Bugün 28 Ekim 2026.
Yarın Cumhuriyet’in 103. kuruluş yıldönümü.
12 yıl önce 29 Ekim 2014 tarihli gazetelerde, o güne dek pek rastlanmayan, hatta hiç görülmeyen bir şekilde Cumhuriyet Bayramı haberlerini istisnasız gölgede bırakan bir haber vardı:
18 madencinin öldüğü Ermenek Maden Cinayeti.
Bu cinayet, Cumhuriyet tarihinin en büyük maden faciası olan 13 Mayıs’taki Soma faciasından sadece 6 ay sonra yaşanmıştı.
2014 yılında Cumhuriyet 91, AKP iktidarı 12 yaşındaydı.
Daha sonra da başta maden olmak üzere iş cinayetleri hiç durmadı… Kimsenin dönüp bakmadığı sıradan cinayetler hâline getirildi.

“28 Ekim 2014 tarihinde, Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu köyü yakınlarındaki Has Şekerler Madencilik’e ait madende, kullanılmayan kömür ocağında biriken suyun baskını ile yaşanan göçük saat 12.15’te, sabah vardiyasına giren işçilerin çalıştığı sırada yaşandı.
Maden ocağı yetkilisi Şahin Uyar, olay esnasında 26 işçinin içeride olduğunu, 8’inin kurtulduğunu, olaydan üç saat sonra madendeki su seviyesinin 50 metreyi bulduğunu ve içeride mahsur kalan 18 işçi için umudun kesildiğini açıkladı.
Faciada Mehmet Baha, Ömer Cansu, Recep Çiloğlu, Osman Çoksöyler, Hüseyin Çolak, Hüsnü Çolak, Tezcan Gökçe, İsa Gözbaşı, Hüseyin Gültekin, İsmail Gürses, Ali Haznedar, Kerim Haznedar, Uğur İlhan, Mehmet Özcan, Mehmet Tokat, Hasan Tuncer, Bahri Üzer ve Kamil Yaman adlı maden işçileri yaşamını yitirdi.
Facianın 10. gününde aynı yerde bulunan 2 işçi ile 22. gününde birbirine sarılı vaziyette bulunan 8 işçiye yapılan otopsinin sonucunda, işçilerin metan gazından zehirlendiği tespit edildi.
Uzmanlara göre madende yaşam odası olsaydı, ‘3. yukarıbaş’ denilen bacada tahkimat duvarının üzerine çıkarak yaklaşık 15 saat boyunca kurtarılmayı bekleyen 8 işçi kurtulabilirdi.”
Ölümlerinin 12. yıldönümünde o işçileri anan, yaşam odalarının kaderlerini konuşan var mı?
Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, sadece 2014 yılında Soma ve Ermenek’te toplam 319 işçinin öldüğü maden facialarıyla ilgili, “Bu benim ve bakanlığımın mahcubiyetidir. Bunlar tabii afetlerden değil, kusurlardan oldu” itirafında bulunmuştu.
O kusur neydi?
Dönemin Jeoloji Mühendisleri Odası’nın, “Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar’ın aynı bölgede resmî olarak bilinen 1200 işçinin çalıştığı dört ocağının daha bulunduğunu, kaçak ocaklarda kaç işçinin çalıştığının belli olmadığını ve bu ocakların derhal kapatılması gerektiğini” söylemesi o “kusuru” açıklamıyor mu?
Madendeki cinayet sorumlularının yargı sürecinde ne olmuş peki?
“Yargıtay 12. Ceza Dairesi, İstinaf Mahkemesi tarafından artırılan cezaları 6 Haziran 2018 tarihinde kesinleştirdi.
Cezaların kesinleşmesinin ardından sanıklar cezaevine gönderildi.
Ancak Nisan 2020’de koronavirüs pandemisi döneminde yürürlüğe giren ve kamuoyunda ‘Pandemi İnfaz Düzenlemesi’ olarak bilinen 7242 sayılı İnfaz Kanunu değişikliği çerçevesinde, maden ve ruhsat sahibi de dâhil olmak üzere tutuklu sanıklar kapalı cezaevinden açık cezaevine geçti ve ardından koronavirüs izni kapsamına alınarak tahliye edildi.”

Ermenek Maden Katliamı’ndan bu yana 12 yıl geçti.
Yarın gene 29 Ekim.
Cumhuriyet’in 103. yıldönümü… AKP iktidarının da 25. yılı.
Değişen bir şey var mı?
İçinde bulunduğumuz ay içindeki madenlerdeki iş cinayetleri durumu özetliyor:
“Ekim 2026’da Türkiye’de iki büyük maden kazası meydana gelmiştir: Manisa’nın Soma ilçesindeki tavan çökmesi ve Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki grizu patlaması.
Bu kazalarda toplam 8 maden işçisi hayatını kaybetmiş, 7 işçi ise yaralanmıştır.”
Özetle, maden işçilerinin kıyımından para kazanmaya devam.
Türkiye sanki bunlar hiç olmuyormuş gibi konuşmaya, her şey olağanmış gibi yapmaya devam ediyor.
Ahmet Altan’ın dediği gibi, “Utanmak insan ruhunun muhafızıdır, kapıda durandır. O muhafız kapıdan çekilince, içeri her şey girer.”
Önce utanma, sonra hukuk mu kayboldu? Ya da tersi mi?
Cumhuriyet’in 103. yılı kutlu olsun.







