Masada Kalanlar (9): Jipimin kaymaklanan tekerleği

Annemin büyük lezzetler peşinde koşan bir kadın olmadığı aşikâr. Öyle aman aman bir yemek tutkusu yoktur, tiryakilik nedir bilmez. Ağzına içki sürmez, başkasının üç masa ileride tellendirdiği sigarasının dumanı bile migrenini azdırmaya yetebilir, kahveyi de bin yılda bir içer. Ama işin içine çikolata girdi mi, annemi kimse tanıyamaz.

Dedem, Almanya uçuşlarından dönerken üç kavanoz Nutella getirmeyi âdet edinmiş. Eve girdiği gibi valizini açıyor, bir kavanoz dayıma, bir kavanoz anneme, bir kavanoz da teyzeme veriyor. Böylece, kendince tabii, çocuklarına eşit muamele etmiş oluyor. Gelgelelim, işin aslı pek de öyle değil. Çünkü kapı zilinin çalmasıyla birlikte annem için zorlu bir süreç başlıyor. Düşünün, Nutella’nın Türkiye’de olmadığı günlerdeyiz. Dedemin getirdiği kadar var, devamı yok. O yüzden, kendi Nutella’sını yemeden önce “bütün kavanozlara ben sahip olmalıyım” diye düşünüyor.

İlk hedef dayımın Nutella’sı. O kolay lokma. Dayım işin ticaretinde zaten. Nutella’sını satacak ama tok satıcıyı oynuyor, çünkü annem karşısında kıvrandıkça kıvranıyor. Neyse işte bir noktada anlaşıyorlar. Böylece, üç kavanozun ikisi annemin elinin altında oluyor. Teyzem en küçükleri. Annem Nutella bırakır mı o zavallıya hiç? Teyzemin tek kabahati ablasını çok sevmesi. Ama annem konu çikolata olunca bu sevgiyi sömürmekten asla çekinmez. Bir şekilde onu da ikna ediyor ve böylece üç kavanozun tamamının sahibi olarak harikalar diyarına doğru tek yönlü bir sefere çıkıyor.

Bir gün, annem teyzemin hakkı olan Nutella’yı öyle uzunboylu bir pazarlığa girişmeden bir anda yalayıp yutuyor. Tabii teyzemin gözleri yuvalarından fırlıyor. Fırlayan gözleri ânında yaşla dolunca annemin vicdanı elvermiyor. Para verip Sarelle alması için teyzemi bakkala yolluyor. Nutella’yı kendi yemiş, karşılığında Sarelle alıp teyzeme verecek. Teyzem bakkala gidiyor, Sarelle alıp geliyor. Ama o da ne? Fark ediyorlar ki evde ekmek yok! Ekmek olmaması annem için bir sorun değil, o çorba içer gibi kaşığı kavanoza daldırıp daldırıp yiyor. Ama teyzem öyle değil, Sarelle’si için taze ekmek istiyor. Annem diyor ki, “koş git bir daha bakkala, ekmek al, ben de çayı demleyeyim.” Zavallı teyzem ne bilsin aç bir aslanın karşısında topal ceylan gibi göründüğünü? O sadece ablasını seviyor, ona inanıyor. Teyzem çıkıyor yine, bakkala gidiyor, ekmek alıyor, geri geliyor… İşte az önceki döngüyü tamamlıyor ama tek sorun, aradan geçen bu kısacık zaman diliminde annem Sarelle’yi de hüpletmiş. Kavanoz yıkanmışçasına tertemiz, çikolatadan eser yok. Teyzem zavallı ne yapsın, mutfağın eşiğinde, elinde bir somun ekmekle kalakalınca hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor. Neyse, sonra annem gidip bir kavanoz Sarelle daha alıyor. Artık ekmek de var malum, hem teyzeme sürüyor hem de o doysun da kalanı ben yiyeyim diye bekliyor -en sonunda kalanı yiyor da. Kavanozlarca çikolata yenen bu tantana için anneme birkaç saat yetmişti. Şaşmaz kuraldır: Bir yerde çikolata varsa ve annemin de orada çikolata olduğundan haberi varsa bir şekilde onu yer.

Çikolataya alternatif: Ayva tatlısı

Jipimin kaymaklanan tekerleği
Masada Kalanlar (9): Jipimin kaymaklanan tekerleği

Annemle teyzem her ne kadar travmatik günler geçirmiş olsalar da birlikte tatlı yemekten vazgeçmediler. Ama seneler geçtikçe çikolataya alternatif tatlılar da çıktı.

Bir ara, annemle teyzem ayva tatlısına dadanmıştı -paprika soslu tavuk günleri. İşten hangisi önce gelirse Bahariye’deki Saray Muhallebicisi’ne uğrayıp kaymağı bol ayva tatlısı alıyor. Öteki çayı demliyor. Sonra her akşam sanki ayva tatlısını ilk kez görüyorlarmış gibi büyük bir heyecanla yemeye başlıyorlar.

Ben nedense o yaşlarda ayva tatlısı yemezdim. Bir akşam, ben yerde oyuncaklarımla oynuyorum. Bunlar gene çay demleyip tatlı yemeye hazırlanıyorlardı ki ben tatlı istediğimi söyledim. Abla kardeş yüzleri mi düşmedi, gözlerinden kırmızı ışınlar mı çıkmadı? Bereket ben küçük çocuktum da ağızlarını bozmadılar, onun yerine çaresizce benim isteğimi kabullendiler. Bir süre sonra, annem kaymaklı bir ayva tatlısı getirdi.

Şimdi ben yere oturmuş oyun oynuyorum, tabağı da yanıma aldım. Hiç unutmuyorum, Action Man’in lacivert bir jipi vardı bende, en havalı oyuncaklarımdan biri. Salon tarafında kalmış. Teyzemden rica ettim. O da sağolsun jipi koridor boyunca yollamayı uygun gördü. Öyle bir fırlattı ki benim jip son sürat geliyor. Bana çarpsa yaralanmalı kaza olacak. Jip yaklaştı, yaklaştı, geldi sağ ön tekerleğiyle benim ayva tatlısının üzerinden geçti, ama durmadı, arka tekerlek tatlının üstüne çıkınca oturdu kaldı. Koridorun tozu, kaymağın üstüne yapıştı. Ben iğrenerek baktım. Derhal jipimin kaymaklanan tekerleklerini temizlemeye karar verdim.

Öte yandan, salonda bir sevinç sormayın gitsin. Abla kardeş nasıl da mutlular! Benim ayva tatlısı yemekten vazgeçtiğimi görünce koşarak yanıma geldiler, güya çok üzülmüşler gibi yalandan iki teselli sözü söylediler. Ben oyuna devam ettim. Annemse kaymağı ve tatlıyı temizleme operasyonuna girişti. Ve, büyük ustalıkla tatlıyı koridorun jip tekerleğinde gelen birikintisinden arındırdıktan sonra hiç bu olaylar yaşanmamışçasına yemeye devam ettiler.

Büyüdükçe ayva tatlısını çok sevdim. Anneannemin ayva tatlısı ise bir başyapıttır.

Tarifi şöyle: Beş adet ayva soyulacak, çekirdekleri çıkarılacak, ortadan ikiye kesilecek. Ama kabuklar da çekirdekler de atılmayacak. Meyvenin kabukları tencerenin dibine serilecek. Sonra ayvalar kabukların üzerine dik şekilde dizilecek. Çekirdekler -anneannemin tabiriyle- “jöleli” olduğu için tencereye atılacak. Anneannemin dediğine göre, çekirdek renk verir, çekirdeğiyle birlikte pişen ayva daha parlak olur. Bir su bardağı toz şeker ilave edilecek ama hepsi bir anda serpilmeyecek. Bir çay bardağı su konacak. Kaynamaya başlayınca ocağın altı kısılacak. “Mum ateşinde” iki saat kadar pişecek. Ayvalar kıpkırmızı olacak. Ara ara tadına bakılarak gerekliyse şeker eklenecek.

Anneannem ayva tatlısını hafif mayhoş severdi. O yüzden de şekeri çok ölçülü atardı. Anneannemin mutfağında hiçbir şeyin evrensel kabul edilen ölçüleri olmadığı için burada da “pişme esnasında tadım” en önemli ölçü birimi. En sonunda, ayva tatlısının göbeğine kaymak ya da kestane şekeri püresi eklenecek. Anneannemin ayva tatlısında tarçın ya da karanfil olmazdı, ona göre tatları çok güçlü olduğu için bu ikisi ayvanın tadını bastırır.

Mevsiminde mayhoş bir ayva tatlısı gibisi yoktur. Hele elinizin altında iyi bir kaymak ya da kestane şekeri varsa…

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.