Yargıtay’ın AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından başlayan krize ilişkin konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sorunu “görüş farkı” olarak tanımladı ve yeni anayasa ile çözüleceğini söyledi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için “darbeci” demesinin “genel başkanlık heyecanı sebebiyle” olduğunu söyleyen Tunç “Biz Özgür Beyle askerliğimizi bile aynı yerde birlikte yaptık, o nedenle çok iyi tanıyorum” dedi.

Yargıtay’ın AYM’nin Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararını uygulamaması ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması sonrası başlayan kriz, yeni anayasa tartışmasıyla devam ediyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da katıldığı İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı’nın açılışından önce gazetecilerin sorularını yanıtladı ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “darbeci” çıkışına şu sözlerle yanıt verdi:
“Özgür Beyle askerliğimizi birlikte yaptık”
“CHP’nin yeni seçilen Genel Başkanı ile birlikte parlamentoda görev yaptık, komisyonlarda çalıştık. Hatta biz Özgür Beyle askerliğimizi bile aynı yerde birlikte yaptık, o nedenle ben çok iyi tanıyorum. Özgür Bey’in, tabii bu heyecanla özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’mıza yönelik yakışıksız, sorumsuzca ifadeleri var. Cumhurbaşkanı’mızın sanki bir darbe yaptığı şeklindeki yorumuna kesinlikle katılmıyoruz. Burada herhangi bir darbe söz konusu değil. Bu millet, 27 Mayıs Darbesi’ni bayram olarak kutlayan zihniyeti, Yassıada zihniyetini de biliyor, unutmamıştır. Bu millet 15 Temmuz hain darbe kalkışmasına kimin ‘kontrollü darbe’ dediğini de çok iyi biliyor. Bu millet darbeyi de, darbeciyi de, darbe şakşakçılarını da çok iyi bilir.”
“İki Yüksek Mahkeme arasındaki görüş farkını farklı noktalara çekmenin anlamı yok”
Yargıtay-AYM krizini “iki Yüksek Mahkeme arasında görüş farkı” olarak gören Tunç, şöyle konuştu:
“Terör suçları dokunulmazlık kapsamında mı değil mi? Yargıtay ‘Dokunulmazlık kapsamı dışındadır’ diyor. Bu suçlarda soruşturma geçmişte de yapılmıştır. Meclis’te kesin hükümler okunarak, milletvekillikleri daha önce düşürülmüştür. Uygulama bu yöndedir ama son birkaç karardan sonra AYM’nin farklı uygulaması nedeniyle Yargıtayımız, ‘Anayasa’nın 14. ve 83. maddesi yorum yoluyla uygulanamaz hale gelmiştir, o nedenle bir Anayasa ihlali vardır’ diyor. Dolayısıyla iki Yüksek Mahkememizin bir görüş farkı var burada. Şimdi bu görüş farkından yola çıkarak bunu farklı noktalara çekmenin hiçbir anlamı yok.”
“Anayasa’da belirsizlik varsa TBMM’nin yetkisindedir”
Konunun hukuk zemininde tartışılıp çözüleceğini belirten Tunç, şunları söyledi:
“İki Yüksek Mahkememiz arasındaki görüş farkını ortadan kaldırmaya yönelik yasada belirsizlik varsa, Anasayasa’da belirsizlik varsa, AYM’nin bireysel başvuruyla ilgili kanunda çalışma usulleriyle ilgili AYM’nin kuruluş kanunuyla ilgili tüm bunlar TBMM’nin yetkisinde olan hususlar. TBMM’nin çözebileceği hususlar. Bunlar hukuk zemininde konuşulup tartışılıp çözülecek hususlar.”
“Bireysel başvurular için reform ihtiyacına gözümüzü kapayabilir miyiz?”
Tunç, mevcut Anayasa ihlal edilirken, Anayasa değişikliğinin gündemde olmasının tartışıldığına ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:
“Anayasamız 82 Anayasası, darbe sonrasında yazılan bir Anayasa ve hem 61 Anayasası, hem de 82 Anayasası’nda yerini koruyan bir Anayasa Mahkeme’miz var. 2010 yılında Anayasa Mahkeme’mize bir görev daha yüklendi, o da bireysel başvuru hakkının tanınması. Reform sayılabilecek, sessiz devrim sayılabilecek bir düzenlemeyi Anayasa’mıza koyduk. Tabii bireysel başvurularla ilgili olarak Anayasa Mahkeme’mizin de, Anayasa Mahkemesi Başkanımızın da sürekli yakındığı bir durum söz konusuydu. Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen 130 bin dosya var. Bu 130 bin dosyaya bakacak olan 15 Anayasa Mahkemesi üyesi var. 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 130 bin dosyayı zamanında ve sağlıklı bir şekilde sonuçlandırabilmesi mümkün mü, bunu milletimizin takdirine bırakıyorum. Dolayısıyla burada bir reform ihtiyacımız yok mu, buna biz gözümüzü kapayabilir miyiz?”
“ ‘Anayasa değişikliği yapılmasın’ dersek görüş farkları artar”
Bireysel başvuruların hızlı sonuçlanması gerektiğini söyleyen Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Eğer biz ‘Gerek anayasa değişikliği, gerekse Anayasa Mahkeme’mizin çalışma usulleri ile ilgili konuları düzenleyen kanunda bir düzenleme yapılmasın’ dersek, o zaman bu sorun büyüyerek devam eder. Yüksek Mahkemelerimiz arasındaki görüş farkları artar, bu da bizim hukuk sistemimize zarar verir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir, konuyu farklı yönlere çekmemek gerekir. Buranın üzerinden bir siyasi zemine, bir siyasi tartışmaya değil, bizim burada sorumlu davranmamız lazım. TBMM’de özellikle grubu bulunan siyasi partilerimizin, bu anlamda ortadaki sorunu giderecek çalışmayı yapacaklarını inanıyoruz. TBMM önümüzdeki süreç içerisinde bu konuları elbetteki gündemini alacaktır.
“Anayasa değişikliği TBMM’nin takdirinde, CHP Genel Başkanı’nın darbe açıklamalarının konumuzla ilgisi yok”
Sorunun hukuk zemini içerisinde çözüleceğini vurgulayan Bakan Tunç, “Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu herkes ifade ediyor. Her düşüncedeki kişi ‘Yeni, demokratik, sivil bir anayasaya kavuşmamız gerekiyor’ diyor. Önümüzdeki bu sıcak sorunu da ortadan kaldırabilecek ne yasal düzenleme gerekiyorsa, bu TBMM’nin takdirinde olan bir husus. O nedenle CHP Genel Başkanı’nın, dün Cumhurbaşkanımıza yönelik yaptığı o darbe açıklamaları vesaire, bunların konumuzla hiçbir alakası yok” diye konuştu.







