İSTANBUL (Medyascope) – Haftaya Bakış’ta bu hafta Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve gazeteci Kemal Can, T24 gazetesinin “Ailem Güvende” soruşturması kapmasında internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli gelmesini değerlendirdi. İkili aynı zamanda devam eden fon krizini ve CHP operasyonlarının gidişatını tartıştı.
Ruşen Çakır ve Kemal Can, T24 gazetesinin “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelini değerlendirdi. Çakır ve Can, devam eden fon krizini ve CHP belediyelerine yönelik operasyonların seyrini de ele aldı.
T24 olayı
İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında T24’ün internet sitesi ve hesaplarına erişim engellendi.
T24’ün 17 yıldır faaliyet gösteren, yaygın takip edilen ve dijital medyanın adeta ana akımı sayılan bir platform olduğunu vurgulayan Ruşen Çakır, Sosyal medya hesaplarına getirilen yasaklardan farklı olarak, T24 gibi köklü bir kuruma erişim engelinin çok daha yüksek bir anlam taşıdığını belirtti. Çakır, sürecin yargılama olmadan, savunma hakkı tanınmadan, sadece savcı ile yargıç arasında gelişen bir olayla gerçekleşmesini eleştirdi.
Kemal Can ise T24’ün dijital medya içinde ana akım bir fonksiyon icra ettiğini ve birçok eski ana akım gazetecisinin orada faaliyet gösterdiğini söyledi:
“Sırf bu özelliği dolayısıyla bile, hani bu önemli isimleri bünyesinde bulunduran, daha çok izleyicisi olan ve eski ana akım reflekslerini bir tür devam ettiren bir mecraydı. Oranın da bu yasak dalgasının içerisine alınması, bunu yapanların muhtemelen umduğu gibi, kimsenin bunun dışında kalmayabileceği fikrini iyice yerleştirmek için. Şu anda sosyal medya yasakları öyle üç haneli rakamlarla ifade edilecek boyutta değil. Erişim engeli getirilen hesapların sayısı artık yüzlerle değil, binlerle ifade ediliyor ve her gün periyodik olarak artan bir şeye dönüştü. Sürekli toplu engellemeler geliyor”

Belediye operasyonları sürüyor
Ruşen Çakır, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonun, Vahap Seçer’in CHP içinde kalma tercihinin hemen ardından gelmesini, bunun CHP’ye yönelik bir mesaj olabileceğini düşündürdüğünü belirtti. Kılıçdaroğlu ve CHP kurmaylarının bu operasyonu kınamasını, önceki soruşturmalara nazaran farklı bir tutum olarak değerlendiren Çakır, operasyon sırasında basına sızdırılan, bir kadının evine baskın anını gösteren videonun bir skandal olduğunun altını çizdi.
Kemal Can ise Vahap Seçer’in hem büyükşehir belediye başkanı olması hem de CHP’deki konumu nedeniyle önemli bir hedef olduğunu belirtti. Can, operasyonun CHP’li belediyeler üzerindeki baskıyı artırmak, bazı belediye başkanlarını transfer olmaya zorlamak veya belediye meclislerindeki aritmetiği değiştirerek yönetimleri ele geçirmek gibi siyasi amaçlar taşıyabileceğini ifade etti:
“Bu iktidarla şu ya da bu biçimde dolaylı da olsa, İttifak sayılmasa bile bir iş birliği içerisine girdiğiniz anda sanıldığı gibi siyasi riskler bitmiyor sizin için. Tam tersine uzun dönemde çok daha tehlikeli sulara girmiş oluyorsunuz.”
Fon krizinin gidişatı
Çakır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “çözeceğiz” demesine rağmen, fon krizin kolayca çözülemeyeceğini düşündüğünü ifade etti. Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına konulan tedbirin kaldırılması ve Fatma Betül Sayan Kaya hakkında resmi bir soruşturma açılmaması gibi durumları örnek gösteren Çakır, krizin siyasi yönünün deşilmeme eğiliminde olduğunu belirtti.
Fon krizi için Erdoğan’ın 1 milyon TL’ye kadar olanları ödeme talimatının, kamu kaynakları kullanılarak küçük mağdurları yatıştırma ve krizin etkisini azaltma hamlesi olabileceğini belirten Can, bu durumun, iktidarın imajını tamamen düzeltmeyeceğini söyledi. Can, “Fon krizinde çok mağdur olması tek başına iktidara problem çıkaracak güçlü bir argüman değil” dedi.








