Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun birlikte katıldığı Bakırköy iftar toplantısından izlenimler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun birlikte katılacağı halka açık iftar yemeğinin düzenleneceği Bakırköy Pazar Alanı’na doğru ilerliyoruz. Alanın girişini bulmamız zor olmuyor, zira üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün resminin basılı olduğu Türk bayraklarını satmaya çalışan seyyar esnaf ufukta gözükmeye başlıyor bile.

Alana doğru giriş yapıyoruz. Hava şartlarının da oldukça müsait olmasına rağmen CHP’nin kalesi sayılabilecek ilçelerden biri olan Bakırköy’deki alana “akın akın” gelen bir kitle görmüyoruz. Polis kontrol noktasının biraz gerisinde Maltepe, Beylikdüzü, Sarıyer, Büyükçekmece, Beşiktaş gibi CHP’li ilçe belediyelerine ait otobüsler park halindeler. Alanın pazar olarak kullanıldığını daha ilk bakışta anlatan, kenarlara istiflenmiş, tahtadan, artık köhnemiş pazar tezgahlarını geçip kalabalığa doğru yaklaşıyoruz. Birbiri ardına upuzun sıralanmış beyaz, plastik masaların henüz tamamı dolmamış. Sahneye yaklaştıkça dikdörtgen masalar yerlerini yuvarlak masalara bırakıyor, belli ki protokol burada oturacak.

Henüz iftara yarım saatten fazla zaman var. “Hıncahınç” bir kalabalık yok ancak az sayıda insan olduğu da söylenemez. Alanda gençlerin sayısı bir hayli fazla. Oruç tutanlara saygılarından olsa gerek bu gençlerden kimisi, belediyeye ait bir kamyonun arkasında, halk arasında “sote” tabir edilen küçük bir bölgede sigaralarını tüttürüyorlar. Tek tük türbanlı kadınlar, “hacı amcalar” göze çarpsa da, alandakilerin büyük çoğunluğunun seküler, “çekirdek” CHP seçmeni olduğu hemen fark ediliyor.

Kendimize konuşlanmak için bir yer seçmeye çalışırken birden bir alkış tufanı kopuyor. Tahmin etmek zor değil: Ekrem İmamoğlu alana giriş yapıyor. Tezahüratlar yapılıyor. Patlayan flaşlar, kameralar, gazeteciler ama en çok da yaşlı teyzeler etrafını sarmış. Güçlükle ilerliyor. Bir yaşlı teyzeyle uzun uzun konuşuyor. Uzun sayılabilecek bir süre sonunda kendisine ayrılan baş masaya oturabiliyor.

Masaların arasında dolaşmaya başlıyoruz. Gün sonu yorgunluğu mu, orucun verdiği fiziksel bitkinlik mi bilinmez insanlar genelde suskun. Meraklı gözlerle hangi yemeklerin geleceğini bekliyorlar. Bekleyiş uzun sürmüyor, yemeklerin dağıtımına başlanıyor. Merak eden varsa menüyü de söyleyelim: Mercimek çorbası, tas kebabı, pirinç pilavı ve tulumba tatlısı.

Sabırsız çocuklar babalarının çatık kaşları ve annelerinin uyarılarına aldırmadan gelen kumanyanın kıyısından köşesinden hücuma kalkmaya başlamışken, beklenen son konuk, yani CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yine alkışlar ve tezahüratlar arasında alana giriyor. Ekrem İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ortasına oturuyor. Aynı masada, daha sonra CHP’li yetkililerden “sıradan vatandaşlar” olduğunu öğrendiğimiz yaşlı iki teyze de var. CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun, Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ve Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş komşu masalarda ilk gözümüze çarpan isimler arasında.

Artık iftara çok az kaldı. Önce Kur’an tilaveti yapılıyor. Kur’an’ın Türkçe mealinin verilmesine lüzum görülmediği ancak sonrasında Türkçe yapılan duanın işaret diline çevrildiği dikkatli gözlerden kaçmıyor. Duanın sonuna doğru Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına rahmet okunduğu an kopan alkış fırtınası dikkatimizi çekiyor, zira dua sırasında alkışa ilk kez tanık oluyoruz. Ezan okunuyor, çok kısa bireysel duaların ardından yemekler yenmeye başlıyor.

Yemekler yavaş yavaş tükenmeye yüz tutarken biz de vatandaşlarla YSK’nın seçimlerin yenilenmesi kararı ve 23 Haziran seçimleriyle ilgili sohbet etmeye başlıyoruz. -Şaşırtıcı olmayan şekilde- herkes YSK’nın kararının “haksız” olduğu konusunda hemfikir. Konuştuklarımız arasında 31 Mart’ta Binali Yıldırım’a oy verdiğini söyleyen de var, eski Ülkücü olan da, muhafazakâr bir ilçede oturup İmamoğlu’na oy verdiği için komşuları tarafından kınandığından yakınan da. Yerel yönetimi bir kenara bırakıp ülkedeki genel ekonomik sorunlardan dem vuranların sayısı da az değil.

Hemfikir olunan bir başka konu ise Ekrem İmamoğlu’nun 23 Haziran’da oylarını arttıracağı. Konuştuklarımızdan kimi daha makul sayılabilecek oranlar söylerken, kimileri çıtayı İmamoğlu lehine yüzde 65-70’lere kadar yükseltiyor. Hatta birkaç kişi -artık İmamoğlu’nun belediye başkanlığını “cepte” gördüklerinden olsa gerek- İmamoğlu’nun bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki şansı (ki bu şans onlara göre oldukça yüksek) üzerine fikir yürütüyorlar.

Bu bir iftar yemeği ancak kaçınılmaz bir şekilde aynı zamanda siyasal bir etkinlik de. Üstelik bugünün bir başka özelliği de Mustafa Kemal’in İstanbul’dan Bandırma Vapuru’na binerek Samsun’a doğru yola çıktığı günün 100. yıl dönümü olması. Programın hem konuşmacısı hem de sunucusu Sunay Akın, Mustafa Kemal’in kitap sevgisiyle başlıyor konuşmasına. O sırada vatandaşlarla sohbete dalmış olmalıyız ki konunun ne ara Osmanlı dönemindeki mahya teknolojisine geldiğini anlamıyoruz bile. Sunay Akın gecenin iki yönüne de vurgu yapmak istercesine kâh Köy Enstitüleri’nden bahsediyor kâh Osmanlı’nın Yükselme Dönemindeki başarılı rasathanelerden, kâh Nâzım Hikmet’i anıyor, kâh Bilal-i Habeşi’yi. İşin ilginci, bunların hepsinde de neredeyse eşit derecede alkış alıyor olması.

Program devam ediyor. Arada sebebini öğrenemediğimiz ufak tefek itiş kakışlar yaşansa da kitle genel olarak sakin. Protokol masasının hemen önünde duruyoruz. Vatandaşlar İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu ile konuşabilmek (ya da belki selfie çekebilmek) için didiniyorlar ancak nafile, korumaların tavizi yok. Sonunda gözyaşları içindeki bastonlu bir teyze “surdaki ilk gediği” açıyor. İmamoğlu’nun yanına gidiyor, onunla bir şeyler konuşuyor. Arkası çorap söküğü gibi geliyor, engelleri aşabilen ve çoğu yaşlı teyzelerden oluşan bir grup vatandaş İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’na sarılıyor, öpüyor, konuşuyor, fotoğraf çekiyor. İmamoğlu her zamanki gibi güleçliğini korumaya çalışıyor, Kılıçdaroğlu biraz sıkılmış gibi görünüyor, hemen yanlarındaki Kaftancıoğlu ise konuya pek “müdahil” olmuyor.

Sunay Akın konuşmasına ara verdikçe, arkasında bulunan Gençlik Korosu bir şarkıyla programı sürdürüyor. Aşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım”ına İmamoğlu ve Kaftancıoğlu’nun duygulanıp eşlik ettiğini görüyoruz. Kılıçdaroğlu ise kayıtsız bir şekilde dinliyor türküyü.

Sunay Akın kalabalığın sabırsızlığını anlamış olacak ki “son” olduğunu birkaç kez vurguladığı anekdotunu anlattıktan sonra “üç güzel insan” şeklinde nitelendirdiği Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Kaftancıoğlu’nu sahneye davet ediyor. Üçlü sahneye çıkmak için merdivenleri tırmanırken, sahneye yaklaşılmasını engelleyen bariyerler hükümlerini kaybediyor, vatandaşlar bir hayli yüksek olan platformun önüne doğru hücum ediyor. Tezahüratlar başlıyor. Sözü ilk olarak Kılıçdaroğlu alıyor, saatin de geç olmasından dolayı olsa gerek çok kısa tuttuğu konuşmasında Ekrem İmamoğlu’nun artık 16 milyon kişinin belediye başkanı olduğunu söylüyor, kavgacı siyaset gütmeyeceklerini, kimseyi aşağılamayacaklarını da ekliyor. Ekrem İmamoğlu da aynı şekilde çok kısa konuşuyor, bilindik yumuşak üslubundan taviz vermiyor -ve elbette- konuşmasını “Her şey çok güzel olacak” diye bitiriyor.

Sona gelirken, sahnedeki üçlü korodaki gençlerin arasına katılıyor, birlikte şarkılar söyleniyor, İmamoğlu neşe içinde dans ediyor ve tezahüratlardan ve ilgiden aslan payını alarak sahneden iniyor. Kalabalık da yavaş yavaş evlerinin yolunu tutmaya başlıyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus