Sorel Dağıstanlı yazdı: Önce yol, sonra sandık

Türkiye’nin en büyük partisi henüz kurulmamış olan parti mi?

Bir sürü kamuoyu araştırma şirketi var. Bazıları iktidara yakın bazıları muhalefetteki farklı siyasi partilere. Bu yüzden ne kadar gerçekçi, daha doğrusu tarafsız sonuçlar üretiliyor orası tartışılır. Ama son dönemde tüm anketlerde ortaya çıkan farklı bir durum var. Daha doğrusu ortak bir sonuç. O da “Hangi partiye oy vereceksiniz?” sorusuna verilen yanıt. “Kararsızım” diyenlerin oranları oldukça yüksek. Genelde bu oran yüzdeye vurulunca 3. sırada çıkıyor. Bir de bu soruya “Hiçbirine vermeyeceğim, oy kullanmayacağım” yanıtı eklenince bazı anketlerde oran ilk sıraya oturuyor. Üstelik gittikçe yükselen bir oran bu.

Oysa beklenen; seçime doğru kararsızların netleşmeye başlaması olmalı. Şüphesiz fon vurgunu iktidar seçmeni açısından bu bölüme kayanlarda artışa neden oldu. Görünen o ki, bu seçmen uzaklaştığı partisinin yerine, alternatif koyamıyor. Demek ki muhalefet, bu seçmen açısından ikna edici olamamış. Tablo, muhalefetin ortak bir ses olmasını işaret ediyor ama bu “6’lı masa” gibi başarılı olmamış bir formül üzerinden değil.

Önce yol
Sorel Dağıstanlı yazdı: Önce yol, sonra sandık

“Hiçbir partiye oy vermeyeceğim” diyenler içinse durum biraz farklı. Onlar kararsız değil, net! Kendilerini ait hissettikleri bir parti yok. Bu, ideolojik bağdan öte güven ve inanmakla alakalı. Değişimin olacağına onları inandırmak gerekiyor. Çözüm “sandığı bekleyin” demek değil. Onların değişimin sandıkla olacağına inancı kalmamış zaten. Sandığa giden yolda etkili bir muhalefet ancak onları bu yola tekrar sokabilir.

Nedir etkili muhalefetten kastım? İktidar üzerinde yaptırım gücü olan adımlar. Siyah karanfiller ya da bantların gülümsetmekten başka bir etkisi olduğunu sanmıyorum. Mitingler değerli ama bu mitingler birer gaz alma meydanlarına da dönmemeli. Saraçhane süreci siyaseten sonuç yaratan, etkili bir eylemsellikti. Hedef doğru seçildi ve ısrarla devam ettirildi. Sonuç; İBB muhalefette kaldı, şimdilik. İşte bu gerçekten “yeni siyaset” anlayışının bir sonucuydu. Üstelik bu yeni siyaseti, Özgür Özel ve partili arkadaşları tek başlarına üretmedi. Partinin adı gibi, toplumla birlikte kendiliğinden ortaya çıktı. Zira bir ihtiyaçtı ve çözümünü üretti. Bir siyasi parti için büyük fırsat. İnanan ve yol gösteren bir toplum. Ya o yoldan gidilir ve “yeni siyaset” söylemi karşılık bulur ya da diğer parlamenter muhalefetlerden biri haline gelinir. Bu durum da iktidar alternatifi konumu sarsıcı bir sonuç doğurabilir.

Geçtiğimiz cumartesi birçok ilde düzenlenen eylemler de umut vericiydi. Sadece gazeteciler, meslek örgütleri değil; haber alma hakkına sahip çıkan vatandaşlar da oradaydı. Bir miting değildi. Sansüre, baskıya karşı bir duruştu. Elbette sürdürülebilir olmadıkça tek seferlik bir yürüyüşün ötesine geçmez. Ama bir başlangıç için çok değerliydi. Birçok siyasetçi de vardı ama çoğu görünmez olmayı tercih etti. Kalabalıkla birlikte yürüdü. Zira aksi bir durum toplumsal tepkiyi bir parti yürüyüşüne sıkıştırmak olurdu. Neyse ki öyle olmadı.

Şimdi bu tepkinin demokratik çerçeve içinde büyütülmesi önemli. STK’ların, sendikaların ve hak arayan tüm kesimlerin bir araya gelmesi önemli. Burada örgütlü tepkiyi bir araya getirecek siyasi aktörlere de ihtiyaç var elbette. O ışık yakılırsa küskünlük de biter. Küskünlük yerini umuda bırakırsa değişimin kapısını açacak o anahtar da kendiliğinden ortaya çıkar. Bunun için sandığı beklemeye gerek yok.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş