Zeytinyağı Kütüphanesi’nde tadım deneyimi: Bir gıdanın ötesinde kültürel miras

İZMİR (Medyascope, Sinem Uğurlu) İzmir’in Seferihisar ilçesinde dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan “Zeytinyağı Kütüphanesi” kuruldu. Kütüphane, Haziran 2025’te aramızdan ayrılan gazeteci Yücel Sönmez’in adını taşıyor. Bu kütüphane Anadolu’nun 90 çeşit zeytinyağını bir araya getiriyor. Raflarda kitap yerine dizilen fıçılardan tadım yapabilen ziyaretçiler, farklı coğrafyaların tatlarını keşfederken, zeytinyağının kültürel ve gastronomik çeşitliliğine de tanıklık ediyor. Proje, yerel zeytin türlerinin korunması, coğrafi farklılıkların anlaşılması ve iklim değişikliğine adaptasyon gibi bilimsel ve kültürel araştırmalara da kaynak sağlıyor.

Zeytinyağı Kütüphanesi’nde tadım deneyimi

Zeytinyağı Kütüphanesi’nde tadım deneyimi

İzmir Seferihisar Orhanlı Köyü’nde, raflarda kitap yerine fıçıların dizildiği sıra dışı bir kütüphane açıldı. Anadolu’nun 90 çeşit zeytinyağı burada bir araya geliyor, her damlası coğrafyanın hikayesini, kadim kültürün izlerini taşıyor ve ziyaretçilere tatlarla keşfetme fırsatı sunuyor.

Sevilma Zeytinyağı Fabrikası’nın bir bölümünde oluşturulan “Yücel Sönmez Zeytinyağı Kütüphanesi”nde raflara yerleştirilen fıçılar ve bunlara bağlı küçük musluklar sayesinde ziyaretçiler zeytinyağı tadımı yapabiliyor, farklı coğrafyaların tatlarını karşılaştırabiliyor.

Orhanlı Köyü’nde, 29 Mart 2026 tarihinde kapılarını açan kütüphane sayesinde zeytin ve zeytinyağı sadece bir gıda ürünü olmanın ötesine geçiyor. Coğrafi çeşitliliğe bağlı değişen tatlar sayesinde, kültürel bir arka plan keşfi de sağlıyor.

zeytinyağı kütüphanesi'nde
Zeytinyağı Kütüphanesi’nde tadım deneyimi projesinin mimarı: Dr. Güven Eken

“Zeytinyağlarını niye yarıştırıyoruz?”

Projeyi hayata geçiren Sevilma Zeytinyağları Kurucusu Dr. Güven Eken de sık sık bu kadim kültürel mirasa vurgu yaparak projenin ortaya çıkış fikrini şöyle anlatıyor:

“Yücel ile sohbet ederken (Sönmez) ‘Niye yarıştırıyoruz biz zeytinyağlarını? Çeşitliliği öncelikle kutlamamız, sonra her birinin kendi coğrafyasında en iyisini üretmek için kendi kendimizle yarışmamız lazım. Birbiriyle yarışamayacak kadar farklı canlılar bunlar. Bir gün insanları toplayacağım, bütün yağları da getireceğim ve masa kurup hepsinin tadına bakacağız’ dedim. O da ‘Sen bir zeytinyağı kütüphanesi kurmak istiyorsun aslında. Bir günle olmaz, o yağların hep orada durması lazım, tıpkı bir kütüphane gibi. Kütüphanede bilgiler nasıl kayıtlıysa o lezzetlerin de orada kayıtlı kalması lazım’ dedi. Ve tabi ki bu kütüphaneyi kurunca da O’nun ismini verdik.”

Anadolu uygarlığının müthiş zenginliğine adanmış imeceyle hayata geçirdikleri bir proje olduğunu söyleyen Eken, Anadolu’daki kadim zeytin kültürünün sadece yarışma ve madalyalarla anılmasını yeterli bulmadıklarını ve bu zenginliğin bir araya geldiğinde de bir anlamı olduğunu düşündükleri için kütüphaneyi kurduklarını söylüyor.

“Anadolu mutfağında pişmiş, Akdeniz mutfağında çiğ”

Ziyaretçiler yalnızca tat almakla kalmıyor; zeytinyağının kullanım farklarını da deneyimliyor. Anadolu mutfağında zeytinyağı genellikle pişirilen bir yağ iken, Batı Akdeniz’de çiğ olarak, salataların ve yemeklerin üzerine serpilerek kullanılıyor. Bu farklılık, projede akademisyenler tarafından da inceleniyor.

Zeytinyağının yemek ile eşleştirilerek kullanılan bir gıda olduğu için uzun süre ikinci planda kaldığını ifade eden Eken, “Bu proje, Akdeniz ve Anadolu arasındaki yağ kullanım farkını da ortaya çıkarmayı amaçlıyor. O yüzden akademisyenlerle de beraber çalışıyoruz” diye belirtiyor.

“Gıdanın milliyetinden önce coğrafyası”

zeytinyağı kütüphanesi'nde
Şef-Eğitmen Ahmet Güzelyağdöken

Kütüphaneye gelerek tadım yapan Şef-Eğitmen Ahmet Güzelyağdöken de zeytin ve zeytinyağının sadece kendisine odaklanıldığı için arkasındaki kadim hikayenin ıskalandığı fikrini paylaşarak, “Ben kendi alanımda da gıdanın milliyetinden daha önce coğrafyasından bahsederim. O coğrafya dediğim şey de burada ortaya çıkıyor. Coğrafyanın farklılıkları oradaki ürüne yansıdığı zaman onun özelliği ortaya çıkmış oluyor. Benim de yerel cinslerin korunmasıyla ilgili bir hassasiyetim var. Buna dikkat çekmek adına zeytinyağı kütüphanesi fikri çok önemli bir şey. Şimdiye kadar düşünülmüş bir şey değildi. Bu belleğin şimdiden geç kalınmış olsa da şu andan itibaren belirleniyor olması çok önemli” diyor.

“Haritalanması ve tescillenmesi”

“Anadolu ürün coğrafyası haritası” hayalinden söz eden Güzelyağdöken, “Bizim bir Anadolu coğrafyası ürün belleğimiz var. Ben hep bir harita istemişimdir. Hangi ürün nerede? Bunların içerisinde her bölgeye ait ürünleri konumlandığımızda zeytinin yeri zaten ağırlıklı Akdeniz havzası. Bu havza içerisinde haritalanması ve o haritanın tescillenmesi çok kayda değer bir şey” diye anlatıyor.

“Zeytinin iklim değişikliğine adaptasyonu”

Prof. Dr. Mine Çardak (solda) ve Burcu Gülhan Erol

Orhanlı’daki Zeytinyağı Kütüphanesi, gastronomi profesyonelleri ve üreticilerin ilgisini çekmekle kalmıyor; araştırmacılar için de bir referans noktası sunuyor.

Kütüphaneye tadım yapmaya ve bu atmosferi deneyimlemeye gelen Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mine Çardak ile asistanı ve aynı zamanda İyi Bak Derneği’nden Burcu Gülhan Erol da hali hazırda “zeytinin iklim değişikliğine adaptasyonu” üzerine bir tez çalışması yapıyor.

Prof. Dr. Çardak, kütüphane ile ilgili ilk izlenimlerini, “Bu kütüphane aracılığıyla tüketiciler de etiketlemeyi, ‘Hangi zeytinin yağı nerede ve nasıl koşullarda yetiştirilmiş?’ diye bilmeleri sağlanacak. Ama bunun duyusal eğitiminin de verilmesi lazım. Çünkü biz kütüphaneye girmeden önce bunu nasıl tadacağımızı, ne beklediğimizi ve hangi koku ve tatla neyi algılayacağımızı da bilmemiz lazım. Bununla ilgili kısa bir bilgilendirmeye de ihtiyaç var ama bu ilk adım olarak böyle bir kütüphanenin kurulması çok önemli olmuş” diye anlatıyor.

Çardak ayrıca iklim krizine karşı yapılması gerekenin de burada olduğu gibi kadim bilgilerin üreticiye aktarılması olduğunu ve bilgi ile üreticinin buluşturulması gerektiğini söyleyerek, “Üreticilerle hocaları bir araya getirip, bilimsel çalıştaylar düzenlemeye çalışıyoruz” diye belirtiyor.

Yerel zeytin çeşitlerine vurgu

Tadım yapmaya gelelerden Burcu Gülhan Erol ise Anadolu’daki zeytin çeşitliliğine dikkat çekerek, “Bir çoğumuz baskın olan Memecik, Ayvalık, Gemlik gibi zeytin türlerini biliyoruz. Ama çok fazla çeşidimiz var. Çanakkale’den Hanım Parmağı; çok az köyde olan bir çeşit. Tavşan Yüreği var Antalya’dan. Bu kütüphanede bütün Anadolu’daki çeşitleri görebilmemiz çok kıymetli. Kültürel miras değeri olarak çok önemli buradaki şey” diye anlatıyor.

Bu çeşitliliğin korunmasına dikkat çeken Erol, “Çünkü iklime de en dirençli olanlar bu çeşitler. Yani bir bölgede yerel zeytin çeşidi yetiştirebilirsek, o iklime de dirençli oluyor. Ama gidip daha çok verim alma odaklı ya da daha piyasaya uygun çeşitleri başka bölgelerde yetiştirdiğimizde o iklime de çok uyumlu olmuyor. O yüzden kendi çeşitlerimize sahip çıkmamız açısından da bu kütüphanenin önemli olduğunu düşünüyorum.

“Ege ve diğer bölgeleri kıyaslama fırsatım oldu”

Yücel Sönmez Zeytinyağı Kütüphanesi’nin açıldığı ilk gün, ziyaretçiler çoğunlukla gurmeler ve zeytinyağı konusunda deneyimli isimlerdi. Seferihisar’dan pazar gezmesi için gelen Hüseyin Yılmaz da merak edip kütüphaneyi ziyaret edenler arasındaydı. Denediği zeytinyağları arasında en beğendiklerini sorduğumuzda, farklı coğrafyaların tatlarının kendisini şaşırttığını söyledi: Benim zeytin ve zeytinyağcılıkla tek ilişkim Egeli olmak ve bu lezzeti sofralarda yaşamak ve afiyetle yemek. Bu deneyim benim için Ege Bölgesi haricinde diğer bölgelerin farklı zeytinyağlarını deneme fırsatı sundu ve farklı bir deneyimdi. Evet çok çeşit vardı hepsini tatma imkanım olmadı  ama farklı olarak Güneydoğu bölgesinden Mardin Artuklu ve Doğu Karadeniz Bölgesinden Artvin zeytinyağlarını sevdim. Bu yağları Ege Bölgesi zeytinyağlarıyla kıyaslama fırsatı yakaladım. Zeytin ağaçlarına ve doğaya verilen önem üzerine kurulan bir kütüphane gerçekten farklıydı.

Sinem Uğurlu kimdir?

Sinem Uğurlu, gazeteciliğe 2011 yılında Evrensel Gazetesi’nde başladı. Ardından Artı Gerçek’te editörlük ve haber müdürlüğü yaptı.

Proje hakkında

Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.