İtalyan lisesinde öğretmenler grevde: “Yoksulluk sınırının altında çalışmak istemiyoruz”

İstanbul Özel İtalyan Lisesi’nde Türk öğretmenler, ücret adaletsizliği ve ayrımcı çalışma koşulları nedeniyle greve çıktı. Öğretmenler, yoksulluk sınırının çok altında maaşlarla çalıştırıldıklarını, 2020’den bu yana hak kayıplarına uğradıklarını ve okul yönetiminin diyalog kapılarını kapattığını söylüyor.

Haber: Emir Berke Yaşar

İtalyan lisesinde öğretmenler grevde: Talepleri neler?
İtalyan lisesinde öğretmenler grevde: Talepleri neler?

İstanbul’daki Özel İtalyan Lisesi’nde Türk öğretmenler, ücret adaletsizliği ve çalışma koşullarındaki eşitsizlikler nedeniyle greve çıktı. Öğretmenler, 2020’den bu yana maaşlarının reel olarak gerilediğini, ders yüklerinin arttığını ve okul yönetimiyle diyalog kanallarının kapatıldığını belirtiyor. Grevdeki öğretmenler, taleplerinin yalnızca insanca yaşayabilecekleri bir ücret ve adil çalışma koşulları olduğunu vurgularken, grev yapan okul öğretmenleriyle konuştuk.

Grevdeki öğretmenlerden, 22 yıllık Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Başak Baysallı, İtalyan Lisesi’nde yaşanan süreci Medyascope’a anlattı.

Baysallı, 2014’ten itibaren çalıştığı okulda 2020 yılına kadar herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirterek şunları söyledi:

“Ben İtalyan Lisesi’nde 2014 yılında çalışmaya başladım. O zamanki çalışma şartlarımız hem Türkiye’deki köklü özel okullarla hem de Alman, Avusturya ve Fransız liseleri gibi yabancı okullarla eşitti. 2020 yılına kadar görev yapan müdürümüzle hiçbir sorun yaşamadık.”

Ancak 2020’de yeni İtalyan müdürün göreve gelmesiyle her şeyin değiştiğini vurgulayan Baysallı, şunları söyledi:

“Yeni müdürün atanmasıyla birlikte okulda her şey değişti. Zamsız çalıştırılmaya başlandık, kontratlarımızda bazı haklarımızı kaybettik. Çalışma saatlerimiz değişti, ders süreleri artırıldı ama ücretlerimize hiçbir yansıması olmadı. Üç yıl boyunca kendisiyle konuşmaya çalıştık ancak son yıllarda bizimle görüşmeyi dahi kabul etmedi. İş bu noktaya geldi.”

“Yoksulluk sınırının çok çok altında çalışıyoruz”

Grev kararının arkasındaki temel nedenleri ayrıntılı biçimde anlatan Başak Baysallı, yaşananların yalnızca maaş zammı talebinden ibaret olmadığını, daha köklü bir adalet sorunu bulunduğunu vurguladı.

Ekonomik koşulların artık sürdürülemez hâle geldiğini söyleyen Baysallı, durumu şu sözlerle anlattı:

“Biz gerçekten yoksulluk sınırının altında çalışmak istemiyoruz artık. Hatta açık söyleyeyim, yoksulluk sınırının çok çok altında çalışıyoruz. İstanbul gibi pahalı bir şehirde bir öğretmenin bu maaşlarla hayatını sürdürmesi, kirasını ödemesi, ailesini geçindirmesi neredeyse imkânsız hâle geldi. Yıllardır özveriyle çalışıyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Taleplerimiz çok basit: İnsanca yaşayabileceğimiz bir ücret ve adil çalışma koşulları.”

Grev kararının keyfi bir tercih değil, zorunlu bir sonuç olduğunu belirten Baysallı, öğretmenlerin beklentilerini şöyle özetledi:

“Biz aslında orta bir yolda buluşabileceğimize inanıyoruz. Kimseyle kavga etmek, okulu zora sokmak gibi bir niyetimiz yok. Uçuk taleplerimiz de yok. İstanbul’daki diğer köklü özel okullarda, yabancı okullarda çalışan arkadaşlarımız hangi şartlarda çalışıyorsa, hangi maaşı alıyorsa biz de aynı koşulları talep ediyoruz. Çünkü eskiden bizim şartlarımız onlarla eşitti. Bu eşitliği bozan, son yıllarda uygulanan yönetim anlayışı oldu.”

İtalyan lisesinde öğretmenler grevde: Talepleri neler?
İtalyan lisesinde öğretmenler grevde: Talepleri neler?

“Okulda sistematik ayrımcılık uygulanıyor”

Baysallı, İtalyan ve Türk öğretmenler arasında belirgin bir eşitsizlik bulunduğunu savunarak şunları söyledi:

“Özel İtalyan Lisesi’nde İtalyan öğretmenlerin hiçbiri nöbet tutmuyor. Nöbet görevi yalnızca Türkiyeli öğretmenlere veriliyor. Buna itiraz ettiğimizde ‘İtalya’da öğretmenler nöbet tutmaz’ cevabını alıyoruz. Ama burası İtalya değil, Türkiye. Programlar İtalyan öğretmenlerin isteklerine göre yapılıyor, kalan boşluklara biz yerleştiriliyoruz. Bu sadece tek bir alanda değil, birçok başlıkta karşımıza çıkan sistematik bir ayrımcılık. İtalyan öğretmenler okul içinde sendikal faaliyetlerini özgürce yapabiliyor. Biz ise Nisan ayından beri sendikalaşmaya çalıştığımız için baskıyla karşılaşıyoruz, işten çıkarılmakla tehdit ediliyoruz.

Yabancı çalışanların daha yüksek maaş almasını anlıyoruz, bu normal. Biz kimseyi aşağı çekmek istemiyoruz. Ancak aynı kurumda çalışan bizlere reva görülen maaşla İtalyan öğretmenler arasındaki uçurum kabul edilemez. Biz sadece Türkiye’deki nitelikli okullarda çalışan öğretmenlerle eşit muamele görmek istiyoruz. En önemli talebimiz okul içinde adaletin sağlanması ve bu ayrımcılığın sona ermesi.”

Baysallı aradaki ücret farkını şöyle açıkladı:

“Biz 60 bin TL civarı, yoksulluk sınırında maaş alıyoruz ve ek ücretlerimiz yok. İtalyan hocalarımızın boş derslerine girmemize rağmen biz ek ücret almıyoruz, İtalyan hocalarımız birçok parametre ile yüksek ek ücret alıyor.”

Sendika temsilcisi Fırat Aydın: “Bu grev bir tercih değil, yasal bir zorunluluktu”

İtalyan Lisesi’nde grev sürecini yürüten öğretmenlerden Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Fırat Aydın, aynı zamanda okulda Tez-Koop-İş Sendikası’nın okul temsilcisi. Aydın, grevin nedenlerini ve süreci Medyascope’a anlattı.

“Greve dün başladık ve maalesef şu ana kadar okul yönetimiyle aramızda herhangi bir diyalog kanalı oluşmadı. Okuldan bize ulaşan, görüşme talep eden kimse olmadı. Oysa biz grev kararımızı teknik olarak 10 gün önceden bildirmiştik. Buna rağmen ne bir görüşme talebi geldi ne de sorunun çözülmesine yönelik en küçük bir irade ortaya kondu.”

“Yönetim tüm takvimi biliyordu ama çözüm üretmedi”

Toplu sözleşme ve sendikal süreçlerin aylar öncesinden belli olduğunu hatırlatan Aydın, yönetimin bilinçli biçimde çözümsüzlükte ısrar ettiğini savundu:

“Sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme sürecinde kanunun öngördüğü 60 günlük bir müzakere süresi var. Okul yönetimi bu sürenin ne zaman biteceğini, sendikanın hangi aşamada grev kararı alacağını çok iyi biliyordu. Zaten birden fazla avukatları var, bütün bu süreçlere hâkimler. Buna rağmen süreler doldu, görüşmeler tıkandı ve yönetim tarafından herhangi bir çözüm iradesi ortaya konmadı. Süreç bilinçli olarak uzatıldı ve çözümsüzlük dayatıldı.

Greve çıkmasalardı sendikal bütün haklarını kaybetmek zorunda kalacaklardı. Kanunun belirlediği takvim içinde greve çıkılmazsa toplu sözleşme hakkımız tamamen ortadan kalkıyor. Dolayısıyla bu grev bizim açımızdan bir tercih değil, hukuki ve sendikal bir zorunluluktu.”

Aydın, grevin yalnızca yasal hakları korumaya yönelik teknik bir hamle olmadığını, aynı zamanda taleplerin duyurulması için atılmış bir adım olduğunu ifade etti.

İtalyan lisesinde öğretmenler grevde: Talepleri neler?
İtalyan lisesinde öğretmenler grevde: Talepleri neler?

“Müzakere masası kurulmazsa öğrenciler öğretmensiz kalacak”

Grevin ne kadar süreceğine ilişkin soruya yanıt veren Aydın, sürecin tamamen okul yönetiminin atacağı adımlara bağlı olduğunu söyledi:

“Grevin yasal bir süreci var. Bu süreçte grevdeki öğretmenler derslere girmeyecek ve doğal olarak öğrencilerin dersleri boş geçecek. Şartlarımız kabul edilmezse ne olur sorusundan ziyade şunu söylemek gerekir: Eğer ortak bir müzakere masası kurulmazsa, yönetim çözüm iradesi geliştirmezse içeride öğrenciler öğretmensiz kalacak. Öğretmenler sınıfların boş kalmasını elbette istemiyor. Bu sürecin uzamasını da istemiyoruz. Bir an önce okul yönetiminin sözleşme masasına oturup bu sorunu çözmek için gerçek bir irade ortaya koyması gerekiyor.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.