Açık Oturum (510): Aziz İhsan Aktaş davası ve CHP’nin yargı kıskacı

Açık Oturum’un 510. bölümünde “Aziz İhsan Aktaş davası ve CHP’nin yargı kıskacı” başlıklı bölümünde Aziz İhsan Aktaş davası ve yaklaşan İBB yargı süreci ele alınırken, dava dosyasındaki delil tartışmaları, tutukluluk sistemi, CHP’ye yönelik yargı baskısının siyasal sonuçları ve iktidarın muhalefeti daraltan stratejisi masaya yatırıldı. İşte tüm yönleriyle Aziz İhsan Aktaş davası…

Tüm yönleriyle Aziz İhsan Aktaş davası

Aziz İhsan Aktaş’ın suç örgütü lideri olarak tutuksuz, aralarında 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu, 34’ü tutuklu toplam 200 kişinin yargılandığı davanın ele alındığı Açık Oturum’un 510. bölümünde, Avukat İsmail Emre Telci, siyasetbilimci Onur Alp Yılmaz ve Medyascope muhabiri Fırat Fıstık Göksel Göksu’nun sorularını yanıtladı. Dava dosyasının ele alındığı programda, suçlamalar, 9 Mart’ta başlayacak olan İBB davası, CHP’nin içinde bulunduğu kıskaç ve bu durumun seçmen üzerindeki etkisi konuşuldu.

Aziz İhsan Aktaş’ın yıllarca çeşitli belediyelerden ihale yoluyla iş aldığını söyleyen İsmail Emre Telci, dava dosyasına bakıldığında Aktaş’ın sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden iş almış ve işlerinden dolayı hak edişlerini alabilmek için belediye başkanlarına, bürokratlarına para veriyormuş gibi bir tablonun ortaya çıktığını söyleyerek bu durumu eleştirdi. “Olayın özü bu” diyen Telci, sözlerini “Suçlama tamamen bu. Peki, delil ne diye sorarsanız, emin olun sadece Aziz İhsan Aktaş’ın beyanatları ve baz istasyon kayıtları dediğimiz kayıtlar. Bunlardan başka dosyada herhangi bir delil yok” diye sürdürdü..

Davanın hukuki temelini “Bir rüşvet alma verme iddiası var. Bu CHP’li belediyelere karşı yöneltilmiş bir iddia” diye özetleyen Aktaş, benzer suçlamalarla fezleke hazırlandığını söylediği Kütahya ve Isparta belediyelerine işlem yapılmamış olmasını sözlerine kanıt olarak gösterdi.

Aktaş davası kapsamında tutuklanan ancak dosyası ayrıldığı için henüz iddianamesi yazılmayan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe örneğine dikkat çeken Telci, “Bahçetepe’ye de birebir aynı tarzda bir suçlama yöneltildi. Denildi ki, ‘Siz bir ruhsat işi nedeniyle rüşvet aldınız.’ İspatı ne? Sadece İhsan Aktaş’ın beyanatları. Delili ne? İki adet baz kaydı. Bir de bakıldı ki, Hakan Bahçetepe o anda İstanbul Valisi ile beraber bir pazar açılışında. Bunu neyse ki kanıtlıyor diyorsunuz. Bahçetepe’ye herhangi bir suçlama getirilemeyeceği anlaşılınca Hakan Bahçetepe’nin dosyası ayrıldı” dedi.

Açık Oturum'un 510. bölümünde Aziz İhsan Aktaş davası ve CHP’nin yargı kıskacı ele alınıyor
Tüm yönleriyle Aziz İhsan Aktaş davası ve CHP’nin yargı kıskacı (Sol üstten sağa: Göksel Göksu, İsmail Emre Telci, Fırat Fıstık ve Onur Alp Yılmaz)

“İBB davası bir yılda bitecek” iddiası

Tutukluluk değerlendirmesinin başlı başına probleme dönüştüğünü söyleyen Telci, Aziz İhsan Aktaş davası kapsamında yargılanan 34 tutuklu sanığın yanı sıra, İBB dosyası kapsamında yargılanacak olan 102’si tutuklu 400 sanık olduğunu belirterek şunları söyledi:

“102’si tutuklu 400 sanık var. Tutukluluk incelemeleri nasıl olacak? Bu değerlendirmeleri nasıl yapacaksınız? Gerçekten çok uzun yıllar sürecek. Kulağımıza gelen bir duyuma göre, deniyormuş ki, bakın bu çok önemli, deniyormuş ki, ‘biz (İBB davası için )bir sene içinde’ bitireceğiz. E tabi bu rivayet. Ama buna yönelik bir hazırlık varmış. Şimdi bu kadar sanığın olduğu bir dosyayı, bir senede bitireceğim derseniz -ki bu bir ihtimal, bunu özellikle söylüyorum- usulen bir ciddiyet söz konusu olmaz.”

Onur Alp Yılmaz da iktidarın devleti bir sihirli değnek olarak kullanıp makulü de marjinali de kendisinin belirlediğini kaydederek demokratik normlar içinde siyaset yapmanın hiç olmadığı kadar zorlaştığı bir denklemde olunduğunu ifade etti:

“CHP’nin mağdur olduğu bir senaryo, partiyi iktidara taşımaya yeter mi?” sorusuna “yetmez” cevabını veren Yılmaz “İktidar da bunun gayet farkında. Sayın Cumhurbaşkanı için ya da AK Parti için şöyle bir şey düşünülüyor ya her zaman ‘İşte Erdoğan ne yaptığını bilmiyor. AK Parti ne yaptığını bilmiyor. Çok güç kaybettiler. O yüzden savruluyorlar’. Ben böyle düşünmüyorum. İktidar gayet ne yaptığını biliyor. Bence şu iki şey Türkiye’de birbirine karıştırılıyor. Yaptığı şeylerin demokratik normlara uymaması iktidarın ne yaptığını bilmediğini göstermez. İktidar bilerek isteyerek Türkiye’de demokrasinin sınırlarını alanını daraltıp, muhaliflerini tasfiye edip kendisine karşı seçim kazanma ihtimali olan kendisiyle rekabet edebilir olan aktörleri siyaset sahnesinin dışına atıp, artık seçim kazandığı değil kendisine seçim kazandıran bir sistem inşa etmeye çalışıyor. Bunu da özellikle dünyanın geldiği durumu yani 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan kurumların, kurulan düzenin yıpranması ve yerine henüz bir şey konulamamasının yarattığı konfor alanıyla bu kadar çıplak bir güç mücadelesinin yaşandığı dünyada, kendi pazarlık gücünü satarak aslında dünya üzerinde de bunu meşrulaştırmaya çalışıyor.”

İktidarın ülkeyi uzun süredir ikili bir yapıyla yönettiğini söyleyen Yılmaz, mevcut durumda biri orta altı sınıfın içinde yer aldığı, muhafazakar diğeri büyükşehirlerde yaşayan orta-üst sınıfı kapsayan seküler seçmen olmak üzere iki farklı Türkiye olduğunu kaydetti; iktidarın orta altı sınıfın içinde yer aldığı, muhafazakar seçmeni konsolde etmek üzerine bir politika izlediğini söyledi.

Asgari ücret ya da emekli aylığının düşüklüğünün büyükşehirlerde ifade ettiği anlamla kırsalda ifade ettiği anlamın aynı olmadığına vurgu yapan Onur Alp Yılmaz, “İktisatta reel ve nominal gelir arasındaki fark vardır ya hani. Burada biz küçük şehirlerde, kırsalda yaşayan insanların reel gelirlerinin, büyük şehirlerde yaşayanlara göre çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bu da aslında onların iktidara oy verme eğilimini canlandıran bir şey olarak karşımızda duruyor. Dolayısıyla iktidar da bu gerçekliğin farkında olduğu için hem söylem bağlamında hem de ekonomi politikası bağlamında bu seçmeni konsolide edecek bir politika izliyoruz. Kutuplaşmayı iktisadi olarak da paylaştıran ve bunun yükünü daha ziyade muhalif seçmenlere yüklemeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız biz. O yüzden iktidar burada da ciddi bir mühendisliğe girişmiş durumda ” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.