Berlin’de hükümet arayışı: Die Linke, SPD ve Yeşiller neden henüz sondaja başlayamadı?

İSTANBUL (Medyascope) – Berlin seçimlerinden birinci çıkan Die Linke, SPD ve Yeşillerle hükümet kurmanın yollarını arıyor. Üç parti 1 Ekim’de ilk kez aynı masaya oturdu ancak henüz resmî sondajlara geçilemedi. Antisemitizm ve Yahudi yaşamının güvenliği, organize suçlarla mücadele, güvenlik politikaları, konutların kamulaştırılması ve Berlin’in mali durumu olası üçlü hükümetin önündeki başlıca tartışma alanlarını oluşturuyor. Türkiye kökenli bir göçmen ailenin çocuğu olan Elif Eralp’ın Berlin yönetiminin başına geçme ihtimali ise süreci Türkiye açısından da dikkat çekici hale getiriyor.

Berlin’de 20 Eylül seçimlerinin ardından başlayan hükümet arayışında ilk önemli adım atıldı.

Seçimden birinci çıkan Die Linke ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşillerin üst düzey temsilcileri 1 Ekim’de Berlin’deki Haus der Statistik’te yaklaşık beş saat süren ilk üçlü görüşmeyi gerçekleştirdi.

Ancak taraflar toplantıya özellikle “sondaj” adını vermedi. SPD ve Yeşiller, resmî sondajlara başlamadan önce Die Linke ile antisemitizm, Yahudi yaşamının korunması, ırkçılık ve organize suçlarla mücadele gibi temel konularda bağlayıcı bir ortak anlayış oluşturmak istiyor.

İlk görüşmenin ardından böyle bir ortak çizginin henüz oluşmadığı görüldü. Tarafların temsilcileri görüşmeyi “yoğun”, “ciddi” ve “yapıcı” olarak nitelendirdi ancak içeriğe ilişkin ayrıntı vermedi. Görüşmelerin devam ettirilmesi konusunda ise mutabık kalındı.

Dolayısıyla Berlin’de henüz klasik anlamda bir koalisyon pazarlığı başlamış değil. Önce üç partinin birlikte hükümet edebilecek kadar ortak bir siyasi ve kurumsal zemine sahip olup olmadığı sınanıyor.

İlk eşik: Antisemitizm ve organize suçlar

SPD ve Yeşillerin resmî sondajlardan önce bu konuları gündeme getirmesinin arkasında seçim kampanyası ve seçim gecesi sırasında Die Linke çevresinde yaşanan bazı olaylar bulunuyor.

Özellikle Neukölln Die Linke’nin seçim gecesine organize suçlarla ilişkilendirilen bir aileden bir ismin ve tartışmalı Filistin yanlısı bir aktivistin katılması eleştirilere yol açtı. Die Linke milletvekili Ferat Koçak da söz konusu çevrelerle temasları nedeniyle eleştirildi ve daha sonra Federal Meclis İçişleri Komisyonu’ndaki görevinden çekildi.

Koçak, organize suçu desteklemediğini belirtirken Remmo ailesiyle temaslarında hata yaptığını ve bu konuda “naif” davrandığını kabul etti.

Bu gelişmelerin ardından SPD ve Yeşiller, antisemitizmle mücadelenin yanı sıra organize suçlarla mücadele konusunda da Die Linke’den açık ve bağlayıcı bir yaklaşım bekliyor.

Bu nedenle Berlin’de hükümet arayışının ilk aşaması sosyal veya ekonomik programlardan önce güvenlik ve temel siyasi ilkeler üzerinden yürütülüyor.

Eralp’ın konumu neden önemli?

Die Linke’nin başbakan adayı Elif Eralp, seçimden sonra partisinin antisemitizmle arasına açık bir mesafe koyacağını ve Berlin’de Yahudi yaşamının korunacağını defalarca vurguladı.

Eralp’ın İsrail-Filistin meselesindeki çizgisi de partisindeki daha tartışmalı yaklaşımlardan ayrılıyor. İsrail’in var olma hakkını tartışmaya açmadan Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını savunuyor ve antisemitizmle İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirinin birbirinden ayrılması gerektiğini düşünüyor.

Elif Eralp
Elif Eralp.

Buna rağmen Die Linke içindeki antisemitizm tartışmaları Eralp’ın hükümet kurma sürecindeki hareket alanını doğrudan etkiliyor. SPD ve Yeşiller açısından yalnızca Eralp’ın kişisel tutumunun değil, olası bir hükümet ortağı olarak Die Linke’nin bütününün nasıl davranacağının da açıklığa kavuşması isteniyor.

Eralp hakkında gündeme gelen bir başka konu ise geçmişte Rote Hilfe üyesi olması.

Die Linke, Eralp’ın hukuk öğrenciliği sırasında örgüte katıldığını, pasif üye olduğunu ve siyasi görüş ayrılıkları nedeniyle 2025’te üyelikten ayrıldığını doğruladı. Rote Hilfe ise Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından sol aşırılıkçı bir örgüt olarak sınıflandırılıyor.

Bu tartışmalar, hükümet kurma sürecinde güvenlik politikalarının da önemli başlıklardan biri olacağını gösteriyor.

Güvenlik kurumları yeni bir anlaşmazlık alanı olabilir

Die Linke’nin polis ve Anayasayı Koruma Teşkilatı gibi güvenlik kurumlarına yönelik eleştirel yaklaşımı, SPD ve Yeşillerle yapılacak olası koalisyon görüşmelerinde ayrıca gündeme gelebilir.

Berlin seçimlerinden sonra Almanya’da daha geniş bir güvenlik tartışması da başladı. Die Linke’nin Berlin’de hükümetin başına geçme ihtimali, eyalet yönetiminin güvenlik kurumları ve gizli bilgiler üzerindeki yetkilerinin nasıl kullanılacağı konusunda federal düzeyde tartışmalara yol açtı.

Bu nedenle antisemitizm ve organize suçlarla ilgili ön görüşmelerde anlaşma sağlansa bile üç partinin güvenlik politikalarında ortak bir çizgi oluşturması gerekecek.

Ancak görüşmelerin gizli yürütülmesi nedeniyle tarafların bu başlıklarda hangi somut formülleri tartıştığı henüz kamuoyuna açıklanmış değil.

Asıl siyasi pazarlık: Konut

Ön görüşmelerdeki güvenlik ve antisemitizm eşiği aşılırsa hükümet programının en önemli anlaşmazlıklarından birinin konut politikası olması bekleniyor.

Die Linke, Berlin’de büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasını öngören 2021 referandumunun uygulanmasını istiyor. Elif Eralp da seçim kampanyasında bu konuda geri adım atmayacağını açıkladı.

SPD ise kamulaştırma konusunda Die Linke’den belirgin biçimde farklı bir çizgide bulunuyor. Yeşiller ise referandum sonucunun uygulanmasına SPD’den daha yakın duruyor.

Bu nedenle olası üçlü hükümette konut meselesi yalnızca sosyal politika değil, koalisyonun ekonomik ve ideolojik sınırlarını da belirleyecek başlıklardan biri olacak.

Berlin’de yüksek kiralar ve konut sıkıntısının seçmen davranışında önemli bir rol oynaması, tarafların bu konuda uzlaşmasını daha da önemli hale getiriyor.

Berlin’in bütçesi vaatlerin sınırını belirleyecek

Koalisyon görüşmelerinin bir diğer önemli boyutunu Berlin’in mali durumu oluşturuyor.

Die Linke seçim kampanyasında sosyal konutlardan kamusal hizmetlere kadar geniş kapsamlı sosyal politikalar vaat etti. SPD ve Yeşillerin de sosyal politika ve kamu yatırımları konusunda kendi öncelikleri bulunuyor.

Ancak Berlin’in bütçe sorunları kurulacak hükümetin hareket alanını sınırlayacak.

Bu nedenle üç parti arasındaki gerçek koalisyon pazarlığının yalnızca “hangi politikanın uygulanacağı” üzerinden değil, bunların nasıl finanse edileceği üzerinden de yürütülmesi bekleniyor.

Burada Die Linke açısından muhalefet programıyla hükümet sorumluluğu arasındaki fark belirginleşecek.

Bundan sonra ne olacak?

Üç partinin ilk görüşmesi bir koalisyon anlaşması üretmedi. Zaten toplantının amacı da bu değildi.

Öncelikle antisemitizm, Yahudi yaşamının güvenliği, ırkçılık ve organize suçlarla mücadele konusunda ortak bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor. Taraflar bu konuda anlaşabilirse resmî sondajlara geçilebilecek.

Sondajlarda ise konut politikası, güvenlik kurumları, bütçe, sosyal politikalar ve yönetim yapısı gibi daha kapsamlı başlıklar ele alınacak.

Ancak sondaj görüşmelerinin başlaması da hükümetin kurulacağı anlamına gelmiyor. Almanya’daki koalisyon süreçlerinde sondajların ardından partilerin resmî koalisyon müzakerelerine geçip geçmeyeceklerine ayrıca karar vermeleri gerekiyor.

Berlin’deki süreç bu nedenle birkaç aşamalı ilerliyor.

Die Linke açısından ilk hedef SPD ve Yeşillerle resmî sondajlara başlayabilecek siyasi güveni oluşturmak. Sonraki aşamada ise seçim programındaki taleplerle iki olası ortağın öncelikleri arasında uzlaşma aranacak.

Bu sürecin merkezindeki isimlerden biri Elif Eralp.

Türkiye kökenli bir göçmen ailenin çocuğu olarak Berlin’de büyüyen Eralp’ın olası bir üçlü koalisyonun başında Regierende Bürgermeisterin olması, yalnızca Berlin siyaseti açısından değil, Almanya’daki göçmenlerin siyasal temsili bakımından da dikkat çekici bir gelişme olacak.

Ancak bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini seçim sonucu değil, önümüzdeki günlerde kurulabilecek siyasi güven ve ardından başlayacak koalisyon pazarlıkları belirleyecek.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş