Netanyahu’nun sadık seçmenleri anlatıyor: “Onu babam gibi görüyorum, başka bir alternatif yok”

Sderot, İsrail

Gazze sınırındaki Sderot, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısından en çok etkilenen İsrail kentlerinden biri. Saldırıyı önleyemediği gerekçesiyle eleştirilen Başbakan Binyamin Netanyahu, buna rağmen kentteki seçmenlerin önemli bir bölümünün desteğini koruyor. Financial Times’ın (FT) Netanyahu’nun kalesi Sderot’ta konuştuğu seçmenlerden biri, “Başbakanı babam, hatta babamın da babası gibi görüyorum” diyor.

İsrail, 27 Ekim Salı günü genel seçimler için sandık başına gitmeye hazırlanırken Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceği de belirsizliğini koruyor.

Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırısını önleyemediği gerekçesiyle eleştirilen, aşırı sağcı koalisyonuyla ülke içinde kutuplaşmayı derinleştiren Netanyahu, Gazze’deki işgalin ve bölgesel çatışmaların ardından yeniden iktidarda kalmayı hedefliyor.

Ancak İsrail’in her yerinde Netanyahu’ya yönelik aynı tepki hâkim değil.

Financial Times muhabiri Neri Zilber, seçimler öncesinde Netanyahu’nun ve partisi Likud’un kalesi olarak bilinen kentlerden Sderot’a giderek, 7 Ekim saldırısının ardından seçmenlerin başbakana nasıl baktığını araştırdı.

Netanyahu’nun kalesi Sderot’ta 7 Ekim’de hayatını kaybedenler için açılan anıt.

Gazze sınırına yalnızca bir kilometre uzaklıktaki, yaklaşık 40 bin nüfuslu Sderot’ta, 7 Ekim saldırısı ve saldırının ardından devam eden çatışmalarda 70 İsrailli hayatını kaybetti.

Sderot sakinlerinden 56 yaşındaki Arik Avni, o sabah yaşananları hâlâ bütün ayrıntılarıyla hatırlıyor. “Silah sesleri yankılanıyordu. Yeşil bantlar takan, AK-47 taşıyan teröristler bahçemizden geçiyordu. Sokaklarda cesetler vardı” diyen Avni, o günü “Bir felaketti, korku filmiydi” sözleriyle anlatıyor.

Avni, saldırının önlenememiş olmasına rağmen Netanyahu’yu sorumlu tutmuyor. Kentte arkadaşlarıyla otururken FT’ye konuşan Avni’ye göre Netanyahu hâlâ en iyi aday.

“Güvenlik konusunda da en akıllısı o. Daha iyisi yok.”

Avni’nin arkadaşı 46 yaşındaki Eli de benzer düşünüyor:

“Başbakanı babam, hatta babamın da babası gibi görüyorum. Başka seçenek yok.”

7 Ekim’in sorumlusu kim?

Netanyahu’nun siyasi geleceğine ilişkin en önemli tartışmalardan biri, 7 Ekim saldırısındaki güvenlik başarısızlığının sorumluluğu.

İsrail’de pek çok kişi, saldırı öncesinde yapılan uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmamasından Netanyahu’yu sorumlu tutuyor. Buna karşılık Netanyahu ve destekçileri, sorumluluğu büyük ölçüde ordunun üst düzey komutanlarına ve istihbarat yetkililerine yüklüyor.

Netanyahu, eski güvenlik yetkililerinin suç işlediğini öne sürerken güvenlik politikalarının kontrolünü yeniden ele aldığını savunuyor.

Sderot’ta FT’nin konuştuğu Likud temsilcilerinden 67 yaşındaki Shimon Edri de böyle düşünenlerden. “Büyük bir düzeltme yaptı ve hepimizi kurtardı” diyen Edri, Netanyahu’nun 7 Ekim sonrasında Gazze, Lübnan ve İran’daki savaşlarını başarılı bulanlardan.

Edri ve beraberindeki Netanyahu destekçileri, Hamas lideri Yahya Sinvar, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesini de İsrail’in askerî başarıları arasında sayıyor.

Kentteki bazı seçmenler, Gazze’den uzun süredir roket saldırısı düzenlenmemesini ve Sderot’ta yeni işletmelerin açılmasını da Netanyahu’nun politikalarının olumlu sonuçları olarak değerlendiriyor.

62 yaşındaki emlakçı Moti Moyal, Netanyahu’nun seçimleri kazanacağına olan inancını tarihsel bir karşılaştırmayla anlatıyor: “Churchill savaşı kazandı, ardından seçimi kaybetti. Bibi bu gidişatı değiştirecek.”

“Sağ mı, Filistin mi?”

Financial Times’ın haberinde dikkat çeken bir diğer unsur, Netanyahu’nun seçim kampanyasında Filistin ve Arap siyasetçiler üzerinden kurduğu karşıtlık.

Sderot’taki reklam panolarında Likud’un “Sağ mı, Filistin mi?” sloganı yer alıyor.

Netanyahu, rakiplerini uluslararası baskılar karşısında Filistin devletinin kurulmasına izin verecek zayıf siyasetçiler olarak göstermeye çalışıyor. Geçmişte Netanyahu’nun seçim kampanyalarında çalışan kamuoyu araştırmacısı Rafi Smith’e göre 7 Ekim saldırısının ardından İsrailli Yahudiler arasında Araplara yönelik nefret belirgin biçimde arttı.

Smith, Netanyahu’nun bu duyguları seçim kampanyasında kullandığını söylüyor: “Dünyanın her yerindeki sağ gibi Netanyahu da korku, öfke ve nefret duygularına oynuyor.”

Bu yöntem Netanyahu açısından yeni değil. 2015 seçimlerinde de solun terörizme teslim olacağını öne süren Netanyahu, Arap İsraillilerin yüksek katılımla oy kullanmasını seçmenlerine bir tehdit olarak sunmuştu.

Netanyahu’nun son kampanyasında İran da öne çıkan başlıklardan biri.

Başbakan, İran’ın İsrail’i yok etmek amacıyla nükleer silah geliştirmeye çalıştığını iddia ederken ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini de seçim kampanyasında kullanıyor. Trump’ın bu ay Netanyahu’ya desteğini açıklamasının ardından İsrail Başbakanı, bir televizyon röportajında seçmenlerin önündeki tercihi şu sözlerle tarif etti:

“İran söz konusu olduğunda İsrail vatandaşlarının bir seçeneği var: Ben ve Trump ya da Eisenkot ve Arap siyasetçiler.”

Netanyahu’nun sözünü ettiği Gadi Eisenkot, eski genelkurmay başkanı ve seçimlerdeki başlıca rakiplerinden biri.

Netanyahu seçimi kaybederse ne olacak?

Seçim öncesindeki anketler, Netanyahu’nun koalisyonunun da muhalefetin de parlamentoda tek başına çoğunluk elde edemeyebileceğine işaret ediyor. Böyle bir sonuç, seçim sonrasında uzun koalisyon pazarlıklarını gündeme getirebilir.

Ancak muhalefetten siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve bazı güvenlik yetkilileri başka bir ihtimalden de endişe ediyor: Netanyahu ve destekçilerinin seçim sonuçlarını tanımaması.

FT’ye konuşan bu isimler, böyle bir gelişmenin anayasal krize veya sokaklarda şiddete yol açabileceği uyarısında bulunuyor. İran’la yeni bir çatışmanın başlamasının da hükümet kurulmadan önce demokratik süreci sekteye uğratabileceğinden kaygılanıyorlar.

Netanyahu ise yenileceği düşüncesini reddediyor.

Sderot’ta Likud destekçilerinin buluştuğu kafenin sahibi Osnat’ın sözleri, Netanyahu’ya desteğin kentte neden sürdüğünü anlamak açısından dikkat çekici. Osnat, 7 Ekim’den bu yana geçen üç yılın başbakanın lehine işlemiş olabileceğini düşünüyor:

“Yaşananları unuttuk, bastırdık. Ama güneyde yaşayanlar yine ona oy verecek. Yine kazanacak.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş