Spekülatif’in bu bölümünde Emre Dündar, Türkiye’nin düşünce tarihindeki “alim”, “münevver”, “aydın” ve “entelektüel” kavramlarını, işaret ettiklerini ve başlangıçta saygı odağı olan bu figürlerin, günümüzde toplumsal bir ötekileştirme aracına dönüştüğünü anlattı.
Spekülatif’te bu hafta Emre Dündar, Türkiye’nin yakın kültür tarihine damga vuran münevver, aydın ve entelektüel kavramlarının, son 40 yılda dilimize yerleşen “entel” kelimesiyle birlikte uğradığı anlam kaymasını anlattı.
Dündar, başlangıçta haklı bir toplumsal olguya işaret eden, yarı mizahi bir eleştiri olarak görülebilecek “entel” teriminin, zamanla kısaltıldığı kök kavramdan uzaklaşıp neredeyse bağımsız bir kavrama dönüştüğünü belirtti. Dündar, münevver kavramını, “Tanzimat ve Cumhuriyet öncesi dönemin kilit figürü; köklerine bağlı, dünyayı tanıyan ve çevresini aydınlatmaya gönüllü, saygı duyulan bir profil” diyerek tanımladı.
Dündar, cumhuriyet ile birlikte bu imgenin yerini “aydın” kavramına bıraktığını ifade etti.
Dündar, “aydın” kavramını ise “Devletçi bir idealin ve toplum mühendisliğinin parçası olarak kurgulanan, halkı yukarıdan aşağıya eğitmekle görevli, ‘jakoben’ bir figür olarak eleştirilerin hedefi oldu” sözleriyle açıkladı.

Aydın ve entelektüel kavramlarının geldiği noktayı Dündar, şöyle değerlendirdi:
“Aydın ve entelektüel kavramları, üzerinde tartışılan şeyler olmaktan çıktı. Entelektüel ile sahte versiyonu arasındaki ayrım görünmez oldu.”
Dijital çağda imajların konuştuğunu, topluma verilen katkının ise önemsizleştiğini belirten Dündar, “Dijital çağın ve sosyal medyanın yarattığı yeni dünyada okuyan, yazan-çizen, paylaşan figür artık sadece bir imaj. Gerçek bir değer üreten zihinle, ‘sahte’sini tanımlayan ‘entel’ arasındaki fark önemini yitirdi” dedi.








