Korona günlerinde çalışma hayatı (6) – İşten çıkarılanlar anlatıyor: “Cebimde 2.5 lirayla ailemin evine dönmek zorunda kaldım”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgınının Türkiye’de yayılmasıyla birlikte pek çok kişi işten çıkarıldı ya da ücretsiz izne çıkarılmaya zorlandı. Bununla birlikte Selin (*) gibi pek çok kişi de istifa etmek zorunda bırakıldı. 

Selin 24 yaşında bir çevre mühendisi. Bundan kısa bir süre öncesine kadar Konya’da ailesiyle birlikte yaşıyordu. Çevresinin ve ailesinin muhafazakâr bir hayat görüşüne sahip olması, Selin’in üzerinde baskı yaratıyordu. Başörtüsünü çıkarma kararı aldıktan sonra baskılar iyice artmış. Selin, “Burada (Konya) kapalı bir kadınken açılıp yaşamak, muhalif olmak çok zor” diyor. Söylediğine göre Konya artık kendisi için yaşanmaz bir şehre dönüşmüş. Bunun üzerine Selin, bütün cesaretini toplayıp yaklaşık altı ay önce ailesine Ankara’da bir iş bulduğu yalanını söyleyip, yanına aldığı iki valiziyle Ankara’ya, bir arkadaşının evinde yaşamaya gitmiş. Bu kararı almasının kendisi için çok zor ve sancılı bir süreç olduğunu anlatıyor: “Bir ay boyunca iş aradım. Burası ilk bulduğum işti. Bu yüzden türlü mobbinge maruz kaldığım halde çalışmaya devam ettim, mecburdum. 2.500 lira maaş verdiler. Ancak evrakımda 3.500 lira yazıyordu, maaşımın her ay bin lirasını teslim ediyordum.” diyor.  

“Patronum sigara içmenin benim anneliğimi etkileyeceğini söyledi”

Selin işe girdiği ilk günden itibaren Konya’dakine benzer baskılara maruz kalmış. Yaşadıklarının psikolojik olarak çok yıpratıcı olduğunu dile getiriyor: “Erkek çalışma arkadaşım günde üç-dört kere sigara içmeye inebiliyordu. Fakat benim sigara içmeye inmem problem oldu. Patronum sigara içmenin benim anneliğimi etkileyeceğini söyledi, toplumsal olarak sigara içmemin hoş karşılanmadığını, eğer sigara içtiğimi bilseydi beni işe almayacağını söyledi. İşe girdiğim ilk günden beri tırnaklarımın uzun olması ve oje sürmem sorundu.” 

“‘Sen bir dilekçe yaz, istifa et’ dediler” 

Selin bu koşulları başka seçeneği olmadığı için kabul etmek zorunda kalmış. Anlattığına göre, eğer Konya’da yaşamaya devam etseydi ailesi ondan, orada bir iş bulup sonrasında da “uygun bir kısmetle” evlenmesini talep edecekmiş. Selin, “Burada tahakküm altında yaşamayı reddettim ama şu an geri döndüm, ailem benden aynı şeyleri talep edebilir” diyerek endişelerini dile getirdi.  

İstifa etmeye mecbur bırakıldığının ertesi günü ofiste, haftada dört gün evde bir gün de ofiste çalışma kararının alındığını söyleyen Selin, istifa etmek zorunda kaldığı günü şu cümlelerle anlattı: “İşe giderken günde altı vesait kullanıyordum. Salgın ortaya çıktıktan sonra evden çalışmak istediğimi, dosya teslimi gibi zorunlu durumlarda ofise gelebileceğimi söyledim. Bugün eve gidebileceğimi ama yarın ofise gelmemi söylediler. Gelmek istemediğimi söyleyince ‘Sen bir dilekçe yaz, istifa et’ dediler. Çok şaşırdım.”

“Bir yıllık mücadelem çöpe gitti, başladığım yere geri döndüm”

Selin’in 10 gündür son maaşı yatmamış ve şu anda kendi giderlerini karşılayamıyor. Kredi kartı borçlarını ödeyemeyen Selin son günlerini “Bütün gün evde gelecek kaygısı içindeyim. Bir yıllık mücadelem çöpe gitti, başladığım yere geri döndüm” diye anlatıyor.

Şu anda işyerinde imza yetkisi olan başka mühendis olmadığı için, kendi imza yetkisinin ve oda belgesinin kullanılmaya devam edildiğini işyerindeki arkadaşından öğrendiğini söyleyen Selin, “Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan ve ailesi muhafazakâr olan bir kadınım. Ankara’ya gitmek benim için çok zordu. Ailemin yanına geri dönmek bir o kadar zor oldu benim için. Bundan sonra ne olur bilmiyorum. Yeniden bir iş bulabilir miyim, onu da bilmiyorum” diyor.

“umarım sesimizi birileri duyar”

Kendisi dışında pek çok kişinin daha mağdur edildiğini dile getiren Selin şunları ekliyor: “Mobbing ve psikolojik şiddetle istifaya mecbur bırakılan çok fazla insan var. Umarım sesimizi birileri duyar. Kendi adıma bir talebim yok çünkü biliyorum ben görece daha iyi bir durumdayım. Başımı sokabileceğim bir ev var. Çok zor durumda olan insanlar var, biliyorum.”


(*) Röportaj yapılan kişinin ismi güvenliği için değiştirildi. Fotoğraf temsilidir.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus