Netizen’nin bu haftaki konuğu Kutluhan Aykut oldu. Programda, Türkiye’de 90’ların başında başlayan özel radyoculuğun ilk yılları ve “Farenin Kuyruğu” adlı programın kuruluş hikâyesi konuşuldu. Aykut “Türkiye’nin teknoloji tarihi, medya tarihi ile paralel ilerliyor” dedi.
Netizen’de bu hafta Atıf Ünaldı’nın konuğu Kutluhan Aykut oldu. Aykut, 1991’de Radyo Kulüp’te başlayan “Farenin Kuyruğu” adlı teknoloji programlarının ortaya çıkışını anlatırken, o dönem Türkiye’nin hem medya hem de teknoloji açısından kurucu yıllarını yaşadığını belirtti. Aykut, “1991’de başladık. Tabii internetin başına gideceğiz neredeyse. Radyoculuk yeni başlamıştı. Lisans yoktu, herkes kaçaktı. Biz o dönem ilk teknoloji programlarından birini yapıyorduk” dedi.
Programın adının nasıl ortaya çıktığından bahseden Aykut, Türkiye’de bilgisayar kullanımının yaygınlaşmadığı bir dönemi yansıttığını belirterek, “Bilgisayarlarda kullandığımız fare. Mouse’un kuyruğu bilgisayara bağlanıyor. Şimdi farelerde kuyruk bile kalmadı ama o zaman bilgisayar dendi mi akla ilk kablo gelirdi” dedi.

“1990’larda hâlâ analog bant teknolojisi vardı”
Kutluhan Aykut, montaj ve yayın sistemlerini anlatırken 1990’ların ortasında bile televizyonların hâlâ analog bant teknolojisini kullandığını hatırlattı:
“Darbant dediğimiz şey kocaman kaset gibi bir şeydi. Montajı makasla yapıyordun ve bantlıyordun. Geçişlerde ses olurdu ama bozulmayan teknolojiydi. DigiCart daha yeni teknolojiydi ama o bile bozulurdu.”
DigiCart sisteminin Türkiye’de yeni yeni kullanılmaya başlandığı dönemleri anlatan Aykut, “CD gibi ama daha kalın bir kartuştu. İçinde disk vardı. Sesleri alıyordu. Orada play-pause ile çok hızlı montaj yapıyorduk. O zaman için inanılmaz ileri teknolojiydi.” diye konuştu.

Dünya Hava Oyunları ile teknolojik sıçrama
Kutluhan Aykut, aradan birkaç yıl geçince Türkiye medya tarihinde Dünya Hava Oyunları ile teknolojik sıçrama yaşandığını söyledi. Aykut, o sürecin nasıl yürüdüğünü anlatırken hem teknik hem de lojistik açıdan dev bir üretimle karşı karşıya olduklarını belirtti:
“Pilotlar sabah atlıyordu, öğlene doğru çekimler geliyordu. Ben o görüntüleri sabaha kadar toplayıp film hâline getiriyorum. Kaseti canlı yayın aracına veriyorduk. Uplink yapıyorlardı ve uyduya çıkıyordu. Eurosport bir gün geriden yayınlıyordu.”
“Teknoloji ne kadar geliştiyse medya da o kadar gelişti”
Aykut, Türkiye’nin medya tarihinin teknoloji tarihine birebir paralel olduğunu söyledi:
“Konuştuklarımız 1991’den 1997’ye kadar olan dönem ama aslında Türkiye’nin teknoloji tarihiyle medya tarihinin birebir aynı olduğunu görüyorsun. Teknoloji ne kadar geliştiyse medya da o kadar gelişti.”








