Avukat Hüseyin Ersöz, Medyascope’ta Esenyurt ve Şişli’deki kayyum uygulamalarının devam edip etmeyeceğini, kent uzlaşısı iddianamesinin neden hâlâ yazılmadığını, 9 Mart’ta görülecek İBB davasını ve Ekrem İmamoğlu’nun yaşadığı süreci değerlendirdi. İmamoğlu’nun yaşadığı süreç hakkında konuşan Ersöz, “Toplumsal hafızamızda ve belleğimizde geçmişte bu tür yargılama süreçleri ve siyasi yargılama süreçleri çok fazla yer etmiş vaziyette. Bu tür siyasi yargılama süreçlerinden hiçbirisinden bugüne kadar sonuç elde edilemedi. İnsanlar er ya da geç özgürlüklerine kavuştular” dedi.
“Ekrem İmamoğlu’nun çok dirayetli olduğunu gözlemliyorum”
Ersöz, Ekrem İmamoğlu’nun son bir senede yaşadıklarını, “Normal bir insanın omuzlaması ve sırtlaması oldukça zor bir süreç. Sadece söylemleri üzerinden ya da eleştirileri üzerinden birçok soruşturmaya dahil edildi. Düşünün Cumhuriyet Halk Partisi’nin, kongresinin iptali talep edilen bir sürecin içerisinde yer aldı. Şimdi diplomasının sahteliği ile ilgili olarak bir ceza yargılaması söz konusu. Diplomasının iptali ile ilgili olarak idari yargılama süreci geçtiğimiz hafta görüldü. Bir bilirkişi davası vardı, bir casusluk soruşturmasından geçtiğimiz aylarda tutuklandı, İBB soruşturmasında tutuklu, bir de üzerine kent uzlaşısı soruşturmasında da soruşturuluyor. Muhtemelen hakkında iddianame hazırlanacak ve dava açılacak. Yani gerçekten zor bir süreç ama Ekrem İmamoğlu’nun çok dirayetli olduğunu, cezaevine gittiğim zaman da bunu gözlemliyorum” diyerek anlattı.
“Türkiye Cumhuriyeti’ne bu görüntü yakışmıyor”
İmamoğlu’nun yaşadığı sürecin “siyasi” olduğunu düşünen Ersöz, “İmamoğlu özelinde söylemek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti’ne bu görüntü yakışmıyor. Toplumsal hafızamızda ve belleğimizde geçmişte bu tür yargılama süreçleri ve siyasi yargılama süreçleri çok fazla yer etmiş vaziyette. Bu tür siyasi yargılama süreçlerinden hiçbirisinden bugüne kadar sonuç elde edilemedi. İnsanlar er ya da geç özgürlüklerine kavuştular. İnsanlar er ya da geç halk nazarında görmüş oldukları itibarın da etkisiyle onların layık gördüğü yerlere geldiler” diye konuştu.
“18 yıllık meslek hayatımda 19 Mart gibi bir süreç yaşamadım”
Avukat Hüseyin Ersöz 19 Mart sürecinde bir avukat olarak yaşadıklarını şöyle anlattı:
“19 Mart günü aslında çok ilginç bir olaydı. Yani ben bilmiyorum, darbe dönemlerinde bile belki de yaşanmamış olan bir manzarayla o gün karşı karşıya kaldık. 19, 20, 21, 22 ve 23 Mart tarihleri bence bu ülkede siyasi tarih açısından önem taşıyan bir süreci ifade etmesi yanında, hukuk tarih açısından da çok iz bırakan bir dönemi işaret ediyor. Ben bu dört gün boyunca Vatan Caddesi’nin neredeyse boydan boya kapatıldığına şahit oldum. Normalde biz adliyeye kimliğimizi gösteririz ve gireriz. Adliye TOMA zinciriyle çevriliydi. Müvekkilimizin ifadesine eşlik etmek için İstanbul Adliyesi’ne girebilmek amacıyla polislerle telefonla görüştük. Polislerin bizi İstanbul Adliyesi’nin bir kilometre dışındaki bir alandan alıp o koridoru yararak içeriye sokmaya çalıştıklarına ve binanın kapısına geldiğimiz zaman polis kimliğini göstermesine rağmen kapıdaki güvenlik görevlilerinin ‘yukarıdan teyit etmemiz lazım’ diyerek yukarıya bilgi sorup polisin geçişine izin verdiği bir sürecin içindeydik. Ben böyle bir süreç en azından kendi 18 yıllık meslek hayatımda yaşamadım.”
