Erdoğan: “Libyalı kardeşlerimizin haklarının gaspedilmesine ve tek taraflı adımlar atılmasına izin vermeyeceğiz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün akşam katıldığı CNN Türk – Kanal D ortak yayınında Libya ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Türk askerinin Libya’ya yavaş yavaş gittiğini ve orada bir harekât merkezi kurulacağını açıkladı.

Erdoğan’ın Libya ile ilgili konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Libya ile bugün yaptığımız anlaşmanın daha geniş kapsamlısını biz Kaddafi döneminde adımını attık fakat ömrü vefa etmedi. İşi imza noktasına getiremedik. Şimdi tabii ortada bu karışıklıklar var. Bizim de oradan bir tecrübemiz var. Artık bunu çözmemiz lazım. Şimdi Libya sahiliyle bizim sahil, bu sahiller birbirini görüyorsa siz burada kıta sahanlığı anlaşmasını yaparsınız. Uluslararası bir hak, deniz hukukuna uygun. En ufak bir sıkıntı burada burada sözkonusu değil. Onun için de dikkat ederseniz çok fazla konuşamıyorlar.

Güney bölgesinde eğer bu aramalar netice verirse bunun bütün bereketi Libya’nın. Kuzeyde de Türkiye’nin. Buraya böyle girildi, adım böyle atıldı. Şu anda da her iki taraf bundan memnun olduğu gibi, halkların memnuniyeti de sözkonusu. Tabii işin kara boyutu var ayrı. Şu anda karada Libya’da ciddi manada petrol, doğalgaz çıkarılıyor zaten, o ayrı bir konu. Fakat hazmedemeyenler var. Türkiye gelmese birileri muhakkak gelecekti. Uluslararası şirketler olabilir vesaire. Kaldı ki şu anda bizim bu anlaşma yaptığımız yere, biz yanımıza yine uluslararası şirketleri alabiliriz, buna mani bir hal yok. İsim vermeme de gerek yok. Uluslararası şirketlere teklifler yaparız, bu teklifler neticesinde onları da bu çalışmanın içerisine katabiliriz. Şirketler gelecekler, ortaklaşa onlarla böyle bir çalışma yapabiliriz.

“Meşru hükümetle biz çalışıyoruz”

Burada dikkati çekilen bir yer var. Burası Girit. Biz Girit’in kıta sahanlığı diye bir şey hiç… Girmeden hemen onun doğusundan ve Rodos’un oradan kendi sahilimize ve Akdeniz’de de en uzun kıyı şeridine sahip olan biziz. Böyle de bir özelliğimiz var. Bizim bu attığımız adımdan önce içeride kimler rahatsız oluyor? Bu önemli. Bu rahatsız olanlara dedik ki ‘Bakın bizim Libya’ya girişimiz bugün değil. Geçmişte de özellikle de Yunan ve Rum ikilisinin burada tabii bizi Akdeniz’e hapsetme planları bozuldu. NATO zirvesinde yaklaşık 1,5 saat Yunan başbakanı ve heyetiyle şahsım ve heyetim görüşme yaptık. ‘Bu hukuka aykırıdır’ falan dedi. ‘Eğer hukuka aykırıysa siz hukuka aykırı olmayan yollara başvurun. Oradan bu işi çözün’ dedim. Biz şu anda bir devletle anlaşma yaptık. Siz şu anda Hafter’le çalışıyorsunuz. Hafter’in hukuki bir karşılığı var mı? Yok. Hafter, aslında şu anda uluslararası camianın tanımadığı, orada bir darbeci sıfatıyla bulunan birisidir. Bunu göreceksiniz ve kabul edeceksiniz. Meşru hükümetle biz çalışıyoruz. Tabii önümüzdeki dönemde adil ve hakkaniyete dayalı bir sınırlandırma söylemimizi biz devam ettireceğiz. Bundan geri adım atmamız mümkün değil.

Kimsenin ne bizim ne de özellikle Libyalı kardeşlerimizin haklarının gasbedilmesine ve tek taraflı adımlar atmasına da Türkiye olarak izin vermeyeceğiz. Bu konuda kararlılığımız var. Benim burada teşekkür borcum var. Parlamentomuza bunu getirdiğimizde ve bu tezkereyle alakalı olarak Cumhur İttifakı bu noktada Sayın Bahçeli ve heyetine istisnasız ortaya koydukları tavır sebebiyle çok çok teşekkür ediyorum. Çünkü o duruş çok çok önemliydi. Ana muhalefet partisi Türk askerine lejyoner diyecek kadar alçalıyor. Bizim askerimiz bir defa oraya bir lejyoner sıfatıyla gitmiyor. Tam aksine ben bunu Gölcük’te denizaltı inşasında yaptığımız konuşmada da söyledim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Trablusgarp’a gitti mi? Gitti. Orada gözünden de yaralandı mı? Yaralandı. Farklı bir süreci yaşadı. Gazi Mustafa Kemal için böyle bir yakıştırma yapmanız mümkün mü? Siz her zaman ‘Biz Atatürk’ün partisiyiz’ diyorsunuz. Peki bunu nereye yerleştireceksiniz?

“Orada bir harekât merkezi ve bizim bir korgeneralimiz olacak

Bütün güvenlik kurumlarımız arasında eğitim ve öğretim programlarının düzenlenmesi noktasında teknik bilgi ve tecrübe paylaşımı noktasında bizim askerimizin oradaki görevi koordinasyondur. Şu anda bu koordinasyonu yapıyorlar. Orada bir harekât merkezi, bu harekât merkezinde de bizim bir korgeneralimiz bulunacak. Oradaki bu süreci onlar yönetecekler. Şu anda zaten peyderpey gidiyorlar. Şu anda yoğunlaşma. Şu anda muharip güç olarak bizim orada farklı ekiplerimiz olacak. Bunlar bizim askerimizin içinden değil. Bu farklı ekiplerle o muharip güçler orada çalışacak. Ama işin koordinasyonunu bizim üst düzey askerlerimiz. Bunun içinde korgeneralimiz olmak üzere ve bunun yanında korgeneralimizle birlikte özellikle oradaki emir komuta zincirini elinde tutan gayet iyi yetişmiş ekiplerimiz olacak. Onlarla beraber bu süreci işletmiş olacağız.”

Anlaşmanın meşru hükümetin ayakta kalması ve oradan zaferle çıkması, kendi topraklarına ve varlıklarına sahip olmalarına destek sağlayacağına dikkat çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaptığımız anlaşmayı zedelemeyecek, bu anlaşmanın biliyorsunuz. Zaten bir yıllık bu tezkerenin süresi. Bu bir yıl içerisinde de orada süratle bir netice almak ve TBMM’nin almış olduğu bu söz konusu kararın asıl amacı aslında Libya’da ateşkes sağlanması ve siyasi sürece geri dönülmesine yardımcı olmaktır. TSK unsurlarının Libya’daki olası mevcudiyetinin amacı, savaşmak veya savaştırmak değil. Bir taraftan da meşru hükümete destek sağlayarak bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyecek insani trajedilere yol açacak gelişmeleri önlemektir. Hatta bir an önce de anayasayı hazırlamaktır.

Hayır şimdi bizim buradaki hareket tarzımız şu; bir defa biz petrole, doğal gaza muhtaç mıyız? Muhtacız. Şu anda Libya’da bize böyle bir teklif var mı? Var. Daha önce ben ne dedim, ‘Bize böyle bir talep geldiği zaman, biz bu talebi geri çevirmez ve gideriz.’ Şu anda bize böyle bir talep var ve bu talep karşısında biz gidiyoruz. Şimdi sormazlar mı adama; bak Rus’un Wagner’i orada. 2 bin 500 Wagner var. Öbür tarafta Sudan’ın 6 bin askeri orada. Bunlar oraya bunları gönderiyor da biz neden çağrılmamıza rağmen gitmiyoruz? Üstelik meşru hükümet tarafından, darbeci hükümet değil. Rusya’yı darbeci hükümet çağırıyor. Darbeci hükümet çağırdığı halde oraya gidiyor. İşte asıl lejyoner onlar.”

Libya’da ne olmuştu?

Erdoğan’ın bahsettiği anlaşmalar 27 Kasım’da Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalandı. Bunlar, “Güvenlik ve İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”ydı.

Bunun ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi de geçtiğimiz hafta Libya da dahil olmak üzere yabancı ülkere asker gönderilmesine ilişkin tezkereyi kabul etti.

Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinin ardından Libya’da iki hükümet ortaya çıkmıştı. Türkiye’nin desteklediği hükümet Libya’nın batısında yer alan ve Birleşmiş Milletler ile uluslararası toplumun önemli oranda desteklediği Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti. Libya’nın doğusunun büyük bölümü ise General Halife Hafter kontrolündeki Libya Ulusal Ordusu’nun yönetiminde.

Hafter güçleri, nisan ayında Trablus’u almaya çalışınca, Ulusal Mutabakat Hükümeti Türkiye’den yardım istemişti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus