri bile verilmiyor

İstismar sadece gizli sorgulama merkezlerinde yaşanmıyor. 50’li yaşlarındaki aktivist Lin, BBC’ye verdiği demeçte, Yangon’daki Insein Cezaevi’nde 40 günden fazla hücre hapsine mahkum edildiğini söyledi.

Lin’in hücresinde kıyafetleri dışında hiçbir şey yoktu. Hatta ilaçları bile kendisine verilmedi. Lin, “Karanlıkta uyuyup öleceğimden endişeleniyordum. Bazen yakındaki hücrelerden bağırış ve ağlama sesleri duyuyordum. Sürekli kimin dövüldüğünü düşünüyordum” diye konuştu.

Bir gün bir erkek memurun birkaç kadın memurla hücresine girdiğini belirterek kendisini videoya aldığını söyleyen Lin, şikayette bulunduğunu ancak bunun “boşuna” olduğunu belirtti.

HRW araştırmacısı Manny Maung BBC’ye verdiği demeçte, cezaevinde genellikle yaklaşık 500 kadının en fazla 100 kişinin sığabileceği büyüklükteki odalara konulduğunu, kadınların nöbetleşe uyumak zorunda kaldıklarını söyledi. Lin, temel sağlık hizmetlerinden bile mahrum bırakıldıklarını anlattı.

Shwe Pyi Thar kentindeki sorgulama merkezine götürülen kadın da sağlık hizmeti alamadıklarını belirterek, “Sorgu merkezlerinden yeni gelen kadınların iyileşmeyen yaraları vardı, bazıları adet görüyordu ve ancak yedi gün gözaltında tutulduktan sonra duş almalarına izin verildi” dedi.

Ekim ayında beş binden fazla mahkumun affıyla serbest bırakılan May, “Yeniden tutuklanma ve ölebilme ihtimalinin her zaman olduğunu biliyorum ama ülkem için bir şeyler yapmak istiyorum. Kendimi güvende hissetmesem de bu hareketin bir parçası olmaya devam etmek istiyorum” diye konuştu.

İddia: Myanmar askerleri 11 köylüyü vurup ve diri diri yaktı

Yerel basında çıkan haberlere göre, Myanmar askerleri bir köyde 11 kişiyi toplayıp öldürdükten sonra ateşe verdi. Myanmar’ın kuzeybatısındaki Sagaing bölgesindeki Don Taw köyünde kömürleşmiş cesetlerin olduğu iddia edilen fotoğraflar ve bir video, geçen salı (7 Aralık) sosyal medyaya düştü.

Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, “11 kişinin korkunç şekilde öldürüldüğü”ne ilişkin raporlardan endişe duyduğunu belirtti. Dujarric ayrıca “inandırıcı raporların öldürülen insanlar arasında beş çocuğun olduğunu gösterdiğini” söyledi.

“Askerler bulabildikleri herkesi vahşice öldürüyorlardı”

Görgü tanıklarının ifadelerine atıfta bulunan gönüllü, “Askerler bulabildikleri herkesi vahşice öldürüyorlardı” dedi. Don Taw ve diğer yakın köylerden kaçan insanlara yardım eden gönüllü, öldürülenlerin milis üyeleri mi yoksa siviller mi olduğunun belirsiz olduğunu anlattı.

AP’ye konuşan başka bir tanık, salı günü sabah saat 11:00 sularında yaklaşık 50 askerin Don Taw köyüne yürüdüğünü ve kaçmayı başaramayan herkesi ele geçirdiğini söyledi.

Kendisini bir çiftçi ve aktivist olarak tanımlayan ve kendi güvenliği için isminin açıklanmasını istemeyen tanık, “11 masum köylüyü tutukladılar” dedi. Çiftçi, yakalanan kurbanların yerel olarak örgütlenmiş ve bazen orduyla çatışmalara giren Halk Savunma Gücü’nün üyeleri olmadığını da sözlerine ekledi.

Askeri yönetim ise katliam iddialarına ilişkin bir açıklama yapmadı.

Meta, Myanmar ordusu tarafından kontrol edilen tüm işletmeleri platformlardan yasaklayacak

Eskiden Facebook olarak bilinen Meta, dünkü (8 Aralık) açıklamasında, ülkenin güvenliğine yönelik daha önceki kısıtlamalarını genişletmek için Myanmar ordusu tarafından kontrol edilen tüm işletmelerin platformlarında varlık göstermesini yasaklayacağını duyurdu.  

ABD teknoloji devi, Tatmadaw olarak bilinen orduyla bağlantılı tüm kuruluşların platformlarında reklam vermesini yasaklayacağını şubat ayında açıklamıştı.

Meta’nın Yükselen Ülkeler Asya Pasifik Kamu Politikası Direktörü Rafael Frankel, “Bu eylem, uluslararası toplum ve sivil toplum tarafından bu işletmelerin Tatmadaw’ı finanse etmedeki doğrudan rolüne ilişkin kapsamlı belgelere dayanmaktadır” dedi.

Meta, ordunun kontrolündeki işletmelerle bağlantılı 100’den fazla hesap, sayfa ve grubu daha önce kaldırmıştı. Facebook, Myanmar’da hem askeri yönetime karşı protestocular hem de askerler tarafından oldukça yaygın kullanılıyor.

Ne olmuştu?

Myanmar ordusu, 2020’deki genel seçimlere hile karıştığı iddiasıyla 1 Şubat’ta yönetime el koymuştu. Ordu, ülkenin fiili lideri Aung San Suu Kyi başta olmak üzere pek çok yetkili ve iktidar partisi yöneticisini gözaltına almış ve bir yıllığına olağanüstü hal ilan etmişti. Darbe geniş çaplı protestolara yol açmıştı. Protestolar sırasında bin 318 sivil öldürülürken, binlerce kişi gözaltına alınmıştı.

Kaynak: BBC, Guardian, Reuters

Derleyen; Emine Bıçakcı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus