Ruşen Çakır “Dünyada ve Türkiye’de İslamiyet, İslamcılık ve cihatçılığın geleceği” başlıklı yayında Mustafa Akyol’u konuk etti. Akyol, Faysal Devji’nin “Veiling Crescent” (Düşüşteki Hilal) adlı kitabını ve genel olarak İslamcılığın küresel durumunu anlattı.
Mustafa Akyol, “Dünyada ve Türkiye’de İslamiyet, İslamcılık ve cihatçılığın geleceği” başlıklı yayında, İslamcılığın, din olarak İslam’dan ayrı, 19. yüzyılda ortaya çıkan ve İslam’ı bir siyasi ve ekonomik “sistem” olarak iktidara getirmeyi amaçlayan bir ideoloji olduğunu vurguladı. Bu ideolojinin, çeşitli ülkelerdeki uygulamalardan sonra başarısızlıklarla yüzleştiğini belirten Akyol, dünya çapında da bir düşüş yaşadığını aktardı.

Faysal Devji’nin “Veiling Crescent” (Düşüşteki Hilal) isimli kitabından bahseden Akyol, “Devji’ye göre İslamcılık, 19. yüzyılda Müslümanlar arasında İslam’ı sadece inanç ve ibadet değil, aynı zamanda kapitalizm ve sosyalizm gibi diğer sistemlerden daha üstün bir ‘sistem’ olarak görme fikriyle ortaya çıktı. Bu, İslam’ın siyasi yönleri her zaman olmasına rağmen, İslam’ı bir ideoloji olarak tahayyül etmenin yeni bir biçimidir” dedi.
İslamcılığın çok daha radikal bir versiyonu olan cihatçılığı anlatan Akyol, “IŞİD ve El-Kaide gibi radikal cihatçı hareketlerin aşırı vahşeti, İslamcılığın aşırılıklarının bir dönüm noktası olarak algılanmasına yol açmış ve birçok kişiyi bu tür radikalizmlerden uzaklaştırmıştır” dedi. Mustafa Akyol, İran Devrim’inden de örnekler verdi.
Türkiye’nin İslam dünyasında önemli bir demokrasi deneyimine sahip olduğunu belirten Mustafa Akyol, AK Parti’nin ilk 10 yılının, İslamcılıktan liberal demokrasiye geçişin başarılı bir örneği olarak görüldüğünü belirtti. Bununla birlikte, Akyol, Türkiye’deki İslamcılığın İran’a kıyasla daha ılımlı kaldığını, toplumun genel yapısı ve modernleşme tarihinin bir zorla dindarlık dayatmasına direndiğini ifade etti. Akyol, yine de aşırı politizasyonun bir sonucu olarak gençlerde Deizm veya dine mesafelenme eğilimleri gözlemlendiğini vurguladı.








