İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Özgür Özel’in Bursa Ulu Camii’nde cuma namazı sonrası vatandaşlarla buluşmasını ve YENİ Parti’nin dinle ilişkisini değerlendirdi.
Gazeteci Ruşen Çakır, yayınında YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Bursa Ulu Camii’nde cuma namazı sonrasında vatandaşlarla bir araya gelmesini ve bunun Türkiye’de solun dinle ilişkisi açısından ne ifade ettiğini değerlendirdi.
Çakır, Özel’in cuma namazı çıkışında vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşmasını ve cami avlusunda gazetecilerin sorularını yanıtlamasını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cuma namazı çıkışlarındaki görüntülerle karşılaştırdı. Çakır’a göre iki durum arasında önemli bir fark bulunuyor. Erdoğan döneminde siyasetçi ile gazeteciler arasında daha belirgin bir mesafe olduğunu söyleyen Çakır, Bursa’da ise Özel’in etrafında vatandaşların da bulunduğunu belirtti.
Çakır, Türkiye’de uzun yıllardır özellikle sağ ve İslami siyasetçilere yönelik “camiye siyaseti sokmak” eleştirisinin kullanıldığını hatırlattı. Çakır’a göre cami toplumun bir kurumu olduğu için farklı toplumsal kesimlerin bir araya geldiği bu alanlarda siyasetin de ortaya çıkması kaçınılmaz. Çakır, siyaseti caminin dışına taşımaya yönelik yaklaşımın tersine, rakip siyasi aktörlerin camilerle daha fazla ilişki kurmasına yol açabileceğini savundu.
Çakır, Özgür Özel’in cuma namazı kılmasını YENİ Parti ve solun dinle ilişkisi açısından da değerlendirdi. Daha önce Ekrem İmamoğlu’nun dini pratiklerle kurduğu ilişkinin benzer tartışmaları gündeme getirdiğini belirten Çakır, Özel’in de özellikle yurt gezilerinde cuma namazlarına katıldığını söyledi. Çakır, bunun yapmacık olmaması gerektiğini vurgulayarak, cuma namazının usulünü bilmeden gerçekleştirilmesinin siyasetçi açısından risk taşıdığını ifade etti.

“Sol, dindarlarla aracısız ilişki kurmalı”
Çakır, uzun yıllardır İslam ve sol arasındaki ilişki üzerine düşündüğünü belirterek, solun dindarlarla doğrudan ilişki kurabilmesi gerektiğini söyledi. Dine inanmayan bir siyasetçinin yalnızca seçmen kazanmak amacıyla camiye gitmesinin samimi olmayacağını belirten Çakır, buna karşılık sol hareketlerin kendi içinde yer alan dindar insanların dini pratiklerinden vazgeçmeye zorlanmaması gerektiğini savundu.
Çakır ayrıca Antikapitalist Müslümanların ortaya çıkmasını ve Gezi dönemindeki hareketliliği, sol ile İslam arasındaki mesafenin azalmasının örnekleri arasında gösterdi. AKP iktidarının uzun yıllardır devam etmesi ve ekonomik sorunların derinleşmesiyle birlikte, sol çevrelerde dinle çatışmadan siyaset yapma yaklaşımının daha görünür hale geldiğini belirtti.
Çakır, solun geçmişte dine yönelik yanlış politikalarının toplumla, özellikle yoksul kesimlerle kurduğu bağın zayıflamasında etkili olmuş olabileceğini de söyledi.







