Aslı Tunç yazdı: Fransız edebiyat dünyasında yapay zekâ skandalı

Haiti asıllı Kanadalı yazar Thélyson Orélien, ilk romanı C’était ça ou mourir (Ya Bu Ya Ölüm) ile bu sonbahar Fransız edebiyat dünyasında en çok konuşulan isim oldu.

Orélien’in 35 binden fazla satan romanı 400 kitapçı ve 400 okurdan oluşan bir jürinin seçtiği Prix du Roman Fnac’ı kazandığı gün yani 21 Eylül’de olanlar oldu. X’te yalnızca bir avuç takipçisi bulunan Balance ton Claude adlı anonim hesap, kitaptan aldığı bölümleri ABD merkezli Pangram yazılımından geçirdiğini ve romanın neredeyse tamamen yapay zekâyla yazıldığını ileri sürdü ve bu X postu 2,5 milyon kez görüntülendi.

C’était ça ou mourir (Ya Bu Ya Ölüm) aynı zamanda Fransa’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Académie Goncourt’un da finalistlerindendi.Thélyson Orélien suçlamaları kesin bir dille reddetti. Metindeki yoğun benzetme, ritim ve tekrarların yapay zekâ izi değil, Haiti ve Karayip edebiyat geleneğinin bir parçası olduğunu belirterek suçlamaların arkasında “ırkçı yaklaşımlar” bulunduğunu iddia etti.

Orélien 22 Eylül akşamı Boréal yayınevi aracılığıyla yaptığı açıklamada, kitaptaki yoğun benzetme ve metaforların yapay zekâ izi olarak okunmasına itiraz ediyordu ve “Şiirin, imgenin, tekrarın ve ritmin canlı bir ses taşıdığı Haiti ve Karayip edebiyat geleneğinden geliyorum. Üslubum tartışılabilir ama bu teknikleri yapay zekâ kanıtı saymanın edebiyat eleştirisiyle hiçbir ilgisi yok” diyordu.

Fransız edebiyat dünyasında yapay
Aslı Tunç yazdı: Fransız edebiyat dünyasında yapay zekâ skandalı

Yazarın Fransa’daki yayıncısı Grasset ve Kanada’daki yayıncısı Boréal, ilk yapay zekâ iddialarında yazara tam destek verip suçlamaları hakaret olarak nitelendirse de büyüyen tartışmalar ve intihal iddiaları üzerine yazarın basın turu ve tanıtım faaliyetlerini askıya aldı. Roman, Port-au-Prince’deki çete şiddetinden kaçıp Kanada’ya gelen bir tarih öğretmenini anlatıyordu.

Burada Orélien kişisel öyküsünden izleri kaleme aldığını, hikâyeyi 2010 depreminin ardından Haiti’den ayrılışı ve Montreal’de tanıştığı göçmenlerin anlattıkları üzerine kurduğunu belirtiyordu. Tartışmaların ardından Académie Goncourt, yapay zekâ ve intihal suçlamalarını not ettiğini belirterek romanı yarışma listesinden çıkardığını duyurdu. Kararın gerekçesi “asıl görevi insanların yazdığı edebiyatı desteklemek ve onurlandırmak olan Goncourt Ödülü’nün saygınlığını korumak” olarak açıklandı. Académie Goncourt bu kararın “yapay zekâ desteğiyle üretilen metinlerin yaratılmasına tamamen karşı olunduğunu göstereceğini ümit ettiğini” de eklemeden geçmedi.

Bu skandal, edebiyat dünyasında yapay zekâ tespit yazılımlarının doğruluğu, kültürel/bölgesel üslupların makine diliyle karıştırılma riski ve edebi yaratıcılıkta yapay zekânın sınırlarının nerede çizileceği konusundaki tartışmaları en üst seviyeye taşımış durumda.

Yapay zekâ detektörlerine araçlara gözümüz kapalı güvenmeli miyiz? Pangram adlı, kendisi de yapay zekâ olan bir yazılım, metinlere bakıp “Bu insan, bu makine” diyor. Bir yazılım istatistiksel hesaplarla “neredeyse tamamen yapay zekâ” hükmünü kuruyor; ardından bir kurum, bir ödülün geleceğini ve bir yazarın adını bu hesaplara dayanarak askıya alıyor.

Fransız edebiyat dünyasında yapay
Aslı Tunç yazdı: Fransız edebiyat dünyasında yapay zekâ skandalı

Özgünlük nedir?

Bu skandalın temeli daha çok entelektüel bir soruna dayanıyor aslında. Özgünlük nedir? Bir edebiyat eserinin kaderi yazım şeklini irdeleyen bir olasılık hesabına bağlanabilir mi? Edebiyat ne zaman metnin kökenini sorguladı? Her metin zaten ondan önce yazılmış pek çok metnin yeniden harmanlanması değil mi? Burada sorulması gereken edebiyat metninin çağdaş dünyaya ne getirdiği, okura ne kattığı, zihin dünyamızı nasıl zenginleştirdiği gibi kaygılar olmamalı mı?

Ben bu satırları yazarken kitap Fransa’da satmaya devam ediyor; hem de polemik büyüdükçe satışlar patlamış durumda. Skandalın asıl çekirdeği aslında ne bir yazarın araç kullanması ne de yapay zekânın edebiyata sızması. Asıl sarsıntı, bir kitabın kaderini bir olasılık işlemine devretmeye hazır olduğumuzu öğrenmemiz. Okurun, eleştirmenin, editörün, jüri üyelerinin hepsi birden sadece dört günlük bir skandalla tamamen etkisiz hale geldi. Peki, entelektüel varlığımızı yapay zekâya devretmeye hazır mıyız? Bu skandal aslında yanıtlamaktan kaçtığımız soruları yüzüme çarptığı için üzerinde düşünmeye değer.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş