Adli yıl öncesi konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Aydın: “Yürütmeyi, yargı üzerindeki baskısını kaldırmaya çağırıyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Diyarbakır Barosu yönetimi ve avukatlar adli yıl öncesi ortak açıklama yaptı. Konuşmasında Türkiye yargısının derin bir krizin içinde olduğuna dikkat çeken Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, “Tarafsızlık ve bağımsızlığını yitiren, yargıç güvencesi konusunda ağır yaralar alan yargının, bu duruma karşı bir tepki geliştirmemesi, adeta boyun eğmesi, kısa vadede bu sorunu aşamayacağımızı göstermektedir. Yargı, memleketin sorunlarını çözmek bir yana, kendisi sorunun bir parçası haline gelmiştir. Türkiye yargısının en kronik sorunu, iktidar bloğu ile zihinsel ve fiziksel yakınlığıdır. Yargı, yürütme karşısında zihinsel ve fiziksel özerkliğini sağlamadığı, en azından bunun çabasını göstermediği sürece bu kaostan kurtulma şansını da bulamayacaktır. Yargıyı özgürleştirmeden, bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamadan memlekete ne demokrasi getirebilirsiniz, ne de refah. Bu nedenlerle yürütmeyi, yargı üzerindeki etkisini ve baskısını kaldırmaya çağırıyoruz” dedi. 

“Davutoğlu’na sesleniyoruz, bildiklerinizi paylaşın”

“Bildiklerimi açıklarsam bazıları insan yüzüne çıkamaz” diyen eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’na da çağrıda bulunan Aydın, “Tam da bu noktada Baro Başkanımız Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden 3 yıl 9 ay 5 gün geçmesine rağmen, cinayet ile ilgili ortada bir şüpheli dahi olmadığını üzülerek belirtmek isteriz. Baromuzun kendi imkanlarıyla soruşturma makamına sunduğu bilirkişi raporlarına rağmen, bu dosyadaki cezasızlık politikası aynen devam etmektedir. Burada bir kez daha o dönemin politik aktörlerine sesleniyoruz, sözünüzü tutun ve Tahir Elçi’nin faillerini yargı önüne çıkarın. Dönemin Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’na da sesleniyoruz. Bu cinayete ve diğer insan hakları ihlallerine ilişkin bildiklerinizi yargıyla ve kamuoyuyla paylaşın” diye konuştu. 

“Türkiye barış arayışına acilen geri dönmelidir”

Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün birçok şeye sebep olduğuna dikkat çeken Aydın şunları söyledi:

“Hiç şüphesiz yukarıdaki ağır tablonun en başat sebeplerinden birisi, Kürt meselesindeki şiddet sarmalı ve çözümsüzlük politikasıdır. Kürt meselesinde salt güvenlikçi yaklaşımlar, Kürt diline karşı tahammülsüzlük ve asimilasyon çabaları, cezasızlık politikaları, kayyum atamaları, tutuklu siyasetçiler, gazeteciler, STK temsilcileri sorunu, medya ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır kısıtlamalar, işlerinden edilen ya da güvenlik soruşturmaları sonucunda kamu hizmetine alınmayan binlerce kişi, nefret söylemleri ve ayrıcılık politikaları halklarımızın bir arada barış içinde yaşama idealini tehdit etmektedir. Türkiye, geçmişte denediği, başarıya ulaşmasa da önemli birikim ve kazanımlar elde ettiği barış arayışlarına acilen geri dönmelidir. Bu dönemin en önemli kazanımlarından biri, hiç şüphesiz Kürt meselesinin şiddet dışı araçlarla çözümü konusunda toplumda yarattığı umuttur. Küllenmiş bu umudu yeniden canlandırmak için çözümün tarafları, Kürtler ile, yaşadığı coğrafyaya bakılmaksızın eşitlikçi ve özgürlükçü bir yöntemle birlikte yaşamanın koşullarını yaratmalıdır. Silahsızlanma da dahil tüm şiddet araçlarını dışarıda tutan bu paradigma, yaşamın her alanını esir alan bu şiddet, kriz ve kaos halinden kurtulmanın yegâne yoludur. Temel amaç toplumsal barıştır. Barış, ısrarla ve inatla talep edilmelidir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus