İSTANBUL (Medyascope) – İstanbul Barosu başkanlığına Ümit Kocasakal’ın seçilmesini değerlendiren Ruşen Çakır, İstanbul ve İzmir barolarındaki sonuçların ulusalcı siyasetin bazı kurumlarda yeniden güç kazandığını gösterdiğini söyledi. Çakır, yeni yönetimin çözüm süreci ve siyasi davalar karşısında nasıl bir tutum alacağının izlenmesi gerektiğini belirtti.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “İstanbul Barosu seçimleri bize neler söylüyor?” başlıklı yayınında, İstanbul Barosu seçimlerini Cumhuriyetçi Güç Birliği adayı Ümit Kocasakal’ın kazanmasını, Türkiye’de ulusalcı olarak tanımlanan siyasi çizginin bazı kurumlarda yeniden güç kazanmasının göstergesi olarak değerlendirdi. Çakır, iki hafta önce İzmir Barosu’nda yaşanan yönetim değişikliğiyle birlikte düşünüldüğünde sonuçların Türkiye Barolar Birliği seçimlerini de etkileyebileceğini söyledi.
Çakır, seçimlerde Kocasakal ile önceki başkan İbrahim Kaboğlu arasındaki oy farkına dikkat çekerek avukatların tercihlerini özgür iradeleriyle yaptığını vurguladı. Ancak seçim öncesinde ve sonrasında verilen mesajların, atılan sloganların ve yaşanan tartışmaların da önemli olduğunu belirtti.
“Ulusalcı yapı bazı kurumlarda varlığını sürdürüyor”

Türkiye’de ulusalcı siyasetin özellikle Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları döneminde öne çıktığını hatırlatan Çakır, bu çevrelerin zaman içinde etkilerinin azaldığını, bazı isimlerin ise AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlaştığını söyledi. Çakır, Metin Feyzioğlu’nun siyasi tutumunu da bu dönüşümün örneklerinden biri olarak gösterdi.
Kocasakal’ın seçim kampanyasında İbrahim Kaboğlu’nun anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilebileceğini savunduğu iddiasının öne çıkarıldığını belirten Çakır, bu tartışmanın yanı sıra seçim günü Kocasakal destekçilerinin Bozkurt işareti yapmasının da dikkat çektiğini söyledi.
Çakır, İstanbul ve İzmir barolarındaki sonuçların Zafer Partisi ve İYİ Parti başta olmak üzere farklı siyasi çevrelerde karşılık bulan yeni milliyetçilik anlayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Merkez sol ve Yeni Parti çevrelerinde de bu konuda farklı tutumlar bulunduğunu belirten Çakır, yaşananların siyasi çizgiler arasındaki belirsizlikleri ortaya koyduğunu kaydetti.
Çözüm süreci ve siyasi davalar açısından ne anlama geliyor?
Çakır, İstanbul Barosu seçimlerinin sonuçlarını değerlendirirken çözüm sürecinin geleceğine de dikkat çekti. Sürecin bir süredir ilerleme kaydetmediğini belirten Çakır, olası yeni adımlara karşı çıkabilecek odaklar arasında İstanbul ve İzmir barolarının yer alabileceğini öne sürdü.
Türkiye’de siyasi gündemin giderek daha fazla yargı süreçleri üzerinden şekillendiğini söyleyen Çakır, gözaltılar, tutuklamalar ve belediyelere yönelik operasyonlar nedeniyle avukatların ve baroların öneminin arttığını vurguladı. İstanbul Barosu’nun 19 Mart’tan sonra özellikle adil yargılanma hakkı konusunda aktif rol üstlendiğini hatırlattı.
Yeni yönetimin İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası başta olmak üzere siyasi açıdan önem taşıyan yargılamalarda nasıl bir tutum alacağının belirleyici olacağını ifade eden Çakır, Kocasakal’ın Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan açıklamalarına da dikkat çekti.
Çakır, İstanbul ve İzmir barolarındaki seçim sonuçlarından kişisel olarak memnun olmadığını belirterek yeni yönetimin önceki dönemin çizgisini sürdürüp sürdürmeyeceğinin zamanla görüleceğini söyledi.








