İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon krizinin ekonomik sonuçlarının yanı sıra seçmen davranışına da yansıyabileceğini söyledi. Çakır, “Fon krizi seçmen davranışlarını nasıl etkiler?” başlıklı yayınında mağduriyetlerin nasıl giderileceği ve sorumluluğun kime yükleneceğinin siyasi tercihleri etkileyebileceğini belirtti.
Ruşen Çakır, yayınında fon krizinin seçmen davranışına olası etkilerini değerlendirdi. Çakır, konuyla ilgili görüştüğü bir sosyal bilimcinin kendisine ilettiği notlardan hareketle, krizin doğrudan etkilediği 455 bin 758 kişilik bir mağdur kitlesi bulunduğuna dikkat çekti. Yatırımcıların aileleriyle birlikte düşünüldüğünde bu kitlenin birkaç milyon kişiye ulaşabileceğini belirten Çakır, mağdurların siyasi tercihlerinin de değişebileceğini söyledi.
Çakır’a göre krizin anlaşılması için yalnızca yatırımcıların neden bu fonlara yöneldiğine odaklanmak yeterli değil. Türkiye’de yüksek enflasyon nedeniyle insanların birikimlerinin değerini koruma arayışına girdiğini belirten Çakır, fonların yanı sıra borsa, kripto para ve şans oyunlarının da bu arayışın farklı biçimleri olarak görülebileceğini ifade etti.
Enflasyon ve kurumlara güvensizlik
Çakır, ekonomik koşulların insanların gelecek planlarını da zorlaştırdığını söyledi. Geçmişte tasarrufların eğitim, ev veya otomobil gibi hedefler için biriktirilebildiğini belirten Çakır, bugün ise insanların öncelikle paralarının değer kaybetmesini engellemeye çalıştığını dile getirdi.
Fon krizinin bir başka boyutunun da kurumlara duyulan güvenin azalması olduğunu söyleyen Çakır, bazı yatırımcıların siyasi iktidarla ilişkili olduğunu düşündükleri kişilerin yönlendirmelerini güven unsuru olarak görmüş olabileceğini aktardı. Bu durumun, gelir eşitsizliğinin yanı sıra “fırsatlara ulaşım eşitsizliği” sorununu da gündeme getirdiğini söyledi.
Çakır, krizin siyasi sonuçlarının belirlenmesinde sorumluluğun kime atfedileceğinin kritik olduğunu vurguladı. İktidarın olayın sorumluluğunu yalnızca fon sahipleri veya dolandırıcılık yaptığı öne sürülen kişiler üzerinden tanımlaması halinde, SPK’nın ve kamu kurumlarının sorumluluğunun sorgulanıp sorgulanmayacağının önem kazanacağını belirtti.
“Asıl mesele muhalefetin yeterli olup olmaması”
Çakır’a göre mağduriyetlerin giderilip giderilmeyeceği de seçmen davranışında belirleyici olabilir. Yatırımcıların paralarını geri alıp alamayacağı sorusunun, ekonomik sistemin genel işleyişine ilişkin değerlendirmeleri etkileyebileceğini söyledi.
Muhalefetin ise ekonomik sorunlardan duyulan memnuniyetsizliği siyasi değişim talebine dönüştürüp dönüştüremeyeceğinin önemli olduğunu belirten Çakır, insanların iktidardan memnun olmamalarına rağmen muhalefetin değişim sağlayabileceğine de inanmayabileceklerini ifade etti.








