Mülteci kedi ve köpekler dükkanı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ramazan Keleş, 64 yaşında ve otuz yılı aşkın bir zamandır Beyoğlu, Tarlabaşı’nda bulunan dükkânında televizyon tamiri yaparak yaşamını sürdürüyor. Keleş, yeni televizyonlar çıktığından beridir eskisi gibi iş yapamıyor. İş yapamamasının bir sebebi de dükkânında kendisiyle beraber yaşayan otuza yakın kedisi ve dört köpeği… Keleş, “İnsanlar dükkâna giriyorlar, hayvanları görünce gidiyorlar. Ben de öyle insanların işini yapmak istemiyorum zaten, gitsinler” diyor. Keleş’in sahiplendiği hayvanlar arasında Suriye’deki savaştan kaçırılıp Türkiye’ye getirilmiş kediler de bulunuyor.

Kamera: Kerimcan Malaz

Otuza yakın kedi ve dört köpekle yaşıyor

64 yaşındaki Ramazan Keleş, İstanbul, Tarlabaşı’ndaki dükkânında 30 yılı aşkın bir zamandır televizyon, radyo, teyp tamiri yaparak yaşamını sürdürüyor. Bu dükkân aynı zamanda Keleş’in evi ve burada otuza yakın kedi ve dört köpekle birlikte yaşıyor.

1981 yılında İstanbul’a geldiğini söyleyen Keleş, daha sonra şu an bulunduğu dükkanı tuttuğunu ve burada tamircilik yapmaya başladığını söylüyor. Yıllar içinde gerek yeni televizyonların yaygınlaşması, gerek dükkândaki havyanlar, gerekse de yaşının ilerlemesi sebebiyle artık işini yapamadığını yıllardır bu dükkânda havyalarla yaşadığını ve onlar için mücadele ettiğini söylüyor.

Dükkânda bulunan kedi ve köpek sayısı sürekli değişiyor. Bu, Keleş’in dükkânını sokaktaki tüm hayvanlara açmış olmasından kaynaklanıyor. Bütün kazandığını kedi ve köpeklerine harcadığını söyleyen Keleş, “Rahat etsinler istiyorum, acaba üşüyorlar mı, yerleri rahat mı diye düşünüyorum.” diyor.

 IMG_8711 (1)

Savaştan kaçırılan mülteci kediler

Keleş, Suriye’den Türkiye’ye sığınmacı olarak gelenlerin de kendisine kedi bıraktığını söylüyor. İnsanların sepetlerle Suriye’den kedi getirdiğini söyleyen Keleş, “Buraya geldiklerinde ya bakamıyorlar ya da kirada oldukları için ev sahipleri izin vermiyor ve bana bırakıyorlar” diyor. Suriye’den gelen kedilerin diğerlerine nispeten daha zor alıştıklarını söyleyen Keleş, birkaçının kendi sahiplerini aradıklarını, kaçtıklarını birkaçını da sahiplendirdiğini ifade ediyor.

Kendisinden kedi ve köpek isteyenlere çoğunlukla vermediğini belirten Keleş, herkese güvenemediğini aklının hayvanlarda kaldığını söylüyor.

“Dükkana girip ‘Buranın hali ne?’ diyorlar, onların işini yapmıyorum ‘Kardeşim git’ diyorum”

Dükkanda bu kadar hayvanı barındırmanın zorluklarının da olduğunu söyleyen Keleş, “Karşımdaki dükkanda 100 liraya yaptırdıkları işi ben 25-30 liraya yapıyorum, kapıya da asıyorum ama gelmiyorlar” diyor ve bu durumun hayvanlardan kaynaklandığını ifade ediyor. Bazen dükkana gelenlerin “Buranın hali ne böyle, ne yapıyorsun?” dediğini söyleyen Keleş, “Onlara ‘Kardeşim git’ diyorum, onların işini yapmıyorum” diyor.

IMG_8669

“Kazandığım üç beş kuruş ve duyarlı insanların sayesinde hayvanların karnını doyuruyorum”

Hiçbir gelirinin, sigortasının olmadığını söyleyen Keleş, günlük varsa kazandığım 5-10 lira onu da hayvanlara harcıyorum. Onun dışında duyarlı insanlar oluyor, yiyecek getiriyorlar, mama alıyorlar” diyor. Kimseden hiçbir beklentisi olmadığını belirten Keleş, kendisi için hiçbir şey istemediğini ama hayvanları için endişelendiğini ifade ediyor ve “Kendime bir şey istemiyorum ama hayvanlara mama alsalar” diyor.

Sokak hayvanları için de endişelerini dile getiren Keleş, “İnsanlar apartmanların bodrumlarını kapatıyorlar, ne olacak bir hayvan bodrumun penceresinden girip ısınsa? Bazı yerlerde görüyorum kapılarının önüne hayvanlar için su, mama koyuyorlar. Burada hiç yok, zor mu bir kap su koymak?” diyor.

Kediler ve köpekler barış içinde yaşıyor

Tüm kediler ve köpekler aynı yerde yaşıyor, yemek yiyor ve uyuyorlar. Tüm hayvanlar bu küçücük mekânda birlikte barış içinde yaşıyor hatta kediler, uyuyan köpeğin yanında kıvrılıp uyuyorlar. Keleş ise bu durumu “mucize” olarak nitelendiriyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus