Ermeni müzisyen ve müzikolog Gomidas Vartabed 150 yaşında

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

24 Nisan 1915’te 234 Ermeni aydınla birlikte sürgün edilen ve sürgünden dönmesinin ardından geri kalan tüm yaşamı akıl hastanelerinde ve psikiyatri kliniklerinde geçen Gomidas, 150’nci doğum günü için Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, “Aydınlık Sabahın Sesi” adıyla düzenlenecek olan konserle anılacak.

1869’da Kütahya‘da doğan Ermeni müzisyen, müzikolog ve rahip Gomidas Vartabed, küçük yaşta anne ve babasını kaybetti ve bakımını akrabaları üstlendi. Gomidas, 12 yaşındayken Ermenistan’daki Ermeni Kilisesi Eçmiyadzin’e gönderildi.

Kilise ayinlerinde ilahiler söyleyen Gomidas, o dönem hiç Ermenice bilmiyordu. Gomidas, Ermenistan’daki Eçmiyadzin’de dini eğitimini tamamlamasının ardından “Vartabed”, yani “evlenmeyen rahip” rütbesine yükseltildi ve geliştirdiği müzik yeteneği sayesinde koro kadrosuna alındı.

O dönemde Ermeni Kilisesi‘nin en yüksek dereceli din adamı olan Katolikos Hrımiyan ve Ermeni işadamı Mantashev’in desteğiyle Gomidas, yüksek müzik eğitimi almak üzere Almanya’ya gitti. Gomidas burada, Avrupalılar’ı Ermeni müziği ile tanıştırdı. 

Ermeni ve Kürt halk müziği, Ermeni dini müziği ve “khaz” olarak bilinen Ermeni müzik notasyonu sistemi alanında araştırmalar yapan Gomidas’ın, Ermeni Kilisesi’nin pazar ayinini Batılı müzik sistemleri ve notasyonu kullanarak uyarlanması da bu dönemde gerçekleşti. Gomidas’ın bu ilahi için yaptığı uyarlama bugün yaygın olarak söyleniyor.

Gomidas, Ermeniler’in sanat tarihinin en büyük iki merkezi olan dönemin Rus İmparatorluğu’ndaki Tiflis ve 1910’da yerleştiği İstanbul’da Ermeni kültür yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Gomidas, Ermeni müziğinin icrası, geliştirilmesi, öğretimi ve yaygınlaştırılması yönündeki çalışmalarının yanı sıra İstanbul’da 300 kişilik bir koro da yönetti.

Sürgün ve dönüş

24 Nisan 1915’te tutuklanan Ermeni aydınlar arasında Gomidas da vardı. Gomidas, diğer tutuklularla birlikte ülkenin iç kesimlerine doğru sürgüne gönderildi ancak nüfuz sahibi kişilerin araya girmesiyle geri getirildi. Sürgünde yaşadıkları ise birçok Ermeni’nin inanışına göre, yalnızca akli dengesini yitirmesi sonucunda meydana gelebilecek büyük bir değişim geçirmesine sebep oldu.

Gomidas, sürgünden dönmesinin ardından birkaç yıl İstanbul’da bir hastanede kaldı, 1919’da ise Fransa’ya götürüldü ve 1935 yılındaki ölümüne kadar tüm yaşamını Paris’in banliyölerinden Villejuif’te bir psikiyatri hastanesinde geçirdi.

“Ağaçları jandarma sanıyordu”

Gazeteci Aram Andonyan, “Gomidas Vartabed ile Çankırı Yollarında” adıyla çıkardığı kitabında Ayaş ve Çankırı’ya sürgüne gönderilen 234 Ermeni aydını ve Gomidas’ı anlatıyor.

Andonyan da, Çankırı’daki sürgünden kurtulmayı başaran birkaç mahkumdan biri…

Andonyan’ın kitabında geçen, Gomidas’ın sürgünden dönmesinin ardından geçirdiği değişim şu şekilde anlatılıyor:

“Birkaç jandarma da bizim gibi, pazarda alışveriş yapıyordu. Gomidas da onları eğilerek selamlayınca içimizden bazıları, özellikle onun sinir krizi geçirdiğini bilmeyenler, askerlerle dalga geçtiğini sandılar… Dıştan sakin görünmesine rağmen jandarmalardan hâlâ korktuğu belliydi. Biraz sonra etraftan geçen yabancılara da aynı şekilde selam vermeye başlamıştı. Ona şaşkınlıkla bakıyorlar, kafalarını sallayıp uzaklaşıyorlardı. Onları da jandarma sandığı belliydi. Bir gece önce de aynı şeyi yapmıştı. Bu sefer de ağaçları jandarma sanıyordu. Gecenin karanlığında tünelde ilerlerken olmuştu bu.”

“Ermeni müziği Gomidas’a kadar tanımlı değildi”

Medyascope‘a konuşan yazar Pakrat Estukyan, Gomidas’ın müzikle özellikle Ermeni toplumu için önemini şu şekilde anlatıyor:

“Gomidas, halk müziğini ilk defa derli toplu bir şekilde düzenleyen en önemli aranjörlerden biri, hatta birincisi. Ermeni müziği Gomidas’a kadar tanımlı değildi. Gomidas’la birlikte bu tanım, batılı ölçekte sınırları belli, tanımları belli, notasyonları düzenlenmiş şekilde dahil oldu. Bizim açımızdan Gomidas’ın diğer bir önemli özelliği de bütün etnisitelerin üzerinden folklora bakış açısıdır. Öyle ki, Gomidas’ın eserleri arasında Türkçe, Kürtçe, Almanca eserlere rastlamak mümkün.”

Estukyan, Gomidas’ın en büyük travmasının bu sürgün olduğunu söylüyor. Sürgünden kurtulduktan Gomidas’ın sonra akıl sağlığını yitirdiğini söyleyen Estukyan, bundaki en büyük etkenin Gomidas’ın sürgünden döndüğünde evinin talan edilmiş, eserlerinin parçalanmış olması olduğunu anlatıyor. Sürgünden sonra yaklaşık 20 yıl yaşadığını söyleyen Estukyan, Gomidas’ın bu 20 yıl şuursuz bir şekilde yaşadığını, bir akıl hastanesinde de hayata gözlerini yumduğunu belirtiyor.

Anadolu müziğini batılılaştıran ilk müzikolog

Ermeni müzisyen Artur Bagdasaryan, Gomidas’ın akıl sağlığını kaybettiğini kabul etmediğini söylüyor. Medyascope’a konuşan Bagdasaryan’a göre Gomidas, yaptıklarının bu dünyaya değer olmadığını düşünüp, kendini dünyaya kapattı.

Bagdasaryan, Gomidas’ın Makar Yekmalian’dan aldığı eğitimin onu batı müziğine yaklaştırdığını, Batı müziğine yaklaşmış olsa da bir etnolog olduğu için Gomidas’ın, hastalığına kadar bütün hayatı boyunca köy köy gezip, köylerdeki etnik müziği derlediğini söylüyor.

Gomidas’ın bu derlediği müzikleri, Avrupa formunda ama etnikliğini de koruyarak çok seslileştirdiğini anlatan Bagdasaryan, bu şekilde de müziklerin sadece o halkın müziği değil tüm dünyanın müziği haline getirdiğini anlatıyor ve Gomidas’ın Anadolu müziğini batılılaştıran ilk müzikolog olduğunu söylüyor.

Bagdasaryan, sürgün dönüşü Gomidas’ın içinde bulunduğu durumu ise şu sözlerle anlatıyor:

“Sürgünden dönüşünden sonra evine geldiğinde piyanosunun kırıldığını, notalarının yırtıldığını gördü. Bir müzisyenin, bir mimarın binasının yıkıldığını görmesi gibi, Gomidas da müzik binasının yıkılışını gördü ve bu onu derinden etkiledi. Benim şahsi görüşümdür, ben Gomidas’ın akıl sağlığını kaybettiğine inanmıyorum, bunu böyle kabul etmiyorum. Yaptıklarının bu dünyaya değer olmadığını düşünüp, kendini dünyaya kapatmıştır Gomidas. Söylediği bir sözde, ‘Sizin dünyanızda çocukları öldürüyorlar’ demiştir. O yıkıntıyı görünce, sürgünden sonra akıl hastanesinde yaşadığı 18 yıl boyunca ne bir koroya katıldı, ne bir eser yazdı ne de okudu. Bütün hayatı müzik olan bir insanın müzikle ilişkisinin bitmesi, dünyayla ilişkisini de bitirdi ne yazık ki.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus