Transatlantik’te bu hafta Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar, Hürmüz Boğazı’nın ekonomik etkilerini, devam eden İsrail-ABD-İran savaşının gidişatını ve bu savaşın ABD’ye etkilerini değerlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’a yönelik sert bir açıklama yapmıştı.
Küresel enerji arzının kilidi haline gelen Hürmüz Boğazı konusunda Tahran yönetimine seslenen Trump, “Eğer İran, tam olarak şu andan itibaren 48 saat içinde Hürmüz Boğazı’nı tehdit olmaksızın tamamen açmazsa, ABD, en büyüğünden başlayarak İran’ın çeşitli elektrik santrallerini vuracak ve yerle bir edecektir” ifadelerini kullandı.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump’ın, “İran, 48 saat içinde Hürmüz Boğazı’nı tehdit olmaksızın tamamen açmazsa, ABD, en büyüğünden başlayarak İran’ın çeşitli elektrik santrallerini vuracak ve yerle bir edecektir” açıklamasına yanıt verdi.
Kalibaf paylaşımında, “Ülkemizdeki enerji santralleri ve altyapı tesislerinin hedef alınmasının hemen ardından bölgedeki kritik altyapı, enerji ve petrol altyapısı meşru hedefler olarak kabul edilecek ve geri dönüşü olmayan bir şekilde yok edilecek, petrol fiyatları ise uzun süre yükselecektir” ifadelerini kullandı.

Savaşın ABD’ye etkileri
ABD, yükselen petrol fiyatlarını düşürme hedefiyle hâlihazırda denizde bulunan İran petrolüne yönelik yaptırımları 4 haftalık bir süre için geçici olarak kaldırdı. Kararın gerekçesini açıklayan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bu hamlenin piyasaya yaklaşık 140 milyon varil ham petrol ekleyebileceğini belirtti. Böylece Washington, İran’a yönelik sürdürdüğü “maksimum baskı” politikasından fiilen geri adım atmış oldu. Hem de siyasi ve psikolojik etkileriyle, başlattıkları savaşın ortasında atmak zorunda kaldıkları çok büyük bir geri adım.

Askeri ve operasyonel başarı bir siyasi başarıya dönüşmediği gibi enerji krizi savaşın kapsamını değiştirirken Trump yönetimini giderek zorluyor. ABD’nin yaptırımları askıya alma yönündeki mecburi geri adımı da İran Savaşı’nın artık yalnızca askeri ya da siyasi değil, esas olarak bir enerji krizine dönüşmüş olduğu gerçeğiyle doğrudan ilintili. Nitekim Brent’in varil fiyatı Cuma günü 112 dolara yükseldi; bu, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 54’lük bir artış anlamına geliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol’un Financial Times’a yaptığı açıklama bu durumu çarpıcı bir şekilde özetliyor: İran savaşı, küresel enerji sistemi açısından “tarihin gördüğü en büyük tehdit.” Birol’a göre; Körfez’de petrol ve doğalgaz akışının tamamen normale dönmesi ise (bugün yıkıcı ve engelleyici faktörlerin ortadan kalkması hâlinde) altı ayı aşabilecek bir sürece yayılacak.








