Spekülatif’in bu bölümünde Emre Dündar, global ölçekte manipülasyon ve dezenformasyon ağlarını değerlendirdi. Meselenin artık “doğru bilgi–yanlış bilgi” ayrımının ötesine geçtiğini belirten Dündar “bugün yaşanan şey bir bilgi savaşı değil, bir anlam savaşı” dedi.
Spekülatif’te bu hafta Emre Dündar, Epstein dosyası üzerinden global ölçekte manipülasyon ve dezenformasyon ağlarını ele aldı. “Dezenformasyondan söz ettiğimizde hâlâ bir yanılgımız var” diyen Dündar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sanki ortada bir doğru bilgi var da biri onu bozuyor gibi düşünüyoruz. Oysa bugün kimse gerçeği tamamen inkâr etmiyor. Gerçek dağıtılıyor, parçalanıyor, bağlamından koparılıyor ve sonunda tanınmaz hâle geliyor. Bu yüzden artık bir bilgi savaşı değil, anlam savaşı yaşıyoruz.”

Manipülasyon ve yalan
Manipülasyonun artık yalnızca yalan üretmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Dündar, duygunun yönetilmesinin daha belirleyici olduğunu belirtti:
“Yalan üretmek zahmetlidir. Tutarlılık ister, kanıt ister. Oysa duyguyu yönetmek çok daha kolaydır. Aynı gerçeği gösterirsiniz ama onu korkuyla, öfkeyle ya da gururla ilişkilendirirsiniz. İzleyici gerçeği değil, o duyguya bağlanan anlatıyı hatırlar.”

Bir protestonun farklı kanallarda farklı çerçevelerle sunulmasını örnek gösteren Dündar, manipülasyonun çoğu zaman seçimlerle yapıldığını öne sürerek, “Olay aynıdır ama bir yerde ‘hak arama’, başka bir yerde ‘provokasyon’ olur. Burada yalan söylemek gerekmez. Hangi görüntünün seçildiği, hangi kelimenin kullanıldığı duyguyu belirler” dedi.
En tehlikeli noktanın izleyicinin kandırıldığını hissetmemesi olduğunu söyleyen Dündar, “Gördüğü şey gerçektir ama hissettiği şey yönlendirilmiştir. Dezenformasyon karar açıklandığında değil, kimin suçlu hissedileceğine daha dosya açılmadan karar verildiği anda başlar” diye konuştu.








