İSTANBUL (Medyascope, Hozan Adar) – Bir dönem Süper Lig’de büyük kulüplere kök söktüren Diyarbakırspor, bugün lisanslı futbolcusu, hazır kadrosu, tesisi ve otobüsü olmadan yeni sezona hazırlanıyor. Kulübün ligleri, yöneticileri ve futbolcuları değişse de Azrailler’in tribündeki yeri değişmedi. Onlar için artık hedef eski günlere dönmekten önce, baba ve dede yadigârı armanın yaşaması.
Bir zamanlar Diyarbakırspor’un attığı gol Sur’un içinde yankılanıyor, tribünler doluyor, binlerce taraftar takımın peşinden Türkiye’nin dört bir yanına gidiyordu. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi kulüplerle aynı ligde mücadele eden Diyarbakırspor, bugün Süper Amatör Lig’de.
Yeni sezonun başlamasına yaklaşık bir ay kalmasına rağmen kulübün lisanslı futbolcusu, hazır kadrosu, tesisi ve otobüsü bulunmuyor. Takımın yeniden kurulması gerekiyor.
Kulübün ligleri, futbolcuları, teknik direktörleri ve yöneticileri değişti. Ancak tribünde değişmeyen bir grup kaldı. Diyarbakırspor hangi ligde oynarsa oynasın takımın peşini bırakmayan Azrailler.
Gol sesi Sur’un içinde yankılanırdı
Ali Yılmaz’ın Diyarbakırspor sevgisi çocukluk yıllarında başladı. Bir ağabeyi, 1972’de onu Diyarbakırspor-Galata maçına götürdü. “Tilki Vehbi” lakaplı Vehbi Günaydın’ın iki gol attığı karşılaşmayı Diyarbakırspor 2-0 kazandı.
O yıllarda maçlar toprak zeminde, barakalı tribünlerin önünde oynanıyor, saha devre arasında itfaiye tarafından sulanıyordu. Yılmaz, o günleri şöyle anlattı:
“Diyarbakırspor’un maçları Sur’un içinde oynanırdı. Bir gol attığı zaman sesi Sur’un içinde yankılanırdı. Biz öyle günleri gördük.”

Yılmaz, kulübün Süper Lig’de geçirdiği 11 yıla da tanıklık etti. Hafızasında yer eden karşılaşmalardan biri, 1982’de Galatasaray’a karşı oynanan maç. Yağmur altında, ağır bir zeminde oynanan karşılaşmada Diyarbakırspor, Sedat’ın kafa golüyle sahadan 1-0 galip ayrıldı.
Yılmaz, “Diyarbakırspor’un İstanbul’un büyük kulüplerine kök söktürdüğü dönemleri gördüm” dedi.
Bir simidi paylaşan tribün
Diyarbakırspor tribünlerinde yetişen bir başka kuşağın temsilcisi Özkan Utku da maçlara ilkokul yıllarında gitmeye başladı. Bilet parası bulamayan çocukların itfaiye kapısından stada girdiğini anlatan Utku, “Çamurun içinde, bazen cop yiyerek içeri girerdik. Çocukluğumuzdan gelen bir sevgiydi” diye konuştu.
Bu bağlılık, 2008’de Utku ve yaklaşık 12 arkadaşının Azrailler Grubu’nu kurmasıyla örgütlü bir tribün kültürüne dönüştü. Utku’ya göre Azrailler yalnızca bir taraftar grubu değildi:
“Bir kardeşlikti, arkadaşlıktı. Bir simidi 4-5 kişiye böldüğümüz bir tribündü.”
Pankartlar, tezahüratlar, koreografiler ve deplasmanlar zamanla grubun ayrılmaz parçası oldu. Taraftarlar kimi zaman aç kaldı, kimi zaman ceplerindeki son parayı bölüştü. Utku, telefonunu satarak deplasmana giden arkadaşlarının bile olduğunu söyledi.
Borçlar kulübü Amatör Lig’e sürükledi
Diyarbakırspor’un düşüşü yalnızca sahadaki sonuçlarla sınırlı kalmadı. Ekonomik sorunlar, yönetim hataları, biriken borçlar ve azalan destek, kulübü yıllar içinde profesyonel liglerden amatör kümeye sürükledi.
Ali Yılmaz, altyapı yerine pahalı transferlere dayalı bir sistem kurulmasının kulübün ekonomik yapısını zayıflattığını anlattı:
“Genç futbolcular yetiştirmek yerine Avrupa’dan ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden pahalı transferler yapıldı. Günlük başarıların peşinden koşuldu, bütçe zorlandı ve borçlar birikti. Yönetimler kulübü iyi yönetemeyince Diyarbakırspor amatör liglere kadar düştü.”

Azrailler Grubu Başkanı Hakan Varanlar ise düşüş sürecinde deplasmanlarda yaşanan ırkçı saldırı ve hakaretlerin de etkili olduğunu düşündüğünü belirtti:
“Gittiğimiz deplasmanlarda hakaret ve saldırılarla karşılaşıyorduk. Ardından yönetim hataları ve mali sorunlar geldi. Diyarbakır’daki yöneticiler de kulübe yeterince sahip çıkmadı.”
Taraftarların uzun süre kulübün sorunlarına dikkat çekmeye çalıştığını belirten Varanlar, tribün desteğinin tek başına yeterli olmadığını söyledi:
“Biz tribünde mücadelemizi verdik, 90 dakika bağırdık. Ancak maddi imkân olmayınca takımı ayakta tutamıyorsun. Para olmayınca futbolcu alamıyorsun. Bazı yerlerde taraftarın gücü yetmiyor.”
Süper Lig’de de amatörde de aynı heyecan
Kulübün amatör lige düşmesi, taraftarların Diyarbakırspor’la kurduğu bağı değiştirmedi. Hayatının büyük bölümünün takımın peşinde geçtiğini söyleyen Ali Yılmaz, bugün de aynı heyecanı duyduğunu anlattı:
“Galatasaray maçında ne heyecan duyuyorsam Bismilspor’la, Silvanspor’la ya da Siirtspor’la oynanan maçlarda da aynı heyecanı duyuyorum. Sportif başarı geçicidir. Önemli olan sevgidir.”
Yılmaz, Diyarbakırspor nerede oynarsa oynasın tribünde olacağını vurguladı:
“Fizan’da da olsa, Mardin’de de olsa, Urfa’da da olsa fark etmiyor. Ben hep takımın peşindeyim.”
Özkan Utku da Diyarbakırspor’un bulunduğu ligin Azrailler için önemli olmadığını söyledi. Bir çağrıyla eski taraftarlardan yüzlercesinin yeniden toplanabileceğini belirten Utku, “Bizim için önemli olan armanın yaşaması. Azrailler Grubu hiçbir zaman bitmeyecek” dedi.
Sıfırdan takım kurulacak
Diyarbakırspor, geçen sezon Bölgesel Amatör Lig’den Süper Amatör Lig’e düştü. Hakan Varanlar, bu düşüşün temel nedeninin ekonomik sorunlar olduğunu açıkladı.
Yeni sezon öncesinde ise kulübün önünde daha ağır bir tablo bulunuyor. Lisanslı futbolcusu ve hazır kadrosu olmayan Diyarbakırspor’un kısa süre içinde oyuncu bulması ve sıfırdan bir takım kurması gerekiyor. Tesis ve ulaşım sorunları da çözüm bekliyor.
Ali Yılmaz, bugünkü önceliğin yeniden Süper Lig’e yükselmek olmadığını, kulübün varlığını sürdürebilmesi olduğunu söyledi:
“Eski günlerine kavuşması için zamana ihtiyaç var. Önceliğimiz Diyarbakırspor’un yaşaması. Bizim gibi bir avuç insan kaldı. Gelin, baba ve dede yadigârı Diyarbakırspor’a sahip çıkın.”
Azrailler de takımın yeniden profesyonel liglere dönebilmesi için kent yöneticilerine, iş insanlarına ve Diyarbakırlılara destek çağrısı yaptı.

Özkan Utku, “Diyarbakırspor bizim hayatımızdan gençliğimizi aldı. Bir gençlik değil, bin gençlik de olsa yine veririz. Bastonla da olsam maçlara geleceğim” diyor. Hakan Varanlar ise Azrailler’in takımı hiçbir koşulda yalnız bırakmayacağını söyledi:
“Diyarbakır var olduğu sürece, takım sokakta da oynasa büyük stadyumlarda da oynasa biz orada olacağız.”
Diyarbakırspor yeni sezona lisanslı futbolcusu, tesisi ve hazır kadrosu olmadan hazırlanıyor. Süper Lig günlerinden geriye anılar, bir arma ve takımın yaşaması için mücadele eden bir grup taraftar kaldı.
Herkes gitti, onlar kaldı.
Hozan Adar kimdir?
1991 yılında Mardin’de doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Poynter News University, Michigan State University, University of London ile Reuters/Meta Journalism Project bünyesinde dijital gazetecilik, habercilik ve uluslararası ilişkiler alanlarında eğitimler aldı.
DirectSide, Habertürk, Bloomberg HT, Röportaj ve Kurdistan24 TV’de muhabir ve editör olarak çalıştı. Getty Images, Yahoo News ve çeşitli uluslararası medya kuruluşları için haber ve video içerikleri hazırladı. Diyarbakır, Mardin ve Şırnak’ta 2015-2016 yıllarında yaşanan çatışmalı süreci sahadan takip etti.
Yaklaşık sekiz yıldır serbest drone pilotluğu yapan Adar, ilk Kürtçe podcast platformu Podcast Kurdî’nin teknik yönetmenliğini yürütüyor. Deutsche Welle Türkçe Servisi’nde serbest video gazetecisi olarak çalışan Adar, aynı zamanda Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nda eğitim ve dış ilişkilerden sorumlu üye olarak görev yapıyor.
Proje hakkında
“Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.








