Ünlü ekonomist Daron Acemoğlu Project Syndicate’te, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ ve demokrasinin krizine odaklanan bir yazı kaleme aldı. Aşırı sağın yükselişinin kökenlerine inmek gerektiğini vurgulayan Acemoğlu, “İşçileri öncelemeyen bir demokrasi ölüme mahkûmdur” dedi.
Dünyaca ünlü ekonomist Daron Acemoğlu, Project Syndicate’de Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve demokrasinin krizini ele alan bir yazı kaleme aldı. “Demokrasi, endüstri devriminden beridir halklara ne söz verdiyse hepsini gerçekleştirmekte geride kaldı” diyen Acemoğlu, bugünkü krizlerden merkez sol ve sağ partileri suçlayan aşırı sağın kazançlı çıktığını söyledi.
Geçtiğimiz Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağ partilerin çeşitli ülkelerde yükselişe geçtiğini ve bazı ülkelerde birinci sıraya yerleştiğini Acemoğlu, aşırı sağ partilere verilen oyun “sadece bir protesto oyu” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Ancak bu gelişimlerin hiçbirinin yeni olmadığının altını çizen Acemoğlu, “Biz çok önceden de demokrasinin krizlerinden ve otoriter rejimlerin yarattığı zorluklardan haberdarız” dedi. Ancak genç kuşağın aşırı sağ partilerle yakınlaşmasının endişe verici olduğunu ve bu son seçimlerin bir “alarm” olduğunu söyleyen Acemoğlu, “Bu gelişmelerin kökenini anlayamazsak demokrasiyi korumak için verdiğimiz bütün çabalar başarısızlıkla sonuçlanır” ifadelerini kullandı.
“Demokrasi halklara ne söz verdiyse hepsini gerçekleştirmekte geride kaldı”
Acemoğlu, demokrasinin girdiği krizin tarihsel olduğunu vurgulayarak “Demokrasi, endüstri devriminden beridir halklara ne söz verdiyse hepsini gerçekleştirmekte geride kaldı” dedi. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) alt ve orta sınıfların net gelirlerinde 1980’den bu yana artışın çok fazla gerçekleşmediğini söyleyen Acemoğlu, Avrupa’daki ekonomik gelişmenin de 2008’den beri donuk olduğunu belirtti.
Batı’nın demokrasi algısında, sistemin halka iş, istikrar ve kamu kaynağı vadettiğini söyleyen Acemoğlu, 2. Dünya Savaşı’ndan 1980’e kadarki süreçte bu alanlarda bir iyileşme olduğunu vurguladı. Ancak bu alanlardaki gelişmeler 1980’i takip eden yıllarda düşüş yaşadı. Acemoğlu’na göre birçok ülke alanlarında uzman teknokratlarla bu sorunları çözmeye çalışsa da aslında 2008 finansal krizine de zemin hazırladı.
Acemoğlu, bu gelişmenin sonucunda birçok kişinin siyasetçilere olan güvenini azalttığını, siyasetçilerin halktan çok bankacıları öncelediğini düşündüğünü aktardı. Acemoğlu, kendi araştırmasına da referans vererek, seçmenlerin demokratik kurumları desteklemesindeki en temel faktörün demokrasinin faydalarını doğrudan deneyimlemeleri olduğunu ifade etti. Acemoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Eğer demokrasi verdiği sözleri gerçekleştiremezse, kurumlara olan güvenin azalmasına şaşırmamak gerekir. Dahası, halkın daha iyi bir hayat yaşaması için politikalar üreten liderler bile halkla iletişim kurmakta eksik kalıyor.”
“Liderler, halkın kaygılarıyla olan bağlarını giderek kaybediyor”
Liderlerin halkın sorunlarıyla olan bağlarının koptuğunu belirten Acemoğlu, bu durumun geniş kesimleri yankı odalarına hapsettiğini iddia etti.
Avrupa’daki göç dalgasını örnek veren Acemoğlu, liderlerin göç dalgasıyla birlikte gelen ekonomik ve kültürel çalkantılara karşı sağır kaldığını iddia ediyor. Avrupa’da halkın çok büyük bir kesiminin bu göç dalgasına yönelik kaygılarını belirttiğinin altını çizen Acemoğlu, merkez eksendeki politikacıların bu kaygılarla ilgilenmek konusunda yavaş davrandığını söyledi. Bu durumun da ülkedeki aşırı sağ partilerin yükselmesine olanak sağladığının altını çizdi.
Göçün yanı sıra yapay zeka ve otomasyon teknolojisinin rolüne de değinen Acemoğlu, bu sorunların iklim krizi, pandemi ve hem küresel hem bölgesel tehditlerle bir araya geldiğinde kaygıları da giderek artırdığını söyledi.
“Demokrasi hâlâ bu sorunlarla baş edebilecek donanıma sahip en iyi sistem”
Ülkelerin baş ettiği sorunları anlatan Acemoğlu, yine de demokrasinin geleceğine dönük bir iyimserliğe sahip. “Yine de demokrasi hâlâ bu sorunlarla baş edebilecek donanıma sahip en iyi sistem” diyen Acemoğlu, tarihin birçok kez geniş halk kesimlerinin ihtiyaçlarına yanıt verme konusunda otoriter rejimlerin tutuk kaldığını kanıtladığını söyledi.
Ancak demokratik liderlerin “daha adil bir ekonomik plan” yaratmaya odaklanması gerektiğini vurgulayan Acemoğlu, bu planın çokuluslu şirketlere ve bankalara değil işçilere ve sıradan yurttaşa odaklanması gerektiğini ifade etti. Acemoğlu, yazının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Demokrasilerin; iklim krizi, işsizlik, eşitsizlik, yapay zeka ve küreselleşmenin getirdiği aksaklıklarla baş etmeleri için uzmanlığı, halk desteğiyle harmanlaması gerekiyor.”
Özellikle seçmenin merkez eksendeki siyasi partilere güven kaybettiği bir atmosferde bunun kolay olmayacağını söyleyen Acemoğlu, bu partilere de bir çağrıda bulunuyor. Merkez eksendeki siyasi partilerin halkın derin kaygılarıyla bağdaştıklarını göstermek için stratejilerine bir manifestoyla başlamalarını öneren Acemoğlu, bu manifestonun küresel ticarete ve düzenlenmemiş küreselleşmeye körü körüne bağlılığı reddeden ve ekonomik büyümeyi adil bir dağılımla birleştirmeyi savunan uygulanabilir bir plan sunması gerektiğini ifade etti.
Kaynak: Project Syndicate








