İYİ Parti lideri Dervişoğlu: “Yargılamanın canlı yayınlanmasını doğru bulmuyorum”

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, İBB davasıyla ilgili konuştu. Dervişoğlu, “Yargılamanın canlı yayınlanması doğru değil” dedi. İşte Dervişoğlu’nun bugünkü İYİ PArti grup toplantısında öne çıkan açıklamaları…

Dervişoğlu "İBB davasının
Dervişoğlu “İBB davasının canlı yayınlanması doğru değil” dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’te düzenlenen grup toplantısına katıldı.

Dervişoğlu, burada yaptığı konuşmasında İran’da yaşanan gelişmelere değinirken, toplantı çıkışı basın mensuplarına da Silivri’de üçüncü celsesi görülen İBB davası hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında özetle şunları dedi:

“Bu savaş, Türkiye için doğrudan doğruya milli güvenlik meselesidir”

“Bölgemiz ağır bir yangının içindedir. İran’da süren savaş, birkaç devletin arasında yaşanan sınırlı bir askeri hesaplaşma değildir. Günümüzün savaşları, enerji yollarını, ticaret hatlarını, gıda zincirlerini, sınır güvenliğini ve devletlerin dayanıklılık kapasitesini aynı anda sarsan büyük bölgesel kırılmalara sebep olmaktadır. ABD’nin himayesindeki İsrail’in katliam makinesi, İran’da rejim değişikliğini tetiklemek için yıkımı derinleştirmektedir. 

Diğer tarafta İran’da rejimi ayakta tutmaya çalışanlar, çatışmayı, haklı ya da haksız bir şekilde yayarak maliyet sahasını büyütmektedir. 

Şimdi Türkiye’nin önünde tarihî bir tercih vardır ya gelişmeleri seyreden, tepkisini başkalarının takvimine göre veren, kendi güvenliğini ve ekonomisini dışarıdaki sarsıntılara bırakan bir ülke olacağız ya da Cumhuriyet ciddiyetiyle konuşan, devlet aklıyla hareket eden, millet menfaatini her hesabın üstünde tutan bir irade göstereceğiz. 

Bizim cevabımız bellidir. Bu savaş, Türkiye için uzak bir coğrafya hadisesi değildir. Bu savaş, Türkiye için doğrudan doğruya milli güvenlik meselesidir. Enerji meselesidir. Gıda meselesidir. Sınır meselesidir. Devlet kapasitesi meselesidir. Ekonomik istikrar meselesidir.

“Türkiye stratejik ham petrol stoklarını derhal gözden geçirmelidir”

(…) Enerji arz güvenliği, bu ülkenin tali bir ekonomi başlığı değildir. Doğrudan doğruya milli güvenlik başlığıdır. Türkiye stratejik ham petrol stoklarını derhal gözden geçirmelidir. Enerji tedarikinde daha korunaklı, daha öngörülebilir ve daha sağlam mekanizmalar kurulmalıdır. 

Uluslararası piyasa şoklarının tamamı pompa fiyatı olarak milletin sırtına yüklenmemelidir. Akaryakıttaki vergi yükü yeniden ele alınmalıdır. Mevcut ekonomik programın bu fırtınaya dayanamayacağı kabul edilmeli, kırılgan yapı makyajla değil esaslı revizyonla düzeltilmelidir. 

“Ne rejimin, ne saldıranların hürriyet, insan hakları gibi bir derdi yok”

Ülkesini, hele de İran gibi bir kültür ve medeniyet bölgesini yıllarca bir açık hava hapishanesine çevirmiş, yasaklarla, baskıyla, yolsuzluk ve yoksullukla İran halkının zenginliğini heba etmiş rejim, kendisini ayakta tutmak uğruna, ülkesini bir kuşatmanın kurbanı yapmıştır. 

Bakın ben size söyleyeyim; İran gibi zengin bir ülkenin petrol ve doğalgazının bir bölümünü Ayetullahların yakınları, bir bölümünü Devrim Muhafızları komutanının yakınları, bir bölümünü Kudüs Gücü Komutanının yakınları pazarlıyorsa, İran halkına fakirlikten başka ne düşebilir ki? Bu zenginliği pazarlayacak kim olsun ‘Ayetullahlar mı Şah mı’ sorusuna indirgemiş bir zihniyet, bugün İran halkını ölüm ve sıtma arasında bırakmaktadır. 

Ne rejime füzeler fırlatan ölüm makinalarının, ne milletine kan kusturan rejimin cumhuriyet, hürriyet ve insan hakları gibi bir derdi yoktur. Meseleyi, İran’ı hangi hanedanın yöneteceğine indirgemişlerdir. Buradan hayır çıkmaz. İran halkı elbet vatanını savunacaktır. Ancak o ülkeyi yönetenlerin odağında ne vardır? Rejimleri mi? Milletleri mi? Mesele buradadır.

Dervişoğlu “İBB davasının canlı yayınlanması doğru değil” dedi

“Hangi keşfi yaptınız da Öcalan’ı ‘devlet aklı’ diye anlatıyorsunuz?”

“Birileri, bölgede büyüyen jeopolitik riski bahane ederek Türkiye’ye yeniden etnik pazarlık düzenini, yeniden sözde çözüm sürecini, yeniden İmralı merkezli dili dayatmaya çalışıyor. Buradan açıkça söylüyoruz: Ortaya çıkan gelişmeler iktidarın Öcalan’a Kürtlerin vasiliğini vermesini dayatmıyor. Türk milleti tanımını tartışmaya açmayı dayatmıyor. Vatandaşlığı etnik pazarlık konusu yapmayı dayatmıyor. Terörle müzakereyi de dayatmıyor. Tam tersine daha güçlü bir milli devlet aklını dayatıyor, daha berrak bir vatandaşlık anlayışını dayatıyor, daha net bir egemenlik bilincini dayatıyor, daha sıkı bir toplumsal dayanışmayı dayatıyor. 

Bakınız, son kırk yılın tarihine bakalım. Bölgemizde ilk defa savaş çıkmıyor. İran-Irak Savaşı yaşandı. Körfez Savaşı yaşandı. Irak işgal edildi. Kuzeyde fiili yapılar oluştu. Arap Baharı patladı. Suriye iç savaşı çıktı. Vekâlet savaşları büyüdü. Bütün bunlar olurken kimsenin aklına Öcalan’ı muhatap almak gelmedi. Şimdi bütün bunlardan daha büyük hangi keşfi yaptınız da birden bire bu millete bunu devlet aklı diye anlatmaya kalkıyorsunuz?

Açık söylüyorum: Bu devlet aklı değildir. Bu sizin aklınızdır. Akıl eksikliğinizdir. Devlet aklı diye pazarladığınız şey, devletin değil; belirli bir siyasi tercihin, belirli bir rejim mühendisliğinin, belirli bir çözülme siyasetinin adıdır. Türk milletini etnik temelde tartışmaya açamazsınız. Vatandaşlığı kimlik pazarlığına çeviremezsiniz. Devleti Lübnanvari kota düzenine dönüştüremezsiniz. Öcalan denen katili, Kürtlerin vasiliğine atamanıza izin vermeyeceğiz. Türk milletinin omurgasını gevşetip buna ‘yeni paradigma’ diyemezsiniz. Bunu jeopolitik diye meşrulaştıramazsınız. Bunu milli dayanışma diye satamazsınız. Bunu devlet aklı diye paketleyemezsiniz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti hanedan meraklılarının, etnik vesayetçilerin, feodal derebeyliklerinin ve teokratik düşlerin ülkesi değildir. Olmayacaktır. Olmasına izin vermeyeceğiz.

Şimdi 1,5 yıldır millete söylediğiniz yalanın ve bizim ısrarla takip ettiğimiz gerçeğin farkına varıyor musunuz? ‘Kurucu önder’ dediğiniz teröristin örgütü KCK’nın İran’daki uzantısı PJAK ne yapıyor? Amerikan-İsrail projesine aparatlık yapıyor. Barış güvercini diye pazarlamaya kalktığınız teröristbaşı Türkiye’de, onun maşası PJAK da İran’da ihanete devam ediyor. Terörsüz Türkiye ambalajının altındaki hakikat budur.”

“İBB davasının canlı yayınlanmasını doğru bulmuyorum”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’de partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dervişoğlu, tutuklanarak İBB Başkanlığından uzaklaştırılan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davasına ilişkin soruya şu şekilde yanıt verdi:

“Bunların mutlak surette siyasi boyutları da var. Bir taraftan baktığımızda da orada verilen mücadeleyi bir hukuk mücadelesi olarak görmeyin. Kimileri açısından bu mücadele bir şahsiyet, haysiyet ve fazilet mücadelesi olarak değerlendirilmeli. Biz de o yönden bakıyoruz. Suç varsa elbette suçlular cezalandırılmalı ama Türkiye’nin hukuk sistemi itibarsızlaştırmaya izin vermemeli. Yargılamanın canlı yayınlanması hususundaki görüşlerimi ifade ettim ben onu yerinde bulmuyorum. Bu alanda alınmış tedbirlerin sanıkların lehine tedbirler olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca 1960 darbesinden sonra yapılan yargılamalarda canlı yayınlamaların nelere vesile olduğunu da kimse unutmamalı.

Dolayısıyla siz bir taraftan itirafçılar ve iftiracıların beyanlarına göre tanzim edilmiş bir iddianameden bahsediyorsanız öbür taraftan da bu canlı yayınlar esnasında bunları teyit edebilecek enstantenelerin planlanarak millete dayatılabileceği gerçeğini de gözardı etmemelisiniz. O sebeple Ceza Muhakemesi Kanunu’na sanık lehine konulmuş maddelerin doğru bir biçimde ele alınması ve taleplerin de bu yönde yapılması gerekmektedir. Elbette ki önemli bir dava. O Silivri kampüsünün içinde adaletsizliği ile tarihe kazınmış birçok yargılama yapılmıştır. Bu yargılamanın o yargılamalara benzememesi temennisini de ifade etmiş olayım.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.