Netizen’de bu hafta Atıf Ünaldı’nın konuğu bilişim ve teknoloji uzmanı Serhat Özeren, yapay zekânın dünya ve Türkiye için ne anlama geldiğini, önümüzdeki yıllarda hangi alanlarda belirleyici olacağını ve Türkiye’nin neden acilen bir yapay zekâ stratejisi oluşturması gerektiğini değerlendirdi.
Netizen’de Atıf Ünaldı’nın konuğu bilişim ve teknoloji uzmanı Serhat Özeren oldu. Özeren, yapay zekânın yalnızca yeni bir araç ya da geçici bir trend olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayarak, bu teknolojinin insanlığın öğrenme biçiminden üretim ilişkilerine kadar her şeyi dönüştüreceğini söyledi:
“Yapay zekâya bir çağ demek bana hafif geliyor. Bu bir çağ değil, bir kırılma noktası. İnsanlık tarihini, hayata bakışımızı, öğrenme kabiliyetlerimizi, öğreniş şeklimizi, her şeyimizi değiştirecek. Değiştirmeye de zaten başladı.”
Yapay zekânın, ülkeler arasındaki gelişmişlik farkını da radikal biçimde arttıracağını, eskiden 20–30 yıllık farklardan söz edilirken, artık bu farkın logaritmik bir biçimde açılacağını belirten Özeren, “Yapay zekâyı üretenlerle üretmeyenler arasında eskiden konuşulan 20–30 yıllık farklar artık geçerli olmayacak. Bu fark logaritmik olacak. Hesaplamak bile güç. İsterseniz kullanın, isterseniz kullanmayın; fark etmez. Üretenle üretmeyen arasında uçurum oluşacak” dedi.
Yapay zekâ treni kaçıyor mu?
Serhat Özeren, yapay zekânın hangi alanlarda etkili olacağı sorusunu da ele aldı. Eğitimden finansa, havacılıktan sağlığa kadar yapay zekânın girmeyeceği hiçbir alan kalmayacağını vurgulayan Özeren, “Şu anda yapay zekânın girmediği ya da girmeyeceği bir alan yok. Eğitimde olacak, finansta olacak, havacılıkta olacak. Her yerde olacak. Bundan kaçış yok” dedi.
“Türkiye’de yapay zekâ treni kaçıyor mu?” sorusuna yanıt veren Özeren, Türkiye’de açıklanmış, kamuoyuyla paylaşılmış ve tüm paydaşları kapsayan net bir yapay zekâ stratejisi görmediğini söyledi:
“Şu anda Türkiye’nin kamuoyuyla paylaşılmış, üniversitelerin, sanayinin, devletin birlikte oluşturduğu net bir yapay zekâ stratejisi yok. Belki içeride bir yerlerde vardır ama biz görmüyoruz.”
Bu alandaki en büyük eksikliğin kaynak ve planlama olduğunu belirten Serhat Özeren, “Bu işler çok maliyetli işler. Şirketlerin kendi başına bu yükü taşıması mümkün değil. Devlet desteği, alım garantileri, büyük AR-GE bütçeleri olmadan bu iş yürümez” diye konuştu.







