Yılın son Ağır Ekonomi programında Haluk Levent, yeni asgari ücret zammının yetersizliğini, mevcut politikaların emekçiler üzerindeki etkisini ve küresel ölçekte yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Yeni asgari ücret 28 bin 75 TL
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun üçüncü ve son toplantısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde 23 Aralık Salı günü gerçekleşti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2026 yılı asgari ücretinin 28 bin 75 TL olarak belirlendiğini açıkladı.
Türkiye’de ciddi bir gelirler politikası problemi olduğunu vurgulayan Haluk Levent, buna müdahalenin zor olduğunu çünkü üretim açısından sorunların çözülmediğini belirtti.
Haluk Levent, Türkiye’de ciddi bir gelirler politikası problemi ve buna müdahaleyi zorlaştıran bir üretim problemi olduğunu söyledi. Asgari ücrete yapılan zammın yetersizliğine dikkat çeken Levent, Türkiye’nin son derece önemli umutsuzluk ölümleri vakalarıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Levent, ekonomiden sorumlu yetkililerin asgari ücreti ve alım gücünü dolar kuru üzerinden karşılaştırmasının sahtekârlık yarattığını ifade etti:
“Genelde ekonomiden sorumlu bakanlar döviz kurunu kullanıyorlar ama döviz kuru bir sahtekarlık yaratıyor aslında burada. Çünkü döviz kuru yine aynı bakanların önderliğindeki ekonomi politikasının ana unsuru. O politikanın temelinde ne yatıyor? Döviz kurunu bastır, enflasyonu azalt gibi bence çalışmayacak bir yöntem. Enflasyonla mücadele etmek istiyorsanız enflasyonu yaratan yapısal sorunlara hücum etmek, o yapısal sorunları çözmek gerekir diye düşündüğümüz için buna karşı çıkıyoruz. Dolayısıyla sadece döviz kurunu bastırarak bir noktaya varmamız mümkün değil. Asgari ücretteki bu artış aslında hiçbir şeye çare olmayan bir artış.”
İklim yıkımı
İklim krizinin küresel ölçekte ciddi bir sorun olduğunu söyleyen Levent, bu soruna çare bulabilmek için birçok inisiyatif kurulduğunu ve önlemler alındığını ancak bunların yeterli olmadığını vurguladı:
“En son Brezilya’da yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP) Toplantısı’nda bazı önlemler karar altına alındı, ilerlemeler gerçekleştirildi ancak bunun karşı karşıya olduğumuz problemi çözmek için yeterli bir adım olmadığını söyleyebiliriz. Bütün derdimiz emisyon hacmi. Bu emisyon hacminin iki büyük kaynağı var: bir tanesi enerji, diğeri de hayvancılık tercihi. Her ikisi için de neyi nasıl yapmamız gerektiği konusunda çok güçlü şeyler var. Ama bu önlemler dizisinin bir politik iradeye dönüşmesi mümkün olmuyor çünkü şirketler bunun önündeki en büyük engeli oluşturdular.”
Haluk Levent, fosil yakıt şirketlerinin iklim önlemlerinin önündeki en büyük engel olduğunun altını çizdi, “Bunlar dünyanın en büyük belası sayabileceğimiz şirketlerden oluşuyor. Bütün bu iklim yıkımı konusundaki uluslararası panelin çalışmalarının bir sonuca ulaşmasını engelleyen şirketler de bunlar zaten. Ekosistemin yok olması riskini göze alarak sınırsızca kullanımlarını artırdılar ve bugün karşı karşıya kaldığımız büyük çevresel sorunların ve yıkımın önünü açtılar” diye konuştu.








