34 demokratik kitle örgütü ve meslek odasının çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen kadınlar, Tandoğan Meydanı’nda miting düzenledi. Kadınlar, şiddete karşı etkisiz kalan politikaları, artan yoksulluğu ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini protesto etti. KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, ortak açıklamada “Hayatlarımız bu iktidarın tasarruf alanı değildir” dedi.

Türkiye’nin birçok kentinden gelen kadınlar sabah erken saatlerden itibaren Atatürk Kültür Merkezi önünde toplandı. 34 demokratik kitle örgütü ve meslek odasının oluşturduğu Kadın Mitingi Bileşenleri’nin çağrısıyla bir araya gelen kalabalık, sloganlar eşliğinde Tandoğan Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş sırasında kadınlar şiddet ve yoksulluğa ilişkin tepkilerini dile getirdi.
SOL Feminist Hareket, Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, TMMOB Kadın Çalışma Grubu, KAOS-GL ve KESK Kadın Meclisi’nin aralarında bulunduğu bileşenler mitingi organize etti. Kar yağışı altında kortejler, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” ve “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganlarıyla meydana doğru ilerledi.
Mitinge siyasi partilerden de katılım oldu
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever ve Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu mitinge katıldı. Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinden nafaka tartışmalarına, 6284 sayılı yasanın uygulanmamasından kadın cinayetlerindeki artışa kadar birçok konuda ses yükseltti.

“Şiddet, yoksulluk ve cezasızlık politikalarına karşıyız”
Yürüyüşe katılan bir kadın, kadınların hem şiddete hem geçim derdine karşı tepki göstermek için Ankara’da olduğunu söyledi, “Yoksulluk diz boyu. Bu iktidar buna çözüm üretmiyor, kadınları yok sayıyor. Aynı zamanda şiddeti hayatın her alanında görebiliyoruz” dedi.
Başka bir katılımcı, 2025 yılında üniversite kampüslerinde yaşanan kadın cinayetlerine dikkat çekti, “Bu katliamların temelinde cezasızlık politikaları yatıyor. Ne iktidar ne de rektörler herhangi bir önleyici politika alıyor” dedi.
Katılımcı, üniversitelerde önleyici eğitimlerin verilmesini, cinsel tacizi önleme birimlerinin geliştirilmesini ve yurtların güvenli hale getirilmesini talep etti, “Bize dayatılan roller yoksulluğun tam göbeğinde. Bu yüzden birçok genç kadın eğitimden kopmak zorunda kalıyor” diye konuştu.
Kadın Dayanışma Derneği: “Yoksullukla mücadele ediyoruz”
Kadın Dayanışma Derneği’nden Songül Tuzluçayır, yıllardır şiddetle mücadele ettiklerini belirtti, “Bugün buradayız çünkü hükümet ‘Aile Yılı’ ilan etti ama hala kadınlar öldürülüyor, hâlâ şiddet görüyor. Yoksullukla mücadele ediyoruz ve buna bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Bu yüzden bugün meydanlardayız, sesimizi haykırıyoruz” dedi.
Bir başka katılımcı, son bir yılda şüpheli kadın ölümlerinin kadın cinayetlerinin oranını aştığını vurguladı, “Bizler bu cezasızlık politikalarına karşı, kadın cinayetlerini durdurmak ve şüpheli kadın ölümlerini aydınlatmak için sokaklarda, meydanlarda ve kampüslerde olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

KESK’ten ortak açıklama: “Hayatlarımız tasarruf alanı değil”
Tandoğan Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar adına ortak açıklamayı KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher okudu. Gevher, kadınların yaşamını hiçe sayan düzene itiraz ettiklerini vurguladı, “Biliyoruz ki bu ülkede iktidar, kadınlar için politika üretmiyor. Kendi varlığını sürdürmek için politika üretiyor. Bizden sessizlik, itaat ve kabulleniş bekliyor” dedi.
Gevher, kadınlar için hayatın her geçen gün daha güvencesiz hale getirildiğini kaydetti, “Hayatlarımız bu iktidarın tasarruf alanı değildir” ifadesini kullandı.
İstanbul Sözleşmesi ve 6284 vurgusu
KESK Kadın Sekreteri, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkıldığını ve 6284 sayılı yasanın etkin biçimde uygulanmadığını söyledi. “Kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor. Kadınlara yaşam borcunuz var” dedi.
Gevher, Rojin, Gülistan ve Ayşe Tokyaz için adalet talep etti. “Her kadın ölümü kamusal bir sorumluluktur. Şüpheli kadın ölümlerini normalleştirmenize izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Nafaka ve boşanma düzenlemelerine tepki
Gevher, kadın haklarına yönelik saldırıları sıraladı, “Nafaka hakkı tartışmaya açılıyor. Boşanma arabuluculuğa tabi kılınmak isteniyor. Arabuluculuk adı altında kadınlar yeniden şiddetin içine itiliyor. Biyolojik cinsiyet dayatması ile LGBTİ+’ların varlığı hedef alınıyor” dedi.
Gevher, düşük ücretlerin, sigortasız çalışmanın ve iş güvencesinin olmamasının kadınların sosyal güvenceye erişimini engellediğini söyledi, “Güvenceli iş istiyoruz. Güvenli bir gelecek istiyoruz. Bakım emeği kadınların kaderi değildir. Kreş haktır, sosyal destek haktır, güvenceli iş haktır” dedi.
Dilovası’nda yaşanan iş cinayetlerine de değinen Gevher, çocukların ve kadınların güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti, “Buna ‘kaza’ diyorlar. Hayır, bu bir kaza değil. Bu, denetimsizliğin, ucuz emek düzeninin sonucudur” diye konuştu.
“2026 kadınların direniş yılı olacak”
Gevher, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“2025’i ‘Aile Yılı’ ilan edenlere 2026 yılının kadınların direniş yılı olacağını söylemek için buradayız. Susmuyoruz, boyun eğmiyoruz, vazgeçmiyoruz. Şiddetsiz, eşit, özgür bir ülke istiyoruz.”
Miting konuşmalarının ardından kadınlar, “Şeriat yasasına izin vermeyeceğiz”, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz”, “6284 uygulansın” dövizleri taşıdı. Miting, bANDiSTA konseri ile devam etti.







