Karşıtlarının en az sevenleri kadar fazla olduğu bir lider Özgür Özel. Kimilerine göre onun genel başkanlığıyla birlikte parti çağ atladı. Baykal-Kılıçdaroğlu dönemlerinin kontrollü ve pasif muhalefetinin yerini savaşçı bir ruh hali aldı. Seçim sonuçlarına rağmen Özel’in İmamoğlu’yla birlikte partiyi felakete sürüklediğini düşünenlerin sayısı ise hiç de az değil. Özgür beyin siyaset tarzı Erdoğan karşısında başarısız olmaya mahkum. Çünkü uzun erimli strateji yok ortada. Her şey anlık yaşanıyor. Parti için asabiye bir türlü sağlanamamakta. İkinci çözüm süreci, belediyelerde yolsuzluk tartışması, sağ muhalefetle kalıcı işbirliği ve devlet yönetme kapasitesi gibi başlıklarda sürekli bir şekilde eleştiri alıyor mevcut yönetim. Taraftar ve muhaliflerin hararetli tutumuna mesafeli bir şekilde yaklaştığımızda ise karşımıza şöyle bir tablo çıkmakta.

Özgür beyin en güçlü yanı eylemden kaçınmayan cesareti. CHP hep statüko partisi olmakla suçlandı. Bu suçlamanın bir nedeni devletin resmi ideolojisi olan Kemalizm’e olan bağlılığı, bir diğer nedeni ise siyaseti eylem ve sokak siyaseti karşıtı bir yerde tanımlıyor olmasıydı. Kamusal alanı genişletmeyen parlamento temelli bürokratik siyaset anlayışı Özgür Özel’in genel başkanlığı döneminde kırıldı. Önce yerel seçimler, ardından ise İmamoğlu’nun tutuklanmasını takip eden günlerdeki toplumsal eylemlilik düzeyi yeni bir CHP’nin doğduğu izlemeni güçlendirdi. Tabii eylemle siyaset tam olarak birbirine özdeş şeyler değil. Protesto kültürü stratejiden yoksun bir şekilde gelişirse dağılmaya ve kendini tekrara yol açabilir. Bir tür örgüt buluşmasına dönen ve ilk zamanlardaki heyecanı sönümlenen İmamoğlu mitingleri sokak siyasetinin yetersizliğini ortaya koymakta. Ama yine de Özel’le birlikte CHP’nin gençleştiği, gençlikten kaynaklanan doğal bir enerjiyi topluma enjekte edebildiğini görüyoruz. Bu kazanım oldukça değerli. Dahası sadece eylemler yoluyla iç cephenin güçlendirilmediği, bazı kritik adım ve tercihlerle partinin politik kapasitesinin tahkim edildiğine de tanıklık ettik. Muharrem İnce’nin partiye dönüşü, mutlak butlan davasının en hararetli günlerinde Hikmet Çetin’in Devlet Bahçeli’yle bir araya gelmesi ve bu görüşme sonrasında Bahçeli’nin butlan karşıtı yaptığı önemli açıklama, Önder Sav’ın görünürlüğünün artması ve eski tüfeklerin yeni kurmay zekanın inşasında oynadığı rol önemlidir.
Kılıçdaroğlu dönemiyle ilgili özeleştiri eksikliği
Parti liderliğinin zayıf yanları da azımsanmayacak boyutta. Özel’in Kılıçdaroğlu dönemiyle ilgili hiçbir özeleştiri sürecine girmemiş olması son derece düşündürücü. Halbuki Özgür bey Kılıçdaroğlu’nun her yanlışına ortak olan, ona hiç itiraz etmeyen bir konumda siyaset yaptı. Parti içindeki politik yükselişiyle koşulsuz Kılıçdaroğlu taraftarlığı arasında da ciddi bir bağlantı var şu anki genel başkanın. Bu özeleştiri eksikliğinin 2023 öncesi tüm sorun ve eksiklikleri eski genel başkanın sırtına yükleyen bir günah keçisi yaklaşımına yol açtığı söylenebilir. Oysa ki Kemal beyin hatalarını kolektif bir sorumlulukla değerlendirmek daha hakkaniyetli olacaktır.
Özgür Özel başta olmak üzere partinin kurmay kadrosu kaybedilen her seçim sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye devam etmeseydi CHP’deki değişim belki de daha önce başlayacak ve AKP iktidarını zorlayacak söylem ve kadrolar parti siyasetinde daha belirgin bir konumda olacaktı.
İmamoğlu meselesi

Bir diğer sorun İmamoğlu meselesi. İmamoğlu ile parti arasındaki bağ en baştan beri yanlış kuruldu. Değişim hareketinin lideri olan Ekrem bey parti içindeki gücünü genel başkanlık düzeyinde somutlaştırmadı. İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanlığını üstlenmeyip İstanbul Belediye Başkanlığında kalma kararı parti kültür ve örgüt yapısını olumsuz etkiledi. Tutuklanana kadar biri İstanbul’da, diğeri Ankara’da olmak üzere iki liderlik oldu mesele.
Genel merkezin her tavır ve tercihi sonrası gözler İmamoğlu’na çevrildi. İmamoğlu’nun özellikle yerel seçimlerde oynadığı rol de tartışmalı sonuçlara yol açtı. Ekrem beyin yakın çalışma ekibinden veya o ekibin tavsiyesiyle belediye başkanı ve meclis üyesi olmuş pek çok isim şu an ya hapiste ya da AKP saflarında siyaset yapıyor.
Açık bir parti içi demokratikleşme vaadi olmasına rağmen önseçim yoluyla aday belirleme sürecini işletmedi Özel-İmamoğlu ikilisi. Önseçime kapıların kapatılması partideki Kılıçdaroğlu yanlılarının tasfiyesiyle ilgiliydi. Bu amaç önemli ölçüde başarıya ulaştı. Kemal beyin izleri belediyelerde ve parti örgütünde silindi. Ancak bahsi geçen bu tasfiye siyaseti huzursuzluğu daha da arttırdı.
“Yolsuzluk iddialarıyla ilgili salt savunmacı tutum ikna edici değil”
İmamoğlu tartışmasının 19 Mart sonrası konjonktür bakımından da ayrıca düşünülmesi gerek. Özel savaşçı ve güçlü kişiliğiyle partiyi ayakta tuttu. Ama İmamoğlu başta olmak üzere CHP belediyelerindeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili salt savunmacı tutum ikna edici değil. Belediye başkaları gerçekten de suçlu olabilir. Partinin masumiyet karinesi gereği tüm üyelerinin hak ve hukukunu savunması, ama aynı zamanda savcılığın iddiaları karşısında daha mesafeli ve nesnel bir tutum takınması gerekirdi. Kılıçdaroğlu’nun hakkında yolsuzluk iddiası olan siyasetçilerin mahkemelerde aklanması gerektiğine dair sözleri bu nedenle yanlış değil. Dahası bu hırsızlık-yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili ön almak gerekiyor. Ama parti liderliği böylesi bir siyaseti benimseme noktasında tereddütlü bir tutum içinde.
Aydın Belediye Başkanı hakkında sayısız iddia vardı. Ama Çerçioğlu CHP üyesiyken hakkında işlem yapmadı Genel Merkez. İlgili başkan CHP’den AKP’ye geçince Özel, parti kadroları ve partiye yakın medya organları Çerçioğlu’nu yolsuzlukla suçladılar. Yani CHP’deyken temiz olan siyasetçi AKP’ye geçince birden hırsız ilan edildi. Bu arada benzer bir söylem Keçiören örneğinde de kendini tekrar etti. Özaraslan hakkındaki iddialar eski. Ama onun suçlu olma ihtimali partiden ayrıldıktan sonra gündeme geldi. Bu tavır yanlış. Ayrıca ana muhalefetin temel dayanak noktası iktidar partisinin ülkeyi kötü yönettiği ve adaletin ortadan kalktığı şeklinde. Böyle keskin bir iddiası olan bir partinin ahlaki üstünlük noktasında daha hassas davranması gerekirdi.
“AKP ile CHP arasındaki oy farkı kapandı”
Son olarak seçim hususu tartışmaya açılmalı. Partiyi bütünlük içinde tutmakta göreli olarak başarılı olan Özel liderliğinin bir sonraki başkanlık-parlamento seçimlerini nasıl kazanacağı belli değil. AKP ile CHP arasındaki oy farkı kapandı. CHP’ye yerel seçimlerde verilen ödünç oyların bir kısmı eski partilerine geri döndü. Kürt hareketinin açılım nedeniyle Cumhur İttifakıyla birlikte hareket etme ihtimali var. Sağ muhalefet ile CHP arasındaki işbirliği düzeyi ise Kılıçdaroğlu döneminin çok gerisinde.
Pek çok ankete göre erken seçim isteyen ve ülkenin iyi yönetilmediğini düşünen vatandaşlar seçmen çoğunluğunu teşkil ediyor. Ama siyasal sosyolojik çoğunluğun muhalif olması halkın muhalefet adayına iktidar karşısında güvendiği/güveneceği anlamına gelmemekte. Bu son hatırlatma bağlamında Özgür Özel liderliğinin en zayıf yanı karşı hegemonya kurma konusundaki başarısızlığı.