“İtirafçı ifadelerinde tutarsızlıklar var”
Ersöz İBB İddianamenin, büyük ölçüde “etkin pişmanlık” ifadeleri ve gizli tanık beyanlarına dayandığı belirtti. İtirafçı ifadelerinde tutarsızlıklar olduğunun altını çizen Ersöz, “Ertan Yıldız, Aykut Erdoğdu’nun rüşvete aracılık ettiğini iddia ediyor. Ama vermiş olduğu tarihle savcılığın bir araya gelmiş olduklarını belirttiği tarih arasında neredeyse altı ay var. Bir çanta dolusu para gördüğünü ifade ediyor. İfadesinde o paranın nereden, nasıl, ne şekilde temin edildiğiyle ilgili olarak dosyanın içerisinde bu konuyla ilgili olarak bilgi ve belge yok. Yani temel itibariyle aslında etkin pişmanlık ifadelerinde soyut, inandırıcı olmayan ve başka delillerle de desteklenmeyen birtakım iddiaların özellikle iddianame konu edildiğini görüyoruz” dedi.
Etkin pişmanlık ifadelerinin tek başına suç isnadı için yeterli olmadığını düşünen Ersöz, bunun sebebini şöyle açıklıyor:
“Etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen bir kişi bir menfaat elde etmek, aslında özgürlüğüne kavuşmak için bu beyanlarda bulunuyor. Bakın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bile bunun altını çizer, ‘Bir menfaat elde etmek amacıyla beyanda bulunan bir kişinin beyanlarına tek başına itibar edilemez. Çünkü o menfaat elde etme amacıyla hareket etmektedir’ der. Ama gelin görün ki bu iddianamenin temelinde ve mantığında sadece etkin pişmanlık beyanlarının ve gizli sanık beyanlarının olduğunu görüyoruz.”
Ahmet Özer ne zaman görevine iade edilecek?
Ahmet Özer’in tutuksuz yargılandığı kent uzlaşısı davasının son duruşması, 23 Ocak 2026 Cuma günü Silivri’de görülecek. Avukat Hüseyin Ersöz, bu davanın sonucunun Esenyurt’taki kayyumu nasıl etkileyeceğini şu sözlerle değerlendirdi:
“Temel itibariyle İçişleri Bakanlığı’nın aslında Ahmet Özer hakkında bir beraat kararı verilmesine ya da bu beraat kararının kesinleşmesine gerek olmaksızın Ahmet Özer’i yeniden Esenyurt Belediyesi’ne başkan olarak görevlendirmesi, daha doğrusu görevini iade etmesi her zaman mümkün. Kanunda diyor ki, ‘Kişi beraat etmeli ve beraat ettikten sonra da bu karar kesinleşmeli.’ Bunun aksi uygulamalar var mı? Evet var. Mesela çok yakın Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü soruşturması olarak bilinen yargılama sürecinde Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gözaltına alınmıştı, ev hapsi aldığı için görevinden uzaklaştırma kararı verilmişti. Ancak ev hapsi kaldırıldıktan sonra İçişleri Bakanlığı tarafından hakkındaki soruşturma süreci, yargılama süreci neticelenmeden görevine iade edilmişti. Bu yüzden Ahmet Özer’in bugün dahi görevine iade edilmesi mümkün.”








