Açık Oturum (506): Medyada etik kriz

Açık Oturum’un bu bölümünde Mehmet Akif Ersoy soruşturması, magazinleştirilen adliye haberleri, özel hayatın ihlali, masumiyet karinesi ve medya etiği başlıkları ele alındı. Göksel Göksu’nun moderatörlüğünde medya ombudsmanı Faruk Bildirici, avukat Gökhan Küçük ve gazeteci Candan Yıldız, soruşturma sürecinde yayımlanan pornografik haber içeriklerini, medyadaki editoryal denetimin çökmesi sonucu şekillenen haberciliği ve özellikle kadın gazetecilerin hedef haline getirilmesini tartıştı.

Medyada etik krizi

Programda gazetecilikteki etik çürüme, basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki denge ve adil yargılanma hakkı tüm boyutlarıyla değerlendirildi.

Mehmet Akif Ersoy soruşturmasının yapılan haberler nedeniyle bir uyuşturucu operasyonu olmaktan ziyade, “ahlak operasyonu” gibi sunulmasının eleştirildiği programda, bu tür haberlerin gazetecilik mesleğinin de itibarsızlaşmasına yol açtığı belirtildi.

Medyada etik krizi
Medyada etik krizi

Medya ombudsmanı Faruk Bildirici, gazetecilerin hem pornografik bir dil kullandığını hem de pornografik habercilik yapmalarını eleştirdi. Bildirici, “Bir olay çıktığında hemen bir suçlu aramak, bulunan suçluyu da yargılamak ve onunla ilgili hüküm vermek gibi bir kolaycılığa sapılıyor” sözleriyle habercilerin aynı zamanda kendilerini hakim-savcı yerine koyma kolaycılığına kaçtıklarını söyledi:

“Bu kolaycılığın nedenlerinden birisi, belki de çok daha fazla okunmak, tık almak, izlenmek. Ama Mehmet Akif Ersoy ve bu devam eden soruşturmanın diğerlerinden, mesela Narin soruşturmasından, Almanya’dan gelen ailenin zehirlenerek ölmesi soruşturmasından temel farkı şu: Daha önce kokoreççiler, seyyar satıcılar itibarsızlaştırılmıştı. Burada ilk itibarsızlaştırılan gazeteciliğin ta kendisi bence. Biz burada önce kendimizi vuruyoruz. Birinci sonuç bu. İkincisi kadın sunucuların damgalanmış olması, etiketlenmesi gibi bir sonuçla karşı karşıyayız. Orada bir-iki kurban seçildi. Onların ifadeleri, telefonlarındaki yazışmalar, her şey yayınlandı. Onun da ötesinde bütün kadın sunucuların ahlakı sorgulanmış, hatta ahlaksızmış gibi bir hava verildi. Bu gerçekten çok kötü bir durum.”

“Habertürk’te gerçekten ekran yüzü olmak kolay bir şey değildi”

Gazetecilikteki etik ve mesleki sorunların da ele alındığı Açık Oturum’daki başlıklardan biri de editoryal denetim eksikliği, sosyal medyanın etkisiyle her bilginin denetimsizce yayınlanması gerçeği oldu.

Meslekteki kadınların hedef haline getirilmesi ile ilgili konuşan Candan Yıldız da “‘Güzel kadın, bakımlı kadın’ tipolojisi bütün ekranlarda olmaya başlıyor.… Kadınların cinsel objeye dönüştürülmesinden söz ediyorum. Örneğin Habertürk’te gerçekten ekran yüzü olmak kolay bir şey değildi” sözleriyle Habertürk’te geçmişte ekran yüzlerinin liyakat sahibi kişiler arasından seçildiğini hatırlattı:

“Öne çıkarılan figürlerin biz kadın gazetecilerle ya da bu mesleği icra eden kadın gazetecilerle asla alakası yok. Çünkü o kadınların da aslında tırnak içinde ‘kurban’ olduğunu varsayarak şunu söyleyebiliriz: Eğer siz etik kuralları, meslekte yükselişin nasıl olacağına dair gazetecilik kurallarını, teammülleri yerleştirirseniz zaten kim olursa olsun erkek ya da kadın öyle yükselemeyecek.”

Basın ne yapabilir?

Yargı süreci başlamadan veya kesinleşmeden kişileri suçlu ilan etme, damgalama ve etiketleme eğilimini eleştiren Gökhan Küçük de şüphelilerin bu yolla daha yargılanmadan kamu vicdanında suçlu ilan edildiğini söyledi:

“Birincisi, anayasaya göre mahkeme kararıyla hüküm sabit oluncaya kadar herkes suçsuzdur. Bu masumiyet karinesidir. Ve yine anayasaya göre adil yargılanma hakkına sahibiz. Bu adil yargılanma hakkının alt başlığı, ‘masumiyet ilkesi’. Baktığımızda ceza muhakemeleri kanununda 157. maddede soruşturmanın gizli olduğu yazıyor. Bu soruşturma gizliliği ihlalinin müeyyidesi ise TCK’da 285’nci maddede düzenlenmiş. Ve yine 285. maddede basın özgürlüğü o kadar önemli bir hak ki, soruşturma ve kovuşturma işlemlerini haber vermek, haber verme sınırları içerisinde haberleştirilmesi bu gizliliğin istisnası. Kamuya karşı gizli olması gereken soruşturmada basın ne yapabilir? Basın öncelikle masumiyet karinesini ve özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyecek, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeyecek. Dolayısıyla burada iki hak ile karşı karşıyayız: Basın özgürlüğü ve basın özgürlüğünün karşısında kişilik hakları, masumiyet ilkesi, lekelenmeme hakkı.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.