Ruşen Çakır yorumladı | Bursa izlenimleri: Özgür Özel YENİ Parti’nin iktidarı alması için yeterli mi?

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır “Bursa izlenimleri: Özgür Özel YENİ Parti’nin iktidarı alması için yeterli mi?” başlıklı yayınında, Özgür Özel’in Bursa programından izlenimlerini, seçmen tabanındaki psikolojiyi ve muhalefetin gençleri mobilize etmedeki eksikliklerini değerlendirdi.

Ruşen Çakır, Özgür Özel’in Bursa’daki halk buluşmalarını, fabrika ve köy ziyaretlerini yerinde izleyerek edindiği gözlemleri aktardı. Özel’in halkla kurduğu doğrudan iletişimin geçmişteki lider profillerinden farklı olduğunu belirten Çakır, genç seçmenin siyasete katılımı ve toplumdaki “iktidar beklentisi” üzerine tespitlerde bulundu.

Sıradan insanlarla kolay ilişki kurabilme becerisi

Özgür Özel’in esnaf ve halk ziyaretlerindeki doğallığına dikkat çeken Çakır, bu durumu önceki dönem liderlerinin ziyaretleriyle kıyaslayarak şunları söyledi:

“Özgür Özel’in en çarpıcı özelliği orada sıradan insanlarla çok kolay ilişki kurabilmesi ve o insanların da kendisinin ulaşılabilir olduğunu görmesi. 2023 seçimleri öncesi Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’de tanık olduğum esnaf ziyaretleri şöyle olurdu: Güvenlik güçleri birkaç kurmayla beraber dükkana girer, sohbet eder, fotoğraflar çekilir, çıkarlardı. Dün Bursa’da gördüğüm çarşıdaki esnaf ziyareti diğerlerinden gerçekten çok farklıydı. Çok kalabalık vardı ve bir tür yürüyüş gibi oldu. Her yerde kendisinin yolu kesildi.”

Gençleri harekete geçirecek motivasyon eksikliği

Bursa’daki etkinliklerde gençlerin oranının epey düşük olduğunu belirten Çakır, gençleri siyasete çekecek güçlü bir örgüte ve somut vaatlere ihtiyaç olduğunu vurguladı:

“Yürüyüşün yapıldığı yol boyundaki kafelerden çok dinamik bir genç nüfus olduğunu görüyorsunuz ama mitinge gençlerin ilgisi azdı. Bu, gençlerin siyasete ilgisiz olduğu anlamına gelmiyor ama cuma akşamı üç saatlerini arkadaşlarıyla takılma yerine bir mitingde geçirmeyi tercih edecek kadar bir motivasyona ihtiyaçları var. O motivasyonun en temel şeyi tabii ki onları harekete geçirecek güçlü bir örgütün olması ve o hareketin bir şey vaat etmesi. Baktığınız zaman bu hareketin henüz sloganları çıkmamış, yeni yeni şekilleniyor.”

Özgür Özel YENİ Parti'nin
Ruşen Çakır yorumladı | Bursa izlenimleri: Özgür Özel YENİ Parti’nin iktidarı alması için yeterli mi?

“Şikayet var ama iktidar beklentisi düşük”

Seçmenle yaptığı birebir sohbetlerden yola çıkarak halkın iktidara ve geçmişteki muhalefet yönetimine karşı öfkeli olduğunu belirten Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İktidar beklentisi çok fazla yok, bir direniş hareketi. İnsanlar öfkeli, kızgın. Erdoğan’ın 25 yıla yaklaşan yönetimine karşı çok büyük bir tepki var, ekonomik nedenlerle çok ciddi itirazlar var. Ama oradan bir iktidarın gelebileceği konusunda beklenti düşük. Şikayet var ama beklenti düşük. Yaşını başını almış insanların Kılıçdaroğlu hakkındaki öfkelerini, pişmanlıklarını dinlerken hakikaten çok acayip etkileniyorsunuz. Operasyonların hala sürüyor olması gibi olaylar nedeniyle insanlar önlerini görmekte zorlanıyorlar. Bunu kırmakta tek başına Özgür Özel yeterli olabilir mi? Kesinlikle olamaz ama burada çok kritik bir rol oynuyor.”



Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları.

Dün bahsettiğim gibi Bursa’daydım. Bursa’da Özgür Özel’in çok yoğun bir programı vardı. Ben öğleden itibaren kendisini takip ettim gittiği her yerde. Sabah iş insanlarıyla buluşmuş. Bir tek onu izlemedim ama Bursa Ulu Cami’deki namaz çıkışından itibaren Özgür Özel’in birincisi çarşıda halkla ve esnafla selamlaşması diyelim, ardından bir fabrika ziyareti, orada işçilerle sohbeti, daha sonra bir köyde özellikle kadınların öne çıktığı bir sohbet, yakın bir yerdeki bir köyde, Fadıllı köyünde ve nihayet Fatih Sultan Mehmet Caddesi ya da Bulvarı, artık her neyse, orada yapılan kısa bir yürüyüş ve miting. Bütün bunları yaklaşık 7 saat boyunca orada YENİ Parti’yi ve Özgür Özel’i izledim ve birbirinden farklı diyeyim birtakım gözlemlerim oldu. Çok sayıda kişiyle sohbet ettim. Kimi zaman ben onlara gittim ama çoğunlukla onlar bana geldi diyeyim. Çünkü YENİ Parti tabanında çok politize insanlar var. Bunlar genellikle yaşları biraz yüksek diyelim. Çoğu emekli, devletten ya da özel sektörden emekli olmuş ya da kendisi serbest meslek sahibi vesaire ama emekliye ayrılmış çok sayıda kadın, özellikle kadın ve erkek, bunlarla sohbet etme imkanı oldu. Daha önce uzaktan izlediğim Özgür Özel’in daha doğrusu mutlak butlandan sonra yaptığı ülke ziyaretlerinden, ki galiba 26’ncısıymış Bursa, bir tanesini canlı, yerinde izleme imkanı buldum. Evet, şu anda görüyorsunuz bir kadın öpüyor. Bu kadının öpüşünü hatırlıyorum. Ben tam o sırada yakınlarındaydım. Kalabalığı yararak girdi. Sonra oğlu geldi ve oğlu onları fotoğraf çekti. Sonra oğlu da beraber fotoğraf çekildi. Bu kadın görüyorsunuz bir, ne diyelim, tipik bir alt gelir grubundan bir kadın. Deminki fotoğrafta genç birisiyle el çakışması var. Onu söyleyeceğim. Gençler azdı. Bu tür sokaktaki buluşmalarda gençler daha yoğundu. Daha fazla kendilerini gösterdiler. Ama akşam düzenlenen o yürüyüş ve partinin de oradan düzenlediği yürüyüş ve mitingde genç oranı düşüktü. Bunun önemli bir sorun olduğu kanısındayım.

Özgür Özel’in en büyük özelliği herkese elini uzatması, herkesle kucaklaşması ve herkesin de onunla kucaklaşması. Demin gördünüz, öpenler var. Yaşlı kadınlardan, erkeklere kadar herkes sarılıyor, öpüyor ve Özgür Özel hepsiyle konuşuyor ve onlara iltifatlar ediyor. Benim tanık olmadığım ama sonra medyadan gördüğüm birtakım küçük sorunlar çıkmış orada. Bir börek getiren vatandaşa yönelik ya da bir başka… Bu tür şeyleri de çok doğal bir şekilde yapıyor. Zaten Özgür Özel’in en ilginç özelliği, en çarpıcı özelliği bence orada sıradan insanlarla çok kolay ilişki kurabilmesi ve o insanların da kendisinin ulaşılabilir olduğunu görmesi. İlk cuma namazı çıkışında gördük. Çok büyük bir izdiham vardı. Şimdi birileri diyor ki, ‘‘Zaten Ulu Cami her cuma böyle doludur.’’ Olabilir ama sonuçta insanlar çeker gider. Orada Özgür Özel’in caminin çıkışından sonra avluda gazetecilerin sorularını cevaplandırdığı yerde gerçekten çok büyük bir kalabalık vardı. İlk zaten orada bayağı bir şaşırdım. Esnaf ziyaretine gelince şunu söyleyeyim, ben böyle şeylere biraz meraklıyım biliyorsunuz. 2023 seçimleri öncesi Meral Akşener’i ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu çok takip ettim birtakım illerde ve Meral Akşener de Kılıçdaroğlu da esnaf ziyareti denen şeyi yaptılar. Şu anda diğer liderler de yapıyor. Görüyorum sosyal medyada. Ümit Özdağ da yapıyor. Yavuz Ağıralioğlu da yapıyor. Müsavat Dervişoğlu da yapıyor. Arada sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yaptığını görüyoruz. Bir dükkana gidiyor ama onlar belli ki bayağı bir önceden hazırlanmış şeyler. 2023’te gördüğüm Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener esnaf ziyaretleri şöyle olurdu. Güvenlik güçleri birkaç tane kurmayla beraber Akşener ya da Kılıçdaroğlu bir dükkana girer. Dükkanda bir sohbet eder, fotoğraflar çekilir, çıkarlar ve bu küçük çaplı belli bir süre içerisinde sonuçlanan bir sokağın bir başından bir ucuna kadar giden, bir de meraklı kalabalık uzaktan izler. Dün Bursa’da gördüğüm, cuma namazı çıkışından sonra gördüğüm çarşıdaki esnaf ziyareti diğerlerinden gerçekten çok farklıydı. Çok kalabalık vardı ve bir tür küçük bir miting demeyeceğim de yürüyüş gibi oldu. Belli bir yere kadar özellikle çok sayıda kişi Özgür Özel’le birlikte esnaf ziyareti yaptı diyeyim, öyle söyleyeyim ve her yerde kendisinin birileri tarafından yolu kesildi. Hatta bir gazeteci kendisine şunu dedi: ‘‘Efendim, sizi bir esnafla baş başa dükkanda fotoğrafınızı çekemedik’’ dedi. Ona tanık oldum. O da: ‘‘Bir ulaşabilsem yapacağım’’ dedi ve nitekim hemen sonra bir dükkana girdiler ve orada işte daha önce Kılıçdaroğlu’nda ya da Meral Akşener’de tanık olduğum türden bir esnaf ziyareti fotoğrafı verildi.

Miting ya da yürüyüş ve mitinge gelince… Arada pardon, köy sohbeti var. Böyle bir meydana masalar kurulmuş ve masanın etrafında kadınlar ve orada köylülerin esas en önde gelen üretimleri olan incir başta olmak üzere birtakım meyveler vardı. Erik vardı, çilek gördüm. Ve orada mikrofonla kadınlar teker teker sıkıntılarını anlattılar. Büyük bir çoğunluğu başörtülüydü kadınların. Erkeklerden de konuşanlar oldu. Özgür Özel de onlara çok samimi cevaplar verdi. Bayağı bir kalabalık vardı. Esas olay tabii ki yürüyüş ve mitingdeydi. Yürüyüşte beklerken Özgür Özel’i ben orada bayağı bir dolaştım. İnsanlarla da sohbet ettim. Başta söylediğim gibi gençlerin oranı epey düşüktü. Orta yaşlılar ve üstü ve kadınlar, çok güçlü bir şekilde kadınlar gelmişti. Sohbet ettiğim mesela bir tanesi devletten emekli olmuş. Emekli olur olmaz YENİ Parti’ye üye olmuş ve bayrağı kaparak mitinge gelmiş mesela. Büyük bir heyecan duyuyordu. Bir başkası yine emekli… Türkiye’nin değişik yerlerinden gelen çok sayıda insan vardı. Bursa kocaman bir şehir artık biliyorsunuz. Kimi göçmen, kimisi benim memleketimden çok kişi vardı. Artvin’in değişik yerlerinden, Şavşat’tan, Borçka’dan isimler vardı, tek tük Kürtler vardı ve böyle bir şey orası tamamen, ‘‘melting pot’’ diyorlar. Böyle bir Amerika Birleşik Devletleri’nin şeyi gibi. Her yerden insanın olduğu bir şehir ve orada çok dinamik bir genç nüfus var. Onu nereden görüyorsunuz? O yürüyüşün yapıldığı yol boyundaki kafelerden, restoranlardan da görebiliyorsunuz. Ama mitinge ya da yürüyüş ve mitinge gençlerin ilgisi azdı. Vardı gençler, gençlik kolları önlükleri takan kişiler de vardı. Ama gençler çok fazla aktif değildi.

Fakat şunu unutmamak lazım: 19 Mart eğer CHP, o zamanki CHP için bir direnişe dönüştüyse onun kırılma noktası İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin Saraçhane’ye gelmesiydi. Gençlerin o ilk günlerdeki aktif katılımıydı. Ama şu anda bunu pek yapamıyorlar. Ya da şöyle söyleyeyim; hani YENİ Parti yapamıyor da diğer partiler yapıyor gibi bir iddiam yok. Gençlerin siyasete aktif katılımı konusunda YENİ Parti’nin elinde imkanlar çok. Ama bu Bursa’da en azından gördüğüm kadarıyla pek gerçekleşmemiş. Bu gençlerin siyasete ilgisiz olduğu anlamına gelmiyor. Ama diyelim ki cuma akşamı bir 3 saatlerini arkadaşlarıyla takılma yerine bir mitingde geçirmeyi tercih edecek kadar bir motivasyona ihtiyaçları var. O motivasyonun en temel şeyi tabii ki bir örgütün olması, güçlü bir örgütün, onları harekete geçirecek bir örgütün olması. Bir de o hareketin bir şey vadetmesi. Bu hareket şu anda ne vadediyor? Baktığınız zaman o yürüyüşte ve mitingde atılan, diğer mitinglerde de öyle, az sayıda slogan var. Bu hareketin hiç sloganları çıkmamış. Yeni yeni şekilleniyor. Bu hareketin kadroları olarak baktığımızda, deminden beri onu anlatıyorum, Özgür Özel var. Tabii ki başka kadrolar da var ama her yerde Özgür Özel var. İlk başta Özgür Özel’e şüpheyle bakan kitle sonra çok ciddi bir şekilde Özgür Özel ile özdeşleşmeye başladı. Ama onun da konuşmalarında verdiği mesajlar ki bir süreden itibaren baktığınız zaman birtakım temel izlekler var ama onun dışında insanları çok harekete geçirecek şeyler söyleme açıkçası pek yok. Çünkü iktidar çok acımasız saldırıyor ve sürekli savunma halindeki bir hareket var. Ve insanlarla da konuştuğum zaman şunu gördüm: İktidar beklentisi çok fazla yok. Bir direniş hareketi, insanlar öfkeli, insanlar kızgın. Belediye başkanları, mesela Mustafa Bozbey Bursa’nın belediye başkanı da içeri atıldı yerine AKP’li bir başkan vekili seçildi. Meclis grubu çoğunluğu onlarda diye. Ama onun ötesinde Ekrem İmamoğlu ve diğerleri… Bunlara yönelik çok büyük bir öfke var. Kızgınlık var. Erdoğan’ın 25 yıla yaklaşan yönetimine karşı çok büyük bir tepki var. Ekonomik nedenlerle çok ciddi itirazlar var. Ama oradan bir iktidarın gelebileceği konusunda çok — birebir yaptığım sohbetlerde ki genellikle insanlara bunu sordum — şikayet var ama beklenti düşük. Bu benim orada gördüğüm. Başka yerlerde başka olabilir.

Çünkü son yaşanan mutlak butlan olayından sonra özellikle çok büyük bir kırılma var. Kılıçdaroğlu’na karşı çok büyük bir öfke var. Nefret var. Onu bizzat görüyorsunuz. Yani yaşını başını almış insanların Kılıçdaroğlu hakkındaki o pişmanlıkları, öfkeleri vesaireleri, onları dinlerken hakikaten çok acayip etkileniyorsunuz. Bunlar var ama işte mutlak butlandan sonra CHP’nin de ellerinden alınması, birçok şeylerin ellerinden alınması ve operasyonların hâlâ sürüyor olması gibi olaylar nedeniyle insanlar önlerini görmekte zorlanıyorlar. Bunu tek başına, yayının başlığında da söylediğim gibi, bunu kırmakta tek başına Özgür Özel yeterli olabilir mi? Kesinlikle olamaz. Ama Özgür Özel burada çok kritik bir rol oynuyor ve bu bağlamda da insanlar herhalde dile getirmeseler de Özgür Özel’e de siyasi iktidarın bir şeyler yapma ihtimalinden çok ciddi bir şekilde kaygılılar diyelim.

Bitirmeden Bursa’da çok güzel şeyler gördüm. Çok güzel sohbetler yaptık. Ve tam İstanbul’a eve dönecekken yıllardır görmediğim bir arkadaşım Tuğrul aradı. O, eşi ve kardeşiyle beraber sohbetler ettik. Tuğrul benim geçmişten, sol hareketten beri tanıdığım bir arkadaşım. Onun da mesela, ki çok önemserim onun görüşlerini, onun da Özgür Özel’e yönelik bakışı çok olumlu ama buradan Türkiye’yi değiştirecek bir hareketin çıkabilme ihtimaline çok herhalde o da şu aşamada en azından prim vermiyor. Böyle kritik bir yerde… Bursa bahsini bitirmeden son olarak Mustafa Bey’e buradan çok teşekkür ediyorum. O ne demek istediğimi anlayacaktır. Bursa’da karşılaştığımız ilk vatandaş olarak diyelim, Mustafa Bey’e buradan selamlarımı yolluyorum.

Ve bugünün ithafı yarın cenazesi kaldırılacak olan bir büyük sanatçı Gülsen Tuncer. Kendisi 81 yaşında hayatını kaybetti. Yarın cenazesi kalkıyor. Genellikle onu ‘‘Aşk-ı Memnu’’dan ‘‘Arsen Ziyagil’’ karakterinden insanlar tanıyorlar. Ama şurada görüyorsunuz, Antalya’da Filistin bayrağıyla çıkmıştı Altın Portakal’a. Ve Filistin ve diğer bölge halkları için duyduğu üzüntüyü dile getirmişti. Çünkü Gülsen Hanım başından itibaren siyasi birisi. Bilenler bilir. Benim bildiğim çok erken yaştan itibaren komünistti ve öyle öldüğünü düşünüyorum, hayata veda ettiğini düşünüyorum. Çok başarılı bir tiyatro oyuncusu ama tiyatro oyuncusu olmanın dışında sinemada da oynadı, seslendirmelerde de yer aldı, yöneticilik de yaptı. Sinemada yönetim yapım işleriyle de uğraştı ve en önemlisi Türkiye’de değişik dönemlerde sivil toplum kuruluşlarında sürekli fedakârca çalışan birisiydi. Kendisini 81 yaşında kaybettik. Türkiye’de çok güzel şeyler yaptı. Kendisini Türkiye’ye adamış birisiydi. Türkiye’nin ötesinde tüm dünya halkları için duyarlılıkları olan, onların acılarını önemseyen, onlarla dayanışma içerisinde olmaya çalışan birisiydi. Kendisini sevgiyle ve saygıyla uğurluyoruz.

Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş