Sorel Dağıstanlı yazdı: Bir sitem değil, sadece kırgınlık

Gazeteci Murat Ağırel ile ev hapsinden gözaltına alınmadan önce konuştuğumda meslektaşlarına sitemi vardı. “Gazeteciler gazetecilere sahip çıkamıyorken, insanların hakkını nasıl savunacak?” dedi. Doğru söze ne denir ki? “Gazetecilik suç değildir” gibi etiketlerle yapılan paylaşımlar ne kadar etkili? Elbette değerli ama sonuç üretmiyor ne yazık ki. Ne Murat’ın uğradığı haksızlıklar, hukuksuzluklar son buluyor ne de diğer meslektaşlarımızın. 1990’ları da hatırlarım. Birçok eyleme, takip etmek için gitmiştim. Güçlü, kararlı, ne istediğini bilen kitlelerin haykırışları hâlâ aklımda. Öncesini de görenler, bilenler anlatır.

Sorel Dağıştanlı yazdı: Bir sitem değil, sadece kırgınlık
Sorel Dağıstanlı yazdı: Bir sitem değil, sadece kırgınlık

Peki ne yapacağız da etkili olacak diye sorabilirsiniz. İnanın cevap bende de yok, tek bildiğim bu olmadığı. Yere karanfil bırakmak, ağza siyah bant takmak, insanlara “Güvenlik güçlerine zorluk çıkarmayalım, dağılalım” demek… Bunlar değil gerçekten. Muhalif siyaseti temsil edenlerin tepkisi buysa ki dokunulmazlıkları var, insanlar ne yapsın? YENİ Parti lideri Özgür Özel, sürekli yeni siyaset anlayışından bahsediyor. O zaman bu yeni siyaset anlayışında yeni bir direnme şekli de vardır. En azından olmalı diye düşünüyorum. Zira bu dönemin ruhuna uygun yeni siyaset anlayışı, sert söylemler olmamalı sadece. İtiraz eden gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Anayasal hiçbir hak tanınmıyor, anayasa uygulanmıyor. Hukuk yok, daha ne olsun? Şimdi tüm bunlara karşı, hukuk temelinde şekillenen sert eleştiriler ile ne yapılabilir ki?

Bu toplumun bir çıkışa, o çıkışın da onu gösterecek öncülere ihtiyacı var. Korkutulan, sindirilen halkı cesaretlendirecek, güvenini yeniden kazanacak liderler. Yol var demeyecek, gösterip önce o yürüyecek. Söylem değil artık eyleme ihtiyaç var. İzmir AKP’ye geçtiğinde sokağın itirazı “Yeter, dağılalım… Biz gidiyoruz” diyen, üstüne bir de genç olup siyaset yapan kişilerle bu yeni siyaset olur mu? Eylemin bırakın yenisini, eskisinin bile yanına yaklaşamayan, sokak nedir bilmeyen, direnme nedir anlamamış ve il başkanı olmuş bir kişi. Liderinin “yeni siyaset” anlayışını sahada temsil etmesi gerekirken eskisinin yanına bile yaklaşamayan genç bir sözde siyasetçi. Öfkeyi, direnci sömüren ve topu alıp iktidara geri veren biri. İzmir bu kadar kolay gitmeseydi, Halk TV’ye el koyabilirler miydi? İzmir haykırsaydı, şafak baskınını bir haber merkezine bu kadar çabuk yaparlar mıydı?

Dokunulmazlığı olan muhalif siyasiler siyah bant takadursun, gazeteciler işlerini yapmaya devam ediyor. Gözaltılara, tutuklamalara, ev hapislerine rağmen. Peki ya toplumun muhalif kesimleri? Evet, herkes kendini yalnız ve sahipsiz hissediyor ama gazeteciler kadar değil. Murat Ağırel, hakkındaki onlarca dosyaya rağmen korkmuyor. Bahadır Özgür, tüm tehdit ve davalara rağmen kalemini bırakmıyor. Siz niye onları bırakıyorsunuz? Onların haberleri olmasa fon vurgununu ne kadar bilecektiniz? AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in “dünyanın her yerine oluyor” diyerek sıradanlaştırdığı bu durumu ancak o kadar öğrenecektiniz. Yarın vurgunun bedelinin yansımasını ekonomide hissettiğinizde de sorumluların iktidar partisinin içinde yuvalandığından haberiniz olmayacaktı.

Halk TV olmasaydı yıllarca cezaevlerindekilerin hücrelerinden attıkları çığlıkları, emeklilerin feryatlarını, yurtlarda yaşananları hatta intihar eden polisleri nasıl öğrenecektiniz? Hani bizler sizlerin ailesiydik. Hani bizler olmadan bugünler nasıl geçecek bilmiyordunuz. Bu bir sitem değil, yanlış anlamayın, ama kırgınlık diyebiliriz. Milyonlarca kişi izliyordu Halk TV’yi. Polisler basıp el konduğunda arkadaşlarım orada yalnız kaldı. Camdan aşağı bakan arkadaşlarım, sadece aşağıdan kendilerine bakan birkaç meslektaşını gördü. Bir de polisleri. O camdan çok bakmışlığım var. Çok şey düşünmüştüm ama böyle bir günde boş olacağını, asla. Bakalım sırada ne var? Bekleyip görmeye alıştık nasıl olsa, değil mi?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş