Wladimir van Wilgenburg: “Rakka’dan sonra SDG’nin yeni hedefi İdlib’de El-Kaide ile savaşmak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gazeteci Wladimir van Wilgenburg ile IŞİD sonrası Rakka’yı ve Suriye’deki güncel gelişmeleri konuştuk:

Siz Rakka kentinin içindeydiniz, notlarınızı yakından takip ettik. Gözlemlerinizi aktarabilir misiniz?

SDG kuvvetlerinin yaklaşık 134 gün süren bir operasyonu vardı. Operasyonun son birkaç gününde Arap aşiretleri ile IŞİD arasında bir anlaşma için görüşmeler gerçekleşti. Böylelikle çatışmanın sonuna gelindi. Şimdi gördüğümüz tablo, şehrin yaklaşık %80’ninin yıkılmış ve yaşanamaz bir halde olduğu. Bunun yanında şehirde çok fazla mayın var. Dolayısıyla, kentin yeniden inşası ve mayınların temizlenmesi uzun bir zaman alacak. Esasında buradaki tablo Kobani’deki duruma çok benziyor. Kobani operasyonu tamamlandığında da kentin %80’i yıkılmış durumdaydı.

Kentte hiç sivil nüfus kalmadığını okuyoruz, bu bilgi doğru mu?

Savaş ilk başladığında sivillerin büyük bir kısmı IDP kamplarına alındı. Kentte kalan sivillerden 4 bin ila 6 bin arasında kişi IŞİD tarafından canlı kalkan olarak kullanıldı. Arap aşiretlerin IŞİD ile yaptığı pazarlıklar sonucunda bu insanların büyük bir kısmı şehirden çıkartıldı. Öte yandan, bir kısım IŞİD’li teslim oldu ve bir kısım IŞİD’li şehirden ayrıldı. Şu anda şehirde neredeyse hiç sivil yok ve çok sayıda mayın olduğu için de kimsenin geri dönmesine izin verilmiyor.

Rusya’nın iddialarını dikkate alan bazı haber kaynakları, koalisyon kuvvetlerinin yoğun bir hava saldırısı ile kenti yıktığını yazıyor. Bu operasyon önceki operasyonlardan farklı mıydı?

Yani bu bir şehir savaşı olduğu için çok sert çatışmalar yaşandı. Bu yüzden şehir çok hasar gördü. Aslında Kobani ile aynı durum var. Amerika’nın amacı kenti yıkmak değildi ama IŞİD canlı kalkan kullandığı için onları vurmak çok zor oldu. Örneğin bir binadan ateş açıp diğer binaya geçiyorlardı ve bunu yaparken canlı kalkan kullanıyorlardı. Bundan dolayı şehir çok hasar gördü.

Şimdi tartışılan konu kentin nasıl tekrar inşa edileceği. Bu konuda da çeşitli iddialar var. Koalisyon ülkeleri yeniden inşaya katkı sunacaklar mı?

Koalisyon güçleri Irak’ta yaptıkları gibi ulus inşası yapmayacaklarını, sadece elektrik ve su hizmetlerini yeniden inşa edeceklerini söylediler. Şu anda IŞİD karşıtı koalisyonun diğer üyeleri ile yeniden inşa için maddi destek vermeleri konusunda görüşüldüğünü düşünüyorum. Yani kentin yeniden inşası için bir çaba olacaktır ama bu sınırlı bir alanda olacaktır. Su, elektrik ve bazı hizmetler yeniden inşa edilecektir ama şehrin gerçek anlamda inşası zaman alacak.

Kent yönetimi sivil konseye devredildi değil mi?

Evet ama sivil konsey halen şehir dışında. Rakka Şehir Konseyi henüz çalışamıyor çünkü şehir şu an için güvenli değil. Bazı üyeler geldi, yakın zamanda sivil konseyden mühendisler de gelip duruma baktı. Ancak Rakka Şehir Konseyi şehre dönmeden önce mayınların temizlenmesi gerekiyor.

Bu zaman alacaktır.

Evet, bu konuda bir komutanla konuştum ve şehirdeki mayınların temizlenmesinin 1-2 ay kadar sürebileceğini öğrendim.

Deyrizor ile ilgili güncel bir bilginiz var mı?

Deyrizor ile ilgili çok gelişme yok. Sanıyorum SDG büyük bir petrol sahasını ele geçirdi. Rusya destekli rejim kuvvetleri de Mayadin’i ele geçirdi. Dolayısıyla burada Amerika destekli SDG ile Rusya destekli Suriye ordusu arasında bir çeşit rekabet var. Şu an için sadece Deyrizor kırsalı ve Irak ile önemli bir sınır olan Ebu Kemal kaldı. Bu bölgeler için savaş devam ediyor.

Peki Konoko gaz sahası ile ilgili güncel bir bilginiz var mı? Bu gaz sahasını SDG kuvvetlerinin ele geçirdiğini duyduk, bunu doğrulayabilir misiniz?

Evet bu saha SDG kuvvetleri tarafından ele geçirildi. Bu bilgi ABD koalisyonu tarafından da doğrulandı, dolayısıyla doğru bir bilgi.

Peki SDG için bir sonraki aşama nedir? SDG’nin İdlib’e doğru ilerleme planı olduğunu duyduk. Bu konuda bir bilginiz var mı?

Gerçekten İdlib’e gideceklerinden emin değilim. Evet, SDG, İdlib’e giderek El Kaide ile savaşma isteğini açıkladı ve İdlib askeri konseyini kurdu. Ancak bu nasıl olur bilemiyorum. Türk ordusu da İdlib’de, Afrin’e yakın bir bölgede bulunuyor.  SDG’nin bulunduğu bölge ile Nusra’nın bulunduğu bölge arasında da Türk ordusu var. Dolayısıyla SDG’nin Türk ordusuna saldırmak istemediği sürece bu bölgeye saldırmasının zor olduğunu düşünüyorum.

Peki İdlib haricinde konuşulan farklı bir opsiyon var mı?

Yani genel olarak İdlib konuşuluyor, onun dışında Deyrizor da var. Bunlar haricinde planlanan bir operasyon bulunmuyor.

Bölgeyi gezdiğinizi biliyorum. Bölge halkı, Kerkük ve Irak’taki gelişmelere nasıl bakıyor?

Benim konuştuğum insanlar Kerkük’teki durumdan memnun değiller ve benzer bir durumun kendi başlarına gelmesinden endişe duyuyorlar. Örneğin Suriye devleti ile Türkiye ve İran arasında bir anlaşma olmasından ve SDG’nin önemli kentleri bırakmaya zorlanmasından çekiniliyor. Ancak buradaki resmi durum esasında tamamen farklı. Suriye’deki Kürtler bağımsızlık referandumu yapmadı ve Suriye’den ayrılmaya çalışmadı. Sadece Suriye içinde bir özerklik istediklerini söylediler. Dolayısıyla durum farklı ama önümüzdeki yıl ne olacağını kestiremezsiniz.

Esad yönetimi ile Suriye Kürtleri arasında bir görüşme oldu mu?

Geçmişte, özellikle Rusya aracılığı ile görüşmeler olmuştu. Ancak şu anda bir görüşme oldu mu bilmiyorum. Kürtler, Suriye hükümeti ile görüşmeye açık olduklarını söylediler. Suriye Dışişleri Bakanı da geçtiğimiz Eylül ayında yaptığı açıklamada bir çeşit özerklik görüşmeye hazır olduklarını söyledi. Ancak aynı zamanda Suriye Devlet Başkanı’nın bununla çelişen açıklamaları oldu.

Sizin kaynaklarınız tarafların niyetleri konusunda bir bilgi aktardı mı? Bu konuda bir değişiklik olmadı değil mi?

Yani Suriye yönetimi ile bir çeşit özerklik konuşma niyeti aslında yeni bir konu. Ancak şu anda Suriye yönetimi ile Kürtler arasında bir görüşme ile ilgili yeni bir şey duymadım. Öte yandan, her şey mümkün çünkü. Türkiye, Halep ve Fırat Kalkanında gördüğümüz gibi, Kuzey Suriye’de kendi amaçlarını gerçekleştirmek için Rusya ve İran ile daha yakın çalışmaya niyetli. Ancak Suriye hala Türkiye’ye güvenmiyor. Dolayısıyla dediğim gibi her şey mümkün.

Yani şu anda bütün opsiyonlar masada?

Evet her şey mümkün. Suriye yönetiminin, Suriye Kürtleri ile anlaşması mümkün. Öte yandan, Suriye’nin Türkiye, İran ve Rusya ile bu konuda anlaşması da mümkün. Tabi ABD’nin ne yapacağı da önemli. Örneğin, Amerika burada kalıp Türkiye’nin ya da Esad’ın bu bölgeye saldırmasını engelleyecek mi? Çok fazla bilinmeyen var. Ancak ABD’nin en azından 1-2 yıl daha burada kalacağını düşünüyorum.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus