İSTANBUL (Medyascope) – 30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim-3 Aralık arasında, Türkiye’den ve yurtdışından merakla beklenen yepyeni oyunlardan yenilikçi performanslara toplam 17 tiyatro, performans ve dans gösterisini Mehmet Birkiye küratörlüğünde bir araya getiriyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Aygaz, Entek Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen festivalin kaçırılmaması gereken 10 oyununu sizin için derledik.
30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında Mehmet Birkiye küratörlüğünde tiyatro, performans ve dansın öne çıkan örneklerini izleyiciyle buluşturacak. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Aygaz, Entek Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen festivalde Türkiye’den ve yurtdışından toplam 17 yapım sahnelenecek.
İşte festival programından kaçırılmaması gereken 10 oyun:
Açılış gösterisi: Lacrima
- 22-23 Ekim, 20.00, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi
Avignon Festivali’ndeki prömiyerinin ardından Barbican’dan Schaubühne’ye dünya sahnelerinde büyük yankı uyandıran Lacrima, festivalin 30. edisyonunun açılışını yapmak üzere, Enka Vakfı’nın desteğiyle İstanbul’a geliyor.

Çağdaş tiyatronun en vizyoner yönetmenlerinden Caroline Guiela Nguyen imzalı yapım; kraliyet düğünü için hazırlanan bir gelinliğin Paris’teki haute couture atölyelerinden Alençon’daki dantel ustalarına ve Mumbai’deki nakışhanelere uzanan küresel üretim sürecini sahneye taşıyor.
Parıltılı vitrinlerin ardındaki görünmeyen emeği, tüketilen hayatları ve estetik ile sömürü arasındaki ince çizgiyi sarsıcı bir kurguyla sorgulayan Lacrima, epik anlatısı ve çokkültürlü sahne diliyle festivalin kaçırılmaması gereken başyapıtlarından biri olarak öne çıkıyor.
Rüzgar Ağacı
- 24 Ekim Cumartesi 20.30, AKM Tiyatro Salonu
- 25 Ekim Pazar 15.00, AKM Tiyatro Salonu
İstanbul Tiyatro Festivali, 30. edisyonunu kutlarken İstanbul Devlet Opera ve Balesi ve MDTistanbul işbirliğiyle hayata geçirilen özel bir ortak yapıma ev sahipliği yapıyor.

Uluslararası sahnelerin dikkat çeken koreograflarından Fernando Melo’nun Danish Dance Theatre için yarattığı Rüzgâr Ağacı (Leaning Tree), MDTistanbul dansçılarının hünerli yorumuyla yeniden sahneye taşınıyor.
Danimarkalı ressam Vilhelm Hammershøi’nin esrarengiz tablolarından ilham alan eser; yerçekimine meydan okuyan bedenleri, Signe Lykke imzalı senfonik müzikleri ve sürekli dönüşen büyüleyici sahne tasarımıyla izleyiciyi zaman ve mekân algısının büküldüğü hipnotik, düşsel bir evrene davet ediyor.
Ve Ateş Bizi Tüketiyor
- 31 Ekim Cumartesi, 20.30, Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi
- 1 Kasım Pazar, 18.00, Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi
Edebiyatımızın üretken ve güçlü kalemlerinden Murat Gülsoy’un aynı adlı romanı, Müge Oskay’ın serbest uyarlaması ve usta tiyatro insanı Mehmet Birkiye’nin rejisiyle sahneye taşınıyor.

İstanbul sokaklarında gece boyu kaybolan ihtiyar bir adamın izini süren Ve Ateş Bizi Tüketiyor; hafıza, kimlik, geçmiş ve şimdiki zaman arasındaki sınırların bulanıklaştığı tekinsiz bir arayış hikâyesi anlatıyor.
Mask ve kukla kullanımından özgün koreografisine, titizlikle işlenmiş sahne diliyle dikkat çeken yapım, izleyicileri unutmakla hatırlamanın birbirine karıştığı karanlık ve büyüleyici bir düş coğrafyasına davet ediyor.
Sanatçısı Belirsiz: İvi Buradaydı
- 3 Kasım Salı, 20.30, Arter Karbon
- 4 Kasım Çarşamba, 20.30, Arter Karbon
- 17 Kasım Salı, 20.30, Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi
Çiğdem Erdöl’ün yazdığı, Zeynep Özden ve Elif Sözer’in yönettiği Sanatçısı Belirsiz*, 1964 sürgünüyle kentin ve sanat tarihinin belleğinden silinmeye çalışılan Türkiyeli Rum ressam İvi Stangali’nin unutulmuş izlerini sürüyor.

Güzel Sanatlar Akademisi’nden Atina’ya uzanan zorunlu göçü, kaybolan tabloları ve arkasında adı yazmasına karşın uzun yıllar “sanatçısı belirsiz” etiketiyle sergilenen eserleri odağına alan yapımda; Tilbe Saran, Fulya Peker ve Çağdaş Ekin Şişman ressamın farklı dönemlerine ve parçalanmış benliklerine can veriyor.
Sürgün, kimlik ve hafızayı şiirsel ve onarıcı bir sahne diliyle sorgulayan oyunun 17 Kasım’daki gösteriminin ardından, 30. İstanbul Tiyatro Festivali Onur Ödülü Tilbe Saran’a takdim edilecek.
Veda Ritüeli
- 7 Kasım Cumartesi, 20.30, Paribu Art
- 8 Kasım Pazar, 15.00, Paribu Art
Birleşik Krallık’ın ödüllü topluluğu Ad Infinitum imzalı Veda Ritüeli, babasının cenazesini kaldırmak için köklerine dönen sağır bir adamın iletişimsizlik, kayıp ve sevgiyle örülü iç hesaplaşmasını sahneye taşıyor.

Kendisi de sağır olan usta oyuncu Ramesh Meyyappan’ın olağanüstü fiziksel anlatımı, mim sanatı, animasyonlar ve yaratıcı altyazılarla harmanlanan bu solo performans; işiten, işitme güçlüğü çeken ve sağır tüm izleyiciler için eşit ve duyusal bir seyir deneyimi sunuyor.
İKSV Erişilebilir Sanat Partneri DenizBank’ın desteğiyle sahnelenecek oyunun 7 Kasım’daki gösteriminin ardından sanatçıyla bir soru-cevap oturumu gerçekleştirilecek; ayrıca festival kapsamında bir fiziksel tiyatro atölyesi de düzenlenecek.
Requiem
- 11 Kasım Çarşamba, 20.30, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
- 12 Kasım Perşembe, 20.30, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
Çağdaş Rus tiyatrosunun yaşayan en önemli ustalarından, bol ödüllü yönetmen Dmitry Krymov’un yazıp yönettiği Requiem, doksan yıllık köklü geçmişiyle Klaipėda Drama Tiyatrosu tarafından festival sahnesine taşınıyor.

Haruki Murakami’nin Sahilde Kafka’sından Shakespeare’in Hamlet ve Ofelya’sına, oradan Rusya-Ukrayna savaşının sert gerçekliğine uzanan yapım; parçalanmış bir dünyanın iç içe geçen hikâyelerini ortak bir yüzleşmede buluşturuyor.
Krymov’un sahne tasarımcılığı geçmişinden beslenen görkemli görsel diliyle masumiyet, şiddet, kayıp ve umut temalarını işleyen bu sarsıcı modern ağıt, savaşın ve acımasızlığın gölgesinde umudunu yitirmeyen çocuklara adanıyor.
Anna K.
- 18 Kasım Çarşamba, 20.30, Alan Kadıköy
- 19 Kasım Çarşamba, 20.30, Alan Kadıköy
Prima Facie oyunuyla uluslararası sahnelerde büyük yankı uyandıran hukukçu ve yazar Suzie Miller’ın kaleme aldığı Anna K., Tolstoy’un ölümsüz klasiği Anna Karenina’yı 21. yüzyılın dijital linç kültürünün merkezine taşıyor.

Kariyerinin zirvesindeki başarılı bir televizyon habercisinin sevgisiz evliliğini geride bırakma kararının sosyal medyada acımasız bir kamusal infaza dönüşmesini anlatan yapım; izleyenle izleneni, yargılayanla yargılananı yer değiştiriyor.
Eski salon dedikodularının yerini alan çevrimiçi troller ve cinsiyetçi zorbalık karşısında bir kadının özgürlük arayışını ve ödediği ağır bedelleri sorgulayan oyun, çağımızın tekinsiz gerçekliğini sahneye taşıyor.
Aksak Deliryum
- 24 Kasım Salı, 20.30, Alan Kadıköy
- 25 Kasım Çarşamba, 20.30, Alan Kadıköy
GalataPerform’un kurucusu ve genel sanat yönetmeni Yeşim Özsoy, yenilikçi metin ve sahneleme arayışını bu kez tufan masallarından beslenen çağdaş bir distopyaya taşıyor.

Etiler’de bir kafede, gündelik hayatın sıradan akışına sızan tekinsiz felaket işaretlerinin izini süren Aksak Deliryum; kesişen hayatların, sırların ve tesadüflerin savurduğu altı karakterin aidiyet, güç, aşk ve hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.
Zen ve BaBa ZuLa’dan tanıdığımız Murat Ertel’in özgün ses ve müzik tasarımı ile Ayşe Sedef Ayter’in ışık tasarımının güç kattığı yapım, kadim mitlerle günümüzün kırılgan gerçekliğini sarsıcı bir ritimle karşı karşıya getiriyor.
Nederlands Dans Theater (NDT 2)
- 27 Kasım Cuma, 20.30, Zoru PSM Turkcell Sahnesi
- 28 Kasım Cumartesi, 20.30, Zoru PSM Turkcell Sahnesi
Karakteristik tekniği, keskin sahne dili ve yüksek temposuyla çağdaş dansın küresel referans noktası kabul edilen Nederlands Dans Theater, genç ve dinamik topluluğu NDT 2 ile uzun bir aranın ardından yeniden festivalin konuğu oluyor.

Efsanevi koreograf Jiří Kylián’ın kurduğu mirasın taze enerjisini taşıyan NDT 2; Kylián’ın insan ruhuna dokunan şiirsel kurgusunu, Marco Goecke’nin yas ve kayıp üzerine kurduğu yüksek fiziksel yoğunluklu koreografisini ve Noé Soulier’nin gündelik hareketleri bale diliyle yeniden yorumlayan yeni yapımını aynı sahnede buluşturuyor.
Üç bölümden oluşan bu büyüleyici repertuvar, festival izleyicilerine unutulmaz bir çağdaş dans manifestosu sunuyor.
Dil Problem Değil
- 28 Kasım Cumartesi, 20.30, Alan Kadıköy
- 29 Kasım Pazar, 15.00 / 18.00, Alan Kadıköy
Het Theaterfestival’ın Roel Verniers Ödülü sahibi Marah Haj Hussein, uluslararası alanda büyük övgü toplayan solo performansı Dil broblem değil (Language: no broblem) ile festival izleyicisiyle buluşuyor.

Belçika’da geçen bir tren yolculuğunu işgal altındaki Filistin’de yaşayan ailesinin ses kayıtlarıyla katmanlandıran yapım; günlük yaşamda konuşulan Filistin Arapçası ile resmi dil İbranice arasındaki gerilimi ve sömürgeciliğin dili kuşaklar boyu nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.
,Mizah, öfke, sevgi ve absürdü sarsıcı bir sahne dilinde buluşturan gösteri, ses ve görüntü unsurlarıyla sınırların, yerinden edilmenin ve dil üzerinden kurulan direnişin izini sürüyor.
- 30. İstanbul Tiyatro Festivali programı tiyatro.iksv.org/tr/program adresinde, biletler passo.com.tr’de.








